Felsefe hakkında her şey…

Luce Irigaray

08.11.2019
Luce Irigaray

Luce Irigaray, çağdaş Fransız feminizminin ve Kıta felsefesinin önde gelen isimlerinden biridir. Felsefe, psikanaliz ve dil bilimi gibi alanlarda çalışan çok yönlü bir düşünürdür.

Ünlü psikanalist Jacques Lacan’ın öğrencisi olan Irigaray‘ın, kadınların hem felsefeden hem de psikanalitik teoriden dışlanmasını eleştirdiği Speculum of the Other Woman‘da Lacan’dan ayrı görüş bildirmesi, onun önde gelen bir feminist teorisyen ve kıta filozofu olarak ön plana çıkmasını sağlamıştır.

Luce Irigaray‘ın sonraki eserleri, kadınların felsefe tarihinden, psikanalitik teoriden ve yapısal dil biliminden uzak tutulmasının kapsamlı bir çözümlemesini ve eleştirisini sunar.

Irigaray, kadınların geleneksel olarak nesne ve doğa ile ilişkilendirildiğini ve bu durumun kadınların özne konumunu ortadan kaldırdığını iddia eder. Kadınlar erkek öznelliğine eklemlenerek özne olabilirken, kadınlar için ayrı bir özne konumu mevcut değildir. Luce Irigaray‘ın amacı, dişil bir özne konumunun yokluğunu, dişil olan her şeyin doğaya/nesneye indirgenmesini ve nihayetinde Batı kültüründe gerçek bir cinsel ayrım bulunmadığını ortaya çıkarmaktır.

Irigaray, bu eleştiriyi ortaya koymanın yanı sıra, Batı kültüründe kadınların durumunu değiştirmek için öneriler de sunar. Mimesis, stratejik esasicilik, ütopik idealler ve yeni bir dil kullanmak, çağdaş kültürü değiştirmenin merkezinde yer alan yöntemlerden sadece birkaçıdır. Irigaray‘ın kadınların kültürden dışlanmasına ilişkin çözümlemesi ve stratejik esasiciliği kullanması, çağdaş feminist teoride son derece etkili olmuştur.

Irigaray’ın çalışmaları, kadınlığın ve cinsel farklılığın nasıl tanımlanacağı, stratejik esasiciliğin kullanılıp kullanılmayacağı ve tarihsel olarak kadınları baskı altında tutmak için kullanılan stratejilerin içerdiği risklerin değerlendirilmesi konularında verimli tartışmalar yaratmıştır.

Irigaray’ın çalışmaları teorinin ötesinde pratiğe de uzanmaktadır. Irigaray İtalya’daki feminist harekete aktif olarak katılmıştır. İtalya’da cinsel farklılığa saygının kültürel düzeyde ve hukuksal zeminde yaşama geçirilmesi için çeşitli girişimlere katılmıştır.

Irigaray’ın feminist teoriye ve kıta felsefesine katkıları oldukça fazladır ve tüm eserleri okurlarına toplumsal cinsiyet, benlik ve bedene dair geleneksel anlayışlara karşı doyurucu bir karşı çıkış sunmaktadır.

Luce Irigaray

Luce Irigaray

Luce Irigaray kimdir?

Çağdaş Fransız feminist filozoftur.

“Parlern Est Pas Jamais Neutre” (Asla Yansız Olmayan Konuşma), “La Sexe linguistique” (Linguistik Cinsiyeti), “Sexes et Geneologies” (Cinsiyetler ve Soy kütükleri), “Je, tu, nous: Pour une Culture de la Diffarance” (Ben, Sen, Biz: Bir Farklılık Kültürüne Doğru) isimli eserleriyle ünlüdür.

Felsefeye psikiyatri ya da psikoloji alanından gelen Irigaray çağın önemli kadın düşünürlerinin başında gelir. Derrida’nın metafiziğin zorunlu kıldığı bastırma ve marjinalleştirmelere dair açıklamasından ilham alan Irigaray tüm dikkatini kültür tarafından baskı altına alınana yöneltmiştir. O nitekim, kadının gerek metafizik ya da felsefede ve gerekse de kültürde dışlanmış olduğunu öne sürer. Kadın Batı’nın kültürel imarjinerinde var değildir. Batı kültürü Freud’un “Totem ve Tabu”sunun baba katlinden çok daha eski olan bir ana katli üzerine inşa edilmiştir.

Buna göre, Irigaray öncelikle felsefe tarihinde unutulmuş olan kadını arar. O bu bağlamda, görme duyusundan, nesne bilgisinden uzaklaşan ve özü varlığın, formu gerçekliğin ölçüsü yapan Platon’dan başlayarak, günümüze kadar olan bütün bir Batı felsefesi geleneğini eleştirir. Irigaray bununla da kalmayıp, dildeki cinsel yönelimleri araştırmıştır. Kadının fallik olan dilde temsil edilmediğini öne süren filozofa göre, iletişimde bulunmak ve başkalarıyla ilişki kurabilmek, yani sosyal olabilmek için kadınlar ya erkeklerin dilini konuşmak ya da kendi dillerini yaratmak zorundadırlar.

Geleneğin kendisini eksik bir Gestalt, erkek öznenin uçuk, akıldışı, hiçbir zaman tam olamayan bir yansıması olarak gördüğünü söylediği kadının dilde temsil edilmediğini tekrar tekrar ifade eden Irigaray, özgül kadınca söylemin eski/yeni sözlerini egemen düzenin çeşitli şekillerde yıkıldığı köşe taşlarına yerleştirmeye çalışmıştır. Buna göre, o kadın cinsel organının biçimiyle ilgili bambaşka yapılar ortaya atarak psikanalizin fallüsüyle alay etmiş, erkek düşüncesinin kadın için aynada oluşturduğu imgeyi parçalamaya veya boşaltmaya kalkışmıştır.

Irigaray aynı şeyin kadının sosyal statüsü için de geçerli olduğunu dile getirdikten sonra, kadının erkeğin, erkeğin de kadının yerinde hiçbir zaman olamayacağı bir farklılık etiği geliştirmiştir. Bir cinsel farklılık etiğinin kadın jeneolojileriyle olan bağlarını yeniden kurması gerektiğini savunan Irigaray’a göre, kadının jeneolojisini yeniden inşa etmek veya canlandırmak, bastırılmış kadını desteklemek, ona bir ifade imkanı kazandırmak, kendine özgü kültürünü iade etmektir. O kadınların son yıllarda kazandıkları hakların büyük bir bölümünün onların erkek postuna bürünmelerine izin veren haklar olduğunu iddia eder.

Ona göre, eşit haklara sahip olma ve hukuk düzeninin tarafsız olduğu mitosuna karşı, farklılık, ilk olarak haklarda kadınlar için ayrılık yapılmasıyla aşikar hale getirilmelidir. Zira bu durumda yapılan klasik hukukun erkek ,damgalı şekli karşısında kadınları eşitliğe zorlamak olacaktır. İkinci olarak da cinslerin hukukta ilk kez kendilerini göstermeleri gerekmektedir.

İlgili konular:

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...