Estetik ve Ahlak

felsefe Nedir

Her ne kadar estetik yargı olarak doğaya ilişkin olsa da Kant tarafından güzelin toplumsal anlamda da değerlendirildiğini görmekteyiz Bunun nedeni, güzelin öznel evrenselliğinin karşılık geldiği alanın insan topluluğu olmasıdır.

Çünkü “Çiçek güzeldir.” yargısının muhatabı diğer insanlar olarak herkestir. Yani her ne kadar çiçekten alınan haz öznel olsa da bu hazzın güzel olarak nitelendirilmesi diğer insanların oluşturduğu bir evrenselliğe ihtiyaç duymaktadır. Bunun yanında söz konusu evrensellikten etkilenmenin ters yönde olduğu bir durumla karşı karşıyadır.

“Çiçek güzeldir.” yargısında özne diğer öznelerden yargıya katılmayı bekler. Burada yargıyı veren özneden dışarıya doğru bir istikamet söz konusudur. Hâlbuki sensus communis olarak adlandırılan bir diğer durumda diğer öznelerin tek bir özneyi etkilemesi söz konusudur. Çünkü sensus cornmunis ya da sağduyu aslında öznenin kendisini (diğer öznelerin oluşturduğu) belirli bir ortak akla göre yargılama imkânını ifade etmektedir.

Aslında sensus communis dayatmacı değildir. İnsan, toplumsal bir varlık olarak kendisini başkasına sunmaya, kendisinde bir ölçüte ihtiyaç duymakta ve ihtiyaçtan başkası denilen diğer özne doğmaktadır. Ama başkasının varlığının sadece bu ihtiyaçtan ibaret olduğunu ya da hayali olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü tek başına olan bir insanın kendisine ya da etrafına çeki düzen vermesiyle genel olarak karşılaşılmaz. Bu anlamda kendisine özen gösteren insan aslında kendisine dışarıdan bakıldığında nasıl görünüyorum ve nasıl görünmeliyim kaygısından hareket etmektedir. Bunu biraz daha incelterek nasıl gözükmeliyimi nasıl davranmalıyıma doğru ilerlettiğimizde beğeni yargısı ahlaki bir form alır.

Bu anlamda bir davranışın güzel olması onun ahlak yasasına uygun olmasının ötesinde beğeni yargısı olarak ortak duyuya uygun davranmasıyla ilgili hâle gelir. Aslında beğeni yetisi altındaki estetik yargı, burada kendisini ahlak yasasına uygun davranmak olarak ifade eder. Hatta Kant sağduyunun bir nevi ödev olarak kabul edilmesi gerektiğini düşünmektedir. Ama bu durum tam da güzelin ahlaki olan ile olan uyumunu bozma tehlikesini içinde taşımaktadır. Çünkü insan, ahlak yasasına değil de toplumsal beğeniye uygun davranarak çıkarcı olabilir. Sonuçta Kant’ın insanın sağduyuya kulak vermesini bir ödev olarak yüklenmesinin ahlak yasasına uygun davranmak değil ahlak yasasından dolayı davranmak ile uyumlu olması gerektiğini düşündüğünü unutmamız lazımdır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*