Felsefe hakkında her şey…

Görüngüler: Şeylerin nasıl göründüğüne dayalı inançları gerekçelendirmek

12.04.2024
77
Görüngüler: Şeylerin nasıl göründüğüne dayalı inançları gerekçelendirmek

Önümde bir fincan kahve var ve ben zaten şimdiye kadar iki kahve içmişim gibi algılıyorum. Beş ile yediyi toplayınca on iki sonucuna ulaşılacağı apaçık ortada. Yavru köpeklere işkence edilmemesi gerektiğini anlıyorum ve “kaçtı şan haydi” sözcük dizisinin gramere uygun olmadığını hissediyorum. Bazen bir konuda bir şeylerin yanlış gittiğine dair bir sezgiye kapılıyorum, ya da bir fırsatı değerlendirmek için doğru zamanın geldiği izlenimini ediniyorum.

Bütün bu örnekler, genellikle bir şeyin doğru olduğuna ilişkin bir his ya da duyguya sahip olduğumuzu gösteriyor. Pek çok filozof, bu tür hislerle bağlantılı olan ve görüngü adı verilen bir tür zihinsel durum olduğuna inanıyor.

1. Görüngüler ve gerekçelendirme

İnanışlar haklı veya akla uygundur. Bu genellikle bunlar başka inançlara dayandığı için böyledir.

Ancak bazı inançlarımız başka bir inanca dayanmadan da gerekçelendirilebilir ya da akla uygun olabilir. Bu tür inançlara temel inanç denir; bunlar haklı inançlardır, ancak diğer inançlar tarafından gerekçelendirilmezler. Görüngüler felsefi açıdan ilgi çeker; çünkü bu durumun nasıl gerçekleşebileceğini açıklığa kavuştururlar. Belki de inançlarımız şeylerin bize nasıl göründüğüyle temellendirilebilir.

Görüngüler, günlük inançlarımızın çoğuna nasıl sahip olduğumuzu da açıklar. Örneğin, önümdeki kahve fincanının bir yanılsama olma olasılığını göz ardı edemesem de bu olasılığı benimsemek için iyi bir nedenim de yok. Bu nedenle görüngüler, kabaca belirli bir türde veya herhangi bir türde bilgiye sahip olmadığımız veya sahip olamayacağımız görüşü olan şüphecilikle ilgilidir. Bazı filozoflar, önümde bir fincan kahve varmış gibi görünüyor olmasının gerçekten de önümde bir fincan kahve olduğuna dair inancımı gerekçelendirmek için yeterli olduğunu ileri sürer.

Pek çok filozof çeşitli türde görüngüler olduğunu savunur: Önümde bir fincan kahve olduğu görüngüsü görüsel, zaten iki kahve içtiğim görüngüsü anısal, 5 + 7 = 12 görüngüsü düşünsel, yavru köpeklere işkence yapılmaması gerektiği görüngüsü etik ve “kaçtı şan haydi” görüngüsü dilseldir.

Bununla birlikte, tüm bu görüngülerin inanışları gerekçelendirip gerekçelendiremeyeceği ve hangi derecede gerekçelendirebileceği tartışmaya açıktır. Örneğin, anısal görüngüler genelde dilsel görüngülerden daha fazla hata içerir.

Çoğu filozof görsel görüngülerin inançlar için kanıt sağlayabileceğini veya inançları gerekçelendirebileceğini düşünür. Yani görünüşlerin inançlara epistemik gerekçe sağladığı düşünülür. Bazı filozoflar sağduyu ve sezgi gibi diğer görüngü türlerinin de inançları gerekçelendirebileceğini savunur. Yavru köpeklere işkence etmenin yanlış olduğunun bana açıkça görünüyor olduğunu varsayalım. Yavru köpeklere işkence etmenin yanlış olduğundan şüphe etmek için hiçbir nedenim olmadığına göre, bu filozoflar yavru köpeklere işkence etmenin aslında yanlış olduğuna inanmakta haklı olduğumu söyleyecektir.

Elbette, bir şeyin doğru gibi görünmesi her zaman ona inanılması gerektiği anlamına gelmez. Önümdeki bir bardak suyun içinde bir kalem olduğunu varsayalım. Kalem bana kırılmış gibi görünür, ama bunun bir yanılsama olduğunu bilirim: Suyun düz nesneleri kırılmış gösterebileceğinin farkındayım. Elbette, kalemin kırılmış olduğuna inanmamalıyım. Bazı filozoflar kalemin kırılmış olduğuna inanmakta yine de biraz haklı olduğumu, ancak kırılmadığına inanmakta daha çok haklı olduğumu söyleyecektir. Diğerleri ise böyle bir durumda, benim görüşümün herhangi bir doğrulama sağlamadığını savunacaktır. Kanıt sağlayabilecek veya inançları haklı çıkarabilecek şeyin yalnızca görünümler olduğunu düşünen filozoflara genellikle ampirist denir . Sağduyu veya sezgi gibi a priori görünümlerin inançları haklı çıkarabileceğini savunan filozoflara da rasyonalist denir. Bana doğru gibi görünen bir şeye inanmaya en azından bir dereceye kadar haklı olduğum ve onun doğruluğundan şüphe etmek için iyi nedenlerim olmadığı görüşü de olgusal muhafazakarlık olarak bilinir . Bu görüş en belirgin biçimde Michael Huemer tarafından savunulur. Bazı filozoflar, kişinin etik görüşlerinin gerekçelerini ortaya koymada görüngüye başvurmanın önemli ve hatta belki de vazgeçilmez olduğunu ileri sürerler.

2. Görüngüler

Gördüğümüz gibi, görüngüler açıkça inanışlarla ilişkilidir. O zaman bunların basitçe birer inanış olup olmadığı, belki de sadece başka inanışlardan çıkarsamadığımız inanışlar olup olmadığı sorgulanabilir. William Lycan (1988), görünüşlerin başka inançtan türetmediğimiz inançlar olduğunu savunur. Nitekim şu anda önümde bir fincan kahve olduğuna inanıyorum ve bu inanışı sahip olduğum başka bir inanıştan çıkarsamadım. Eğer görüngüler sadece bir tür inanç olsaydı, bazı inançlarımızın başka inançlara dayanmadan nasıl gerekçelendirilebileceğini açıklayamazlardı.

Su bardağındaki kalemi tekrar ele alalım. Kaleme baktığımda bana sadece kırılmış gibi görünüyor; ama aslında öyle olmadığına inanıyorum. Pek çok filozof bu nedenle görüngülerin sadece bir tür inanç olduğunu söylemememiz gerektiği görüşündedir. Buradaki yanıtlardan biri, hem kalemin kırılmış olduğuna hem de öyle olmadığına inandığımı iddia etmek olabilir. Ancak bu yanıt, bu kadar basit bir görsel yanılsamayı deneyimlerken mantıksız olduğum gibi inanılmaz bir sonuç doğuracaktır.

Bir başka öneri de görüngünün inanma eğilimi olduğudur. Ernest Sosa (2007) görüngülerin inanma eğilimleri olduğunu ileri sürer. İnanma eğilimleri inançlara dönüşebilir. Ancak bir eğilimi de reddedebiliriz. Kalemi suyun içinde gördüğümde, onun kırılmış olduğu inancına doğru çekildiğimi hissederim. Ancak bu eğilimi kabul etmek zorunda değilim.

Bununla birlikte, kişi bir şeyin doğru olduğuna dair bir izlenime sahip olmadan da ona inanmaya meyilli olabilir. Örneğin, en sevdiğiniz adayın seçimleri kazandığına inanmaya meyilli olabilirsiniz; çünkü bunun doğru olmasını istersiniz.

Bu gibi nedenlerden dolayı, birçok filozof görüngünün ne inanç ne de inanma eğilimi olduğunu, farklı, özel bir rasyonel tutum ya da zihinsel durum olduğunu iddia etmektedir.

3. Görünüşler üzerine kurulu şüpheler

Belki de iddia edilen görüngü örnekleri sadece “görüngü” adını paylaşıyordur. Michael DePaul (2009), “görüngü” isminin ifade ettiği benzersiz bir zihinsel durum türü olmadığı yönündeki şüphesini ifade etmektedir. Daha önce de belirtildiği gibi, yukarıda verilen örnekler birbirinden oldukça farklı.

Yine de “görüngü” olarak adlandırdığımız her zihinsel durumun ortak bir özelliği vardır: Genellikle bir inanma eğilimi yaratır.

Ne var ki bu, birisini “görüngü” adı verilen özgün bir zihinsel durumun varlığına ikna etmek için yeterli değildir. Sonuçta, hüsnükuruntu ve diğer zihinsel durumlar da tipik olarak inanma eğilimine yol açar.

Görüngünün varlığından şüphe duymak için bir başka neden de şudur: Muhtemelen inançlar ve inanma eğilimleri de dâhil olmak üzere pek çok zihinsel durumun farkındasınızdır. Ama zihninizde görüngüler var olabilir mi? Eğer yoksa yalnız değilsiniz: Ünlü filozoflar da onları bulamadılar.

Öte yandan, tarih boyunca pek çok filozof, fantezi veya açık ve seçik algı gibi isimler kullanarak, en azından görüngülere çok benzeyen durumlar hakkında fikir beyan etmiştir. Aristoteles phantasia kelimesini kullanır, Descartes ise açık ve farklı algı ifadesini kullanır. Bu tür zihinsel durumlara yönelik bu uzun süreli ilgi, anlaşılması zor olsa da görüngülerin var olduğuna dair bir güven vermektedir.

4. Sonuç

Eğer görüngüler varsa bunlar neden başka inançlar tarafından gerekçelendirilmeyen bir dizi akla yatkın inanca sahipmişiz gibi olduğumuzu açıklayabilir. Ama görüngüler gerçekten var mıdır? Çoğuna göre evet…

 


Bu makale Sosyolog Ömer Yıldırım tarafından www.felsefe.gen.tr için, Kaj André Zeller’in “Seemings: Justifying Beliefs Based on How Things Seem” isimli makalesinden Türkçeye çevrilip derlenerek hazırlanmıştır. Alıntılanması durumunda kaynak gösterilmesi, ahlaklıca olanıdır.

Çeviri ve Derleme: Sosyolog Ömer YILDIRIM

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...