Monatçılık (Monadizm) Nedir, Ne Demektir?

Monatçılık (Monadizm) Nedir?
Monatçılık (Monadizm) Nedir?

Monatçılık ya da Monadizm, Alman düşünürü Leibniz‘in bölünmez güç öğretisidir. Bölünmez, yetkin birim, atom anlamında olan monat deyimi, Antik Çağ Yunan felsefesinden kaynaklanmaktadır. Pisagorcular ve Yeni-Platoncular tarafından kullanılmıştır. Alman düşünürü Gottfried W. Leibniz, bütün felsefesini kapsayan Monadoloji adlı yapıtında, maddedeki bölünmez güce monat adını vermiştir. Buradan kaynaklı da bu felsefeye Monatçılık ya da Monadizm denilmiştir.

MONATLAR ve MONADİZM

Bu anlayışa göre evrendeki bütün varlıkların özü, monat adı verilen birimlerdir. Monatların önemi onların bütün dışsal algılara karşı kapalı oluşlarındadır. Leibniz’in deyisiyle monatların pencereleri yoktur ki oradan içlerine bir şey girip çıkabilsin. Buysa bilgilerimizin doğuştan olduklarını, sonradan ve duyular yoluyla edinilmediklerini tanıtlar.

Monatlar ancak yaratmayla başlayabilir ve yok olmayla bitebilirler. Monatlar monadı olan ise Tanrı’dır. Monatlar, dıştan hiçbir etki alamadıklarına göre, kendi iç etkileriyle değişir ve hareket ederler. Bütün basit tözlere ya da aynı anlamda olan yaratılmış monatlara entelekya adı verilebilir, çünkü onlarda bir yetkinlik ve onları kendi iç eylemlerinin kaynağı olan otomat bir yeterlik vardır.

Her monat, başka monatlardan farklıdır, çünkü doğada birbirinin aynı olan iki şey yoktur. Bundan ötürü de, her monatta sürekli bir değişme vardır, doğum ve ölüm sandığımız işte bu monatların sonsuz değişmelerindeki görünüşlerdir. Monatlar monadı Tanrı, ilk birim ya da başlangıçtaki ilk basit tözdür. Yaratılmış ya da birbirinden çıkmış olan monatların hepsi ondan oluşmuştur.

Monatlar bölünemeyeceğine göre, Tanrı’nın birer parçası değil, onun yaratığıdırlar. Akla dayanan bilgilerimiz iki büyük ilkeden yola çıkarlar: Çelişme ilkesi, ki bu ilkeye göre içinde çelişme olana yanlış, yanlışa karşıt ya da yanlışla çelişik olana da doğru hükmünü veririz. Yeter neden ilkesi, ki bu ilkeye göre yeter bir neden olmadıkça hiç bir olgunun doğru ya da var olamayacağını anlarız. O halde Tanrı’nın bilgisinde sonsuz mümkün evrenler bulunduğundan ve onlardan ancak biri var olabileceğinden Tanrı’nın başka bir evren yerine bunu seçmesinin yeter bir nedeni bulunması gerekir.

İşte bu varsayım, Tanrı’nın büyüklüğünü gerektiği gibi meydana koyar. Her canlı örgensel cisim bir çeşit Tanrılık makinedir (mekanizm). İnsan sanatının yaptığı bir makinenin parçaları makine değildir ama, canlı cisimler sonsuza kadar en küçük parçalarında da makinedir. İnsansal sanatla Tanrılık sanat arasındaki fark buradadır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*