Ergenlik Döneminde Duygusal Gelişim (12-20 yaş)

felsefe Nedir

Ergenlik dönemi, yetişkinliğe ilk adımın atıldığı evredir. Fırtınalı ve gergin geçen bu dönem hangi toplumda, hangi kültürde olunursa olunsun her bireyin yaşadığı, çocuklukla yetişkinlik arasındaki geçiş dönemidir. “Duygusal çöküntü dönemi” diye de adlandırılan bu dönemde ergenler duygusal iniş ve çıkışlar yaşarlar.

Ergenler; fizyolojik, psikolojik, cinsel ve sosyal alanlarda değişiklikler yaşarken hormonların etkisiyle duygusal alanda da ciddi değişiklikler yaşarlar. Çocukluk döneminde öfke, kızgınlık, sevinç gibi duygular daha açık bir şekilde yaşanırken ergenlik döneminde bu duygular biraz daha kontrollü yaşanır. Kızların erkeklere göre daha önce duygusal olgunluğa ulaştığının ifade edildiği bu dönemde gençlerin duyguları sık sık değişir, çabuk sevinir, çabuk üzülür, çabuk sinirlenirler. Gülerken birden bire ağlamaya başlayabilir. Duygularda ciddi bir istikrarsızlık ve artış vardır. Tepkileri önceden kestirilemez.

Ergenlik öncesinde başlayan, daha sonra da devam eden ve hormonların salgılanması ile belirginleşen fiziksel değişimlerle ilgili olarak dış görünüşlerinden utanma ve mahcubiyet duygusu yoğun olarak yaşanır. Sürekli vücutlarını saklama eğilimi içindedir.

Bu dönemin diğer bir özelliği de gençlerin ya şimdiye ya da geleceğe yönelik aşırı hayal kurmalarıdır. Kurduğu hayalleri karşıt cinsle ilgili olabileceği gibi, üniversiteye gitmek, meslek sahibi olmak, yuva kurmak gibi konularla ilgili olabilir.

Arkadaşlıkların çok önemsendiği bu dönemde anne-baba ikinci planda kalır, beğenilmez, eleştirilir. Akranları ile olan ilişkilerinde engellemeler, yasaklamalar gencin huzursuz olmasına neden olur. Alışık olmadığı yeni bir olayla karşılaşınca tedirgin olup, heyecanlanır ve huzursuzluk duyar. Yaşadığı duygusal dalgalanmalardan dolayı eleştirdiği anne-babasına ihtiyaç duyar ve başı sıkışınca hemen onlara müracaat eder.

Zaman zaman etrafında bulunan insanlarda uzaklaşmak, yalnız kalmak ister. Gelişen ve değişen bedenini, sürekli çalkantılar içinde olan duygularını saklamak için yalnız kalmayı tercih eder. Kendi başına zaman geçirir, müzik dinler, anılarını yazar.

Karşıt cinse karşı ilginin yoğunlaştığı bu dönemde yakışıklı ya da güzel olup olmadığını sorgular. Dış görünüşüne çok önem verip, karşıt cinsin ilgisini çekmek amaçlanır. Bazen karşı tarafa hiç hissettirmeden saf ve temiz duygular taşıyan gençlik aşkları yaşanır.
Gencin en büyük isteği çevresindeki kişiler tarafından anlaşılmaktır. Özellikle anne-babasının kendini anlamasını, yanında olmasını, eleştirmemesini, başkaları ile karşılaştırmamasını, aşağılamamasını ister. Anlaşılamadığından şikâyet eder durur.

Bu dönemde hep arkadaşlarıyla birlikte olma isteğinden dolayı ders çalışmaya karşı bir isteksizlik olur ve bu da anne-babasıyla tartışmalara girmesine sebep olur. Sorumsuzlukların arttığı bu dönemde genç, akademik anlamda da başarısızlıklar yaşayabilir.

Ergenlik dönemindeki genç anlaşılma ve değer görme duygusunu yaşamak ister. Bunu sağlayacak olan ise ailesidir. Fikirlerine değer vermek, ev ve aile ile ilgili konularda görüşlerini sormak, fikir alışverişinde bulunmak gencin kendisini değerli hissetmesine sebep olacaktır. Gencin en çok ihtiyaç duyduğu sevgi ve ilgi ihmal edilmemeli, gence ailesinin her zaman yanında ve arkasında olduğu, ona güvendiği duygusu hissettirilmelidir. Ergenlik dönemi çok ciddi problemlerle geçiyorsa profesyonel destek alınmalıdır.

Kaynak: ATA-AÖF, GELİŞİM PSİKOLOJİSİ, Yrd. Doç. Dr. Arzu GÜLBAHÇE

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*