Nagarjuna’nın Dörtlü Teori Modeli

felsefe Nedir

Nagarjuna, “Budist Tetralamma” olarak da adlandırılan bu dörtlü modelini, Pali Kanon’un Digha-Nikaya’sında yer alan Dörtlü Zincirden esinlenerek ortaya koymuştur. Özellikleri bakımından birbirine benzemektedir. Aşağıda Samyutta Nikaya’dan alıntı, Buda ile önce derviş, daha sonra Buda’nın öğrencisi olan Kassapa’nın bir diyaloğu yer almaktadır. Konuşma Buda’nın, acıların oluşumuyla ilgili açıklamasını içermektedir:

Kassapa: Aziz Gotama, acaba acılar kendi kendine mi oluşmaktadır?
Buda: Böyle konuşmamalısın Kassapa.
Kassapa: Ya da şöyle mi sormalıyım: Acılar başka şeylerden mi oluşuyor?
Buda: Böyle konuşmamalısın Kasapsa.
Kassapa: Yoksa hem kendi kendine hem de başka şeylerden mi oluşuyor?
Buda: Böyle de sormamalısın Kasapsa.
Kassapa: Tamam, ne kendi kendine ne de başka şeylerden, o zaman tesadüflerden mi meydana geliyor?
Buda: Hayır, Kassapa, böyle de dememelisin.
Kassapa: Peki, Aziz Gotama, o zaman acı diye bir şey yok diyebilir miyiz?
Buda: Tahminen acı var Kassapa.
Kassapa: O halde acı bilinmez ve görünmez bir şey mi?
Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.
Kassapa: Yüce Gotama o halde bana acıyı açıklar mısınız lütfen?

Bunun üzerine, Buda Kassapa’ya acının ne kendi kendine ne de başka şeylerin etkisiyle oluştuğunu ayrıntılı şekilde açıklar. Sonunda bu iki görüşten uzak durmasını söyler ve Tathagata’nın merkezindeki esas öğretiyi açıklar: “Biçim, cehalet tarafından yapılandırılır, farkındalık ise biçim tarafından yapılandırılır.”

Buda bu örnekle Dörtlü Zinciri (Urteilsvierkant) tartışmaktadır. Budist düşünceye göre Buda, uzak durulması gereken sonsuzluk inanışının ve yok etme öğretisinin uç görüşlerini sorgulamıştır.

Nagarjuna’nın Dörtlü Zincir modeli temelde bir teori olarak uygulanmaktadır. Bu zincir şöyle sıralanmaktadır:

1. Nesneler aynıdır.
2. Nesneler farklıdır.
3. Nesneler hem aynı hem farklıdır.
4. Nesneler ne aynı ne de farklıdır.

Budist mantığına göre “Kendin Olmama” öğretisi şu anlama gelmektedir: A ile A eşdeğer değildir. Bu süreç, varoluşun düzenli olarak bir araya gelen ve yeniden yok olan, ben imgesiyle devamlı değişmesi sürecini ayırmaktadır. Bu değişim bağlılık aracılığıyla güçlendirilmektedir. Bu şu anlama gelir, biçemsel mantığın temel önkoşulları reddedilmektedir ve A ile A’nın az benzediği ortaya çıkmaktadır. Böylece varoluş etmenlerinin dâhilinde, kendin olmama durumu bulunabilir.

Bunun, ilerleyen çeşitlere göre Dörtlü Zincir yardımıyla değil de, kesin gerçekliklerle kanıtlanması geçerlidir. Bu, bir iddianın yanlışlığının kanıtlanması veya doğru gerçekliğin yerine bir yanlışın konulması anlamına gelmektedir. Ayrıca bir bilgiye karşı koyan, tartışma biçimlerindeki ve fikir silsilelerindeki zayıf noktaların işaret edilmesi anlamına da gelir. Bundan dolayı, buna göre en son değerlendirilebilecek, geçerli olan tek kriter, söylenilenlerin kutsal olup olmadığı ve derinlemesine bir anlayışa uygun olup olmadığı düşüncesinde bulunmaktadır. İfade biçimleri göreceli bir düzleme ait ise bu ifade biçimleri zorunludur. Ama bunlar öğreti içeriğinde aracılık etmek ve aktarmak için “kutsal olarak uygulanması” ispat edilmeli ve buna göre bu ifadelerin gerçeklik oranı kullanılabilirlik ile ilişkilendirilmelidir.

Bu gerçek ve tam anlama durumu sözsüz anlayışta geçerlidir. Bu sözsüz anlayış “Zen” anlayışında “Düşünülmeyen Düşünce” olarak bilinen bir ifadedir. Böylece değerlendirmenin dört noktasının uygulanması iki bakış açısına sahiptir: Birincisi yapıcı olmayan bir düşünceyi ifade eder, buradaki yapıcı olmama durumu; sınırlı, kısıtlanmış ve kutsal olmayan düşüncenin çıkmazlarını ve bir görevini ifade etmektir. İkincisi de yapıcı bir düşünceyi ispat etmektir. Yani bilgelikteki cehalet durumunu kanıtlar. Aynı zamanda da bu düşünceden yola çıkılmasını kanıtlar. Dörtlü Zincir unsurları, bugüne kadar bazı Zen ustalarında ve Zen ustalarının çözülmesi için verdiği sorunlar geleneğinde tekrar kendini bulmaktadır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*