Ekosentrik Etik Nedir?

Felsefe Genel
Felsefe Genel

Çevre etiği içinde farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Geniş bir yelpaze sunan çevre etiğinin iki ucunda antroposentrik etik ve ekosentrik etik yer alır.

Ekosentrik etik evreni de içine alan bütüncül bir yaklaşım sunar. İster canlı ister cansız olsun tüm varlıkların doğuştan gelen bir öz değeri vardır. Bu öz değer doğrultusunda tüm yaşam formlarının eşit derecede yaşama ve kendini gerçekleştirme hakkı vardır.

Sözü edilen bütüncül metafiziğin temelinde tüm varlıkların ve her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğu varsayımı yatar. İnsanlar ve insan olmayan doğa bütünün parçalarını oluşturmakla birlikte, bütün parçaların toplamından daha farklı bir yapıdır. Bu yapı içinde bilgi birikimsel ve deneysel değil, bağlamsal ve sezgiseldir (Naess, 1973, s.95-99).

Bu iki tür bilgi arasındaki farkı şu örnekle açıklayabiliriz: Bir çiçek hakkında bilgi edinmek istediğimizde, o çiçeği koparıp mikroskop altında yapısını incelemek, yapraklarını ya da tohumlarını saymak, nasıl ve neyle beslendiğini açıklamak, gelişimsel süreçlerini incelemek birikimsel ve deneysel bilgi alanına girer. Diğer taraftan çiçeğin bulunduğu toprakla, çevresindeki diğer bitkilerle, hayvanlarla ilişkisini ve evrende varlıklar zinciri içindeki yerini anlamaya çalışmak bağlamsal ve sezgisel bilginin kullanılmasıdır.

Ekosentrik etiğin temelini tıpkı antroposentrik etikte olduğu gibi din oluşturmaktadır. Ortaç Çağ Hıristiyan kozmolojisi birbirine bağlı varlıklar zinciri kavramıyla ekosentrik etiğin temelini oluştururken aynı zamanda varlıklar hiyerarşisi kavramı ve insan olmayan doğayı bu hiyerarşinin en altına yerleştirerek de antroposentrik etiğin temelini oluşturur. Ekosentrik etiğin yeniden doğuşu 18. ve 19. yüzyılda endüstrileşme karşıtı olarak Avrupa’da ortaya çıkan romantizm ve Amerika’da ortaya çıkan aşkıncılık akımlarıyla olmuştur.

Kaynak: T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2387, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1384

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*