Felsefe hakkında her şey…

Demokrasinin kaçınılmaz sonucu tiranlık mıdır?

11.06.2024
35
Demokrasinin kaçınılmaz sonucu tiranlık mıdır?

Demokrasi konusunda yazan ilk filozof ve yazarlardan biri olan Platon, insanların kendi kendilerini yönetmelerine izin vermenin nihayetinde kitlelerin tiranlara teslim olmasına yol açacağını öngörmüştür.

Üniversite düzeyindeki felsefe öğrencilerine MÖ 380 yılında Platon’un “Tiranlık demokrasiden doğmuyor mu?” diye sorduğunu söylediğimizde, öğrenciler bazen bunun şaşırtıcı bir tespit olduğunu düşünerek hayret ediyorlar.

Ancak modern siyasi dünyaya bakıldığında, bu görüş bize artık çok daha az şaşırtıcı geliyor. Türkiye, İngiltere, Macaristan, Brezilya ve ABD gibi demokratik ülkelerde anti-elit demagoglar, milliyetçi kibirle beslenen bir popülizm dalgasına kapılmış gidiyorlar. Bu, demokrasi üzerindeki liberal kıstasların zayıfladığının bir işaretidir.

Filozoflar için liberalizm terimi, partizan ABD siyasetinde olduğundan farklı bir anlam ifade eder. Bir felsefi akım olarak liberalizm; düşünce, din ve yaşam tarzı özgürlüğü de dâhil olmak üzere bireysel hakların kamuoyu ve devlet gücünün kötüye kullanımına karşı korunmasına öncelik verir.

Atina’da ne olup bitiyordu?

Demokrasinin doğduğu yer olan antik Atina’da demokratik meclis, gerçeklerle ya da doğrularla herhangi bir biçimde sınırlandırılmamış, retorikle dolu bir arenaydı. Buraya kadar her şey size tanıdık gelebilir.

Aristoteles ve öğrencileri mantığın temel kavram ve ilkelerini henüz formüle etmemişlerdi, bu nedenle nüfuz peşinde koşanlar, dinleyicilerin mantıksal düşüncelerini etkilemekten ziyade duygularını kontrol etmeye odaklanan retorik öğretmenleri olan Sofistler’den ders alıyorlardı.

İşte asıl tehlike buradaydı: Güç, vatandaşların fikirlerini değiştirmek için kanıt ve gerçekleri kullanmak yerine doğrudan onların duygularına hitap ederek kolektif iradelerini kullanabilen herkesin eline geçebiliyordu.

İnsanları korku ile manipüle etmek

Yunan tarihçi Thukydides, “Peloponnesos Savaşı Tarihi” adlı eserinde, demokratik yollarla seçilen ve tiran olarak görülmeyen Atinalı devlet adamı Perikles’in yine de Atina vatandaşlarını nasıl manipüle edebildiğine dair şöyle bir örnek sunar:

“Ne zaman böbürlenmenin onları durumun gerektirdiğinden daha fazla güvene sevk ettiğini hissetse vatandaşların yüreklerine korku salacak bir şeyler söyler; diğer yandan da onları sebepsiz yere korkmuş gördüğünde, güvenlerini yeniden tesis ederdi.”

Yanıltıcı söylem despotların temel ilkesidir; çünkü despotların halkın desteğine ihtiyacı vardır.

Sokrates’in demokratik oylamayla ölüme mahkûm edilmeden önce Atina demokrasisini, hakikat pahasına popüler görüşü yücelttiği için eleştirmesinin nedeni de bu mirastır. Yunanistan’ın kanlı tarihi, Platon’un “Devlet” adlı eserinin VIII. kitabında demokrasiyi tiranlıkla ilişkilendirmesinin de nedenidir. Atina demokrasisi, çoğunluğun en korkunç dürtülerine karşı hiçbir kısıtlama olmaksızın işleyen bir demokrasidir.

Buna göre aristokrasiden timokrasi, timokrasinin bozulmasıyla oligarşi, oligarşinin bozulmasıyla demokrasi ve demokrasinin bozulması da tiranlığı ortaya çıkarır. Dolayısıyla Platon’a göre yönetim biçimlerindeki değişiklik baştaki yöneticilerin değişmesiyle ve hangi tür insan olduklarıyla alakalıdır. Platon’a göre ideal yönetim biçimi baştakinin filozof olduğu monarşidir. Devleti yöneten filozof olmadıkça ideal yönetimin olamayacağını söyler.

İlgili konu: Platon’a göre yönetim biçimleri

 


Bu makale Sosyolog Ömer Yıldırım tarafından www.felsefe.gen.tr için, Lawrence Torcello’nun “Why tyranny could be the inevitable outcome of democracy” isimli makalesinden Türkçeye çevrilip derlenerek hazırlanmıştır. Alıntılanması durumunda kaynak gösterilmesi, ahlaklıca olanıdır.

Çeviri ve Derleme: Sosyolog Ömer Yıldırım

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...