Metafiziksel Kötülük Nedir?

felsefe Nedir

Tarihsel olarak bakıldığında daha önceleri felsefi literatürde genişçe tartışılmasına rağmen “metafizik kötülük” ifadesinin ilk kez Leibniz tarafından kullanıldığı görülür.

Bu tabir evrenin sonluluğu ve sınırlılığı olgusuna işaret eder. Leibniz’e göre, özellikle de Augustine’ci gelenekte, ahlaki ve fiziksel kötülüklerin temelinde de metafizik kötülük görülmelidir. Bu görüşe, “eğer yaratılmış bir alem olacaksa sınırlılık kaçınılmazdır” düşüncesiyle bazı Augustine’ci teodiseciler karşı çıkmışlar.29

Leibniz şerri (kötülüğü) üç türlü kabul eder:

  1. Metafizik kötülük: Bu sadece kemalin bulunmamasıdır.
  2. Doğal kötülük: Bu da elemlerdir.
  3. Ahlaki kötülük: Bununla günah kastedilmektedir.

O, metafizik şerri asıl kabul eder. Diğer çeşitler bundan çıkmaktadır. Allah ne tabiî şerri ne de ahlaki şerri mutlak olarak murat etmez. Fakat Allah’ın iki türlü iradesi vardır. Birisi, fiilden önceki iradesidir ki her hayra yönelir. Allah bu irade ile, hayır olduğu için hayrı murat eder. Diğeri, sonradan gelen nihai iradedir ki bununla, hayırları mukayese edip, içlerinden, birleştikleri zaman en büyük hayrı meydana getirmeye müsait olanları diler.

İşte şer, bu en büyük hayrın, başlangıçta en lüzumlu şartlarından biridir.30 Leibniz’e göre Tanrı mükemmel ve iyi olandır31; dolayısıyla alem de iyidir.32 Çünkü iyi ve mükemmel olanın meydana getirdiği de iyi olmalıdır; “Tanrı’dan iyilik, adalet ve kutsallığına tamamen uygun olmayan hiçbir şey çıkamaz”.33

Leibniz’e göre “Tanrı bütün kısımları birbirine bağlı olan kainatı dikkat ve itinayla yaratmış ve sonunda bunu yaparken her ihtimali hesap etmiş ve bu hesabın sonunda bazen kötülüklere göz yumamazlık edilemeyeceği sonucuna varmıştır.34 Kötülüğün kaynağı, Leibniz’e göre yaratılanın özünde var olmalıdır. Yaratılanın içinde kökensel olarak mükemmel olmayan, sınırlı bir şeyin mevcut olduğu düşünülmelidir, evet yaratılanın sınırlı oluşu onun özünün bir parçasıdır.

Eğer bu sınırlandırmayı yaratılanda yok sayarsak, bu takdirde Tanrı, kötü olur ki bu anlamsızdır. Kötülük yaratılanın sınırlanmasından kaynaklandığından, kötülüğün müspet bir realitesi yoktur, tersine aslında basit olarak yoksamadan ibarettir.35 Leibniz’e göre, böyle bir eksikliğin oluşu Tanrısal hikmet açısından da kaçınılmaz bir zorunluluktur. Tanrı’nın bu evreni yaratırken bir sürü olabilir dünyalar arasından bu şimdikini seçip gerçekleştirmesi, onun olabilir dünyalar arasında en iyisi olmasındandır.36

Gerçi bu dünya da yetkin değil, ama ötekilerin daha az yetkin olduğunu kabul etmek gerekir. Bu da, yetkin olan bir dünyanın olamayacağı demektir. Leibniz için “yetkin olmayış” dünya kavramında zorunlu olarak bulunan bir ögedir. İçinde sonlu varlıkların bulunmayacağı bir dünya düşünülemez. Sonlu varlıklar ise, sonlu oldukları için, yetkin değildirler. Öyle ise, Tanrı bir dünya yaratacaktıysa, bunun sonlu varlıklardan kurulması bir zorunluluktu. İşte sonlu varlıkların eksik oluşları, yetkin olmayışları “metafizik kötülük”tür.37 Metafizik kötülük, meydana getirilmiş her monad üzerine yüklenmiş bulunan mükemmelliğin giderek azalması, sınırlanmasıdır. Bu da yaratılmış bütün varlıkların tabiatlarının gereği olan sonluluktan kaynaklanır.

Tanrı’dan başka her şey, mantıki olarak sonlu ve noksandır. Fiziksel ve ahlaki kötülük de bu metafizik kötülükten, yani mükemmelliğin azalmasından meydana gelir. Esasen her şey zıddıyla anlaşılır. Dolayısıyla noksanlık olmasaydı mükemmellik bilinemezdi. Manevi ve ahlaki kötülük olarak bilinen günah, varlıklardaki sonluluk ve noksanlıktan, maddi yani fizik kötülük olarak bilinen elem, ıstırap ve keder de bu günahtan dolayı vardır.38 Metafiziksel kötülükleri doğal kötülükler sınıflamasında ele alan filozoflar da mevcuttur.

Örneğin, Mohapatra’ya göre, “metafiziksel kötülükler de doğal kötülüklerdir. Çünkü o insan iradesinin dışındadır ve doğa yasalarına tabidir. Depremler, seller, kuraklıklar, kıtlıklar, kasırgalar ve benzerleri metafizik kötülük olarak bilinen tabiî kötülüklerdir”.39

Konu Başlıkları

KAYNAKÇA

29 Hick, Evil, s. 13.
30 Macit Gökberk, Felsefe Târihi, Ankara, Bilgi Yayınevi, 1966, s. 330-331.
31 Gottfried Wilhelm Leibniz, Metafizik Üzerine Konuşma, Çev. Nusret Hızır, İstanbul, Milli
Eğitim Yayınları,, 1949, s. 1.
32 Etienne Gilson, Tanrı ve Felsefe, Çev. Mehmet S. Aydın, İzmir, Dokuz Eylül Üniversitesi
Yayınları, 1986, s. 66.
33 Gottfried Wilhelm Leibniz, İmanla Aklın Uygunluğu Üzerine Konuşma: Teodise
Denemeleri, Çev. Hüseyin Batu, İstanbul, Milli Eğitim Yayınları, 1986, s. 16.
34 Leibniz, İmanla Aklın Uygunluğu Üzerine Konuşma, s. 49.
35 Charles Werner, Kötülük Problemi, s. 31.
36 Leibniz`in, bu dünyanın “mümkün dunyaların en iyisi oldugu” ile ilgili iddiasının ayrıntılı
değerlendirmesi için bkz.: Yaran, Bilgelik Peşinde, s. 163-168.
37 Yaran, Kötülük ve Teodise, s.27.
38 H. Ömer Özden, “İbn-i Sina ve Leibniz’de Kötülük Problemi”, Atatürk Üniversitesi İlahiyat
Fakültesi Dergisi, Sayı 13, Erzurum, 1997, s. 282.
39 Mohapatra, Philosophy of Religion, s. 59.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*