Felsefe hakkında her şey…

Carl Gustav Hempel

03.11.2019
Carl Gustav Hempel

Carl Gustav Hempel mantıksal pozitivizmin önde gelen isimlerinden birisi ve bilimi ürün olarak ele alan filozoflardandır.

Carl Gustav Hempel 1905 yılında Almanya’nın Oranienburg kentinde doğmuştur. Hempel 17-24 Mart 1982 tarihleri arasında Richard Nolan’a bir röportaj vermiştir; bu röportajın metni ilk kez 1988 yılında İtalyanca çevirisiyle yayımlanmıştır (Hempel, “Autobiografia intellettuale” in Oltre il positivismo logico, Armando: Roma, İtalya, 1988). Hakkındaki biyografik notların neredeyse tamamının ana kaynağı da bu röportajdır.

Hempel Göttingen ve Heidelberg üniversitelerinde fizik ve matematik okudu. 1930’larda Viyana Çevresi’yle ilişki kurdu. Onların etkisiyle felsefeyle ilgilendi, bu okulun Almanya’daki uzantısı olan Berlin Grubu’na girdi. 1934’te Berlin Üniversitesinden doktor unvanını aldı. Aynı yıl Almanya’dan ayrılarak üç yıl süreyle Brüksel’de araştırma yaptıktan sonra ABD’ye gitti. 1944’te bu ülke uyruğuna geçti. 1948’den 1955’e değin Yale Üniversitesinde ders verdi. 1955’te Princeton’da felsefe profesörü oldu.

Hempel’in felsefesi

Hempel’in düşüncesine etki yapmış filozoflar arasında Viyana Çevresi’nden Schlick, Carnap ve Reichenbach başta gelir. Bu okulun temel sorun olarak benimsediği doğrulamacı anlam kuramı Hempel’in de ilgisini çekmiştir. Ancak çağdaş felsefeye başlıca katkısı bilim felsefesi konusundadır. Olumlama ve bilimsel açıklama kavramlarını tanımlama çabalarıyla Hempel, yoğun tartışma ve çalışmaların başlatılmasında etkili olmuştur.

Carl Gustav Hempel

Carl Gustav Hempel

Olumlama (confirmation) kavramını önce, “bir varsayımın gözlem önermelerince olumlanması” biçiminde tanımlamaya çalışmış, sonra bunu niceliksel bir yapıya kavuşturarak kanıt olarak verilen bir önermenin belirli bir varsayımı belirli ölçüde olumlamasının tanımını geliştirmiştir. Olumlama ile ilgili olarak ortaya koyduğu “karga paradoksları”na göre, kimi önermelerin belirli bir varsayımı olunmadıklarının doğruluğu, bu önermelerle eşdeğer önermelerin aynı varsayımı olumlamamasıyla tutarlı olarak çıkarsanabilmektedir.

Hempel, bilimsel açıklamayı “tümdengelimsel model” adıyla bilinen bir şemada çözümler. Bu modele göre bir olayın açıklanması, onu betimleyen önermenin, olayın ortaya çıkışı öncesinin koşullarını veren önermeler ve genel yasa önermelerinden tümdengelimle çıkarsanabilmesidir. Tikel olaylar gibi genel yasalar da açıklanabilir. Böyle bir açıklama, söz konusu yasayı daha genel yasalardan çıkarsayacaktır. Hempel, modeli tam bir yaygınlıkla ortaya atar: İnsan eyleminin açıklanışı olasılıkçı (probabilistic) ve tarihsel açıklama da aynı tümdengelimsel yapıyı taşımalıdır.

Carl Gustav Hempel, doğrulamacı (verificationist) anlam kuramını, Viyana Çevresi’ne bağlı bir düşünür olarak, bir öz eleştiri niteliğinde ele almış, eksikliklerini ortaya koymaya çalışmıştır. Hempel’in doğrulama ölçütü yerine önerdiği ölçüte göre, bir önermenin anlamlılığı, onun deneysel bir dile çevrilebilir olmasına bağlıdır. Buna göre, artık anlamlı olan her önermenin deneyde doğrulanabilir olması beklenmeyecek, deneyde doğrulanabilen bir önermeye çevrilebilir olmak, anlamlı sayılmaya yetecektir.

Anlamlılığın, Viyana Çevresi’ne göre bu daha yumuşak yorumunu, kuramsal ve gözlemsel terimler arasındaki ayrımı yorumlarken de kullanır. Hempel açısından, kuramsal bir dizge, kısmen bile olsa, gözlemsel önermelere çevrilebiliyorsa anlamlıdır. Kuramsal terimlerin dile getirdiği “nesnelerin” gözlemlenemez oluşu nedeniyle, bu terimlerin anlamsız sayılması böylece önlenmiş olur. O da bir ürün olarak gördüğü bilimin yapısını ve yöntemini açıklamaya çalışır. Ona göre bilimsel açıklama iki türlü yapılır: tümdengelimle ve tümevarımla. Tümdengelimle yapılan açıklamalara “yasalı”, tümevarımla yapılan açıklamalara ise “olasılıklı açıklama” der.

Bilimsel yöntemin tümevarım ve tümdengelimin bir birleşimi olduğunu savunursa da tümden gelimin, tümevarıma göre daha ağırlıklı rol oynadığını düşünür. Bütün bu açıklamalarına rağmen Hempel‘e göre bilimde buluş yapmanın ve ürün ortaya koymanın kesin bir yöntemi yoktur. Bilimde önemli olanın buluşun nasıl gerçekleştirildiği değil, ortaya konulan ürünün bilimselliğinin nasıl ve hangi yöntemlerle kanıtlandığıdır. Aynı zamanda Hempel’e göre bilimsel açıklamaların iki koşulu vardır; mantıksal uygunluk ve deneysel uygunluktur.

Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 3. Sınıf “Çağdaş Felsefe Tarihi” Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM)

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...