Felsefe hakkında her şey…

Bilgi bombardımanına maruz kalanlar için “yaygara darboğazından” çıkmanın yolları…

10.06.2023
281
Bilgi bombardımanına maruz kalanlar için “yaygara darboğazından” çıkmanın yolları…

Yaşadığımız çağda başımıza gelen bilgi bombardımanı sonucu oluşan yaygara darboğazı, muhatap olduğumuz bilgileri ne kadar çok işlemden geçirirsek aslında onlardan o kadar az uzak durabildiğimiz paradoksal bir durumdur.

Bugünün dünyasında tarihin önceki dönemlerine oranla çok daha fazla bilgiyle karşılaşıyoruz. Her insan, internet ağzıyla söylersek, günde yaklaşık 34 gigabayt veriyle yükleniyor. Her ne kadar geçmiş zamanlara oranla çok daha fazla bilgiyle karşı karşıya kalsak da beynimiz bu bilgilerin yalnızca sınırlı bir miktarını işlemden geçirebiliyor. Bu durumda, edindiğimiz bilgilerden faydalanabilmek için yapmamız gereken şey ise bilgi akışını yönetebilmeyi öğrenmektir.

Sizler şu anda okumaya başladığınız bu cümleyi okumayı bitirdiğinizde, dünya genelinde Google üzerinden yaklaşık 300 bin arama yapılmış olacak. Bu aramaların birçoğu alelade, yararsız veya fazlasıyla dehşet verici konuları sorgulayan insanlar tarafından yapılıyor. Böylesine anlamsız konuların çokça sorgulanması da çok fazla işlem gücü gerektiren bir sisteme ihtiyaç duyulmasına neden oluyor. Bu bağlamda Google’ın veri merkezleri, yılda yaklaşık 15,5 teravat saat elektrik tüketiyor. Bu elektrik kullanımını şöyle somutlaştırabiliriz: 15,5 teravat saatlik elektrik kullanımı, Paraguay’ın 1 yıllık elektrik tüketimine eştir. Ayrıca New York, San Francisco ve Chicago gibi şehirlerin hepsinin toplam elektrik tüketimini de tek başına karşılayabilir. Zira önemli veya önemsiz, gerekli veya gereksiz bu kadar çok bilgiye ulaşmaya çalışan her şey, çok fazla işlem gücüne ihtiyaç duyar.

Yaratılan bu yoğun darboğazdan çıkması gereken, yalnızca Google değildir. Kaliforniya Ünversiteside yapılan bir araştırmaya göre, ortalama bir Amerikalı her gün televizyon, radyo, gazete, müzik, konuşma vb. kaynaklı yaklaşık 100 bin kelimeyle muhatap olmaktadır. Bu da yine internet hesabıyla 34 gigabaytlık bir bilgi yığını anlamına gelmektedir. Bunu da şöyle de somutlaştırabiliriz: Her gün yaklaşık 100 bin kelimeyle muhatap olmak demek, “Yüzüklerin Efendisi” üçlemesini art arda on kez izlemekle hemen hemen aynı şeydir.

Bizi bir bombardımana tutan bu kadar çok bilgiye birden yetişmek oldukça zordur. Dikkat, odaklanma ve problem çözme becerilerimiz bu bilgi bombardımanının altından kalkabilecek kapasitede olsa dahi gündelik hayatta yapacak o kadar çok işimiz vardır ki onlar için harcayacağımız enerjinin altında bu bombardıman sönümlenecektir. Bu, Google’da arama yapmayı büyükbabanızın bilgisayarında denemek gibi bir şeydir. Bu ağır işleyen ve gerekli yapı elbette bilgiyi işleme becerimizi etkileyecektir. İşte bizim de bahsettiğimiz şey, yani “yaygara darboğazı” teorisi tam olarak budur: Dışarıdan aldığımız bağımsız verileri ne kadar çok işlemeye çalışırsak aslında bu verilerin o kadar azını işleyebileceğizdir ki bu da görüleceği üzere paradoksal bir gözlem olacaktır.

TELLARLARIN DÜNYASINDAN 7/24 YAYGARA KOPAN DÜNYAYA

Tellallar eski çağların haber taşıyıcılarıdır.

Tellallar eski çağların haber taşıyıcılarıdır.

On dokuzuncu yüzyılın başlarında İngiltere nüfusunun neredeyse yarısı okuryazar değildi. Bu da insanların aldıkları haberlerin ve edindikleri bilgilerin çoğunlukla kulaktan dolma olduğu ve söylentiler yoluyla yayıldığı anlamına gelmektedir. Bunun ana kaynaklarından birisi, sokak sokak gezerek kısa notları yüksek sesle ve dikkat çekici biçimde halka duyuran “tellallar”dır. Ayrıca bu çağda bazen, o anda bir şeyler okuyan okuryazar birinin yanına oturarak onu dinlemek için para ödemek de bir başka haber ve bilgi kaynağıdır. Ancak o dönemde haberler ve dedikodular çoğunlukla birbirini destekler nitelikte, omuz omuza yürümüştür.

Modern dünyanın çok büyük kısmının okuryazar olduğu 20. yüzyılda dahi insanlar hâlâ bir veya birkaç kaynaktan haber almak durumundalardı. Şöyle ki ya belirli bir gazeteyi satın alarak okur ya da sevdikleri bir televizyon kanalını izlemek için koltuklarına iyice yerleşmeyi tercih ederlerdi. İşte bu zamanlardan günümüze doğru hızlı adımlarla gelirsek göreceğiz ki işler geçmişe oranla büyük ölçüde değişim göstermiş durumdadır. Pek çok yerel veya ulusal gazete internet ağının gelişmesiyle birlikte giderek daha az popüler hâle gelmiş ve daha da başarısız duruma düşmüştür. Aynı şekilde, kablolu haber kanallarının tümü özellikle 2020’den 2023’e kadar geçen sürede izleyicilerinin yaklaşık üçte birini kaybetmiştir.

Basılı gazetelerin ve kablolu televizyon kanallarının yerini her zaman cebimizde taşıdığımız ve 7/24 durmaksızın devam eden bir haber döngüsü almıştır. Twitter ve Facebook gibi sosyal medya araçlarını veya herhangi bir haber uygulamasını kullandığımızda, “eski haberlerin” hâlâ orada olduğunu çok kısa bir an da olsa fark edeceksinizdir. “Duvar”ınız bir anda yenilenecek ve birkaç saat öncesine ait bir antik felsefe içerikli makale, bir sonraki “flaş haber” veya tam o anda ekranınıza düşen bir “Tweet” ile ortadan kalkacaktır. Özetle, her saniye yeni bilgilerle karşılaşacaksınızdır.

Peki bu durumdan kurtulmak için neler yapabilir insan? Bu darboğazdan çıkmak adına, her gün “okumak için beş temel makale” edinmeniz gerekmektedir. Bu size son derece acımasızcaymış görüntüsü verebilir. Ama eğer bu bilgi bombardımanıyla baş etmek istiyorsanız, duruma şimdiden ayak uydursanız sizin için en iyisi olacaktır diye düşünmekteyiz.

SİZ BAŞKOMİSER MURAT DEĞİLSİNİZ!

Dedektif, polis, soruşturma, polis

Yaygara darboğazı tabirine ilk kez Nassim Nicholas Taleb’in “Antifragile” adlı kitabında rastlıyoruz. Yaygara darboğazı, bilişsel yetilerimiz yoluyla ayak uyduramayacağımız kadar çok bilgiye (veya yaygaraya) boğulduğumuz anı ifade etmektedir.

İnsan beyni birçok işleve sahiptir; fakat beynin kaynakları sınırsız değildir. Beynimiz ayrı konulardan bahseden beş ayrı makaleyi bir günde okuyup yorumlayabilme niteliğine sahiptir. Aynı şekilde dikkatimizi dört saatlik bir TED konuşmasına verebilmemiz mümkündür. Fakat bunları uzun süreli, kalıcı öğrenmeler hâline getirmemiz olanaksızdır. Bugün okuduğumuz bilgilerin tamamını saklayamayız veya bir videoyu seyretmek için ancak ve ancak beş dakika ayırabilir. Bu da beynin birçok işlevi olduğunun ve fakat sınırsız kaynağa sahip olamadığının göstergesidir.

Sorun insanın modern “çoklu görev” bağımlılığıyla daha da kötü bir hâle gelmektedir. Çoklu görev tabiri de çoğu zaman, dikkat bölünmesi ifadesinin yerine geçen bir edebî adlandırmadır. Günümüzde çevrim içi alışveriş yaparken sekmeler arasında hızlı geçişler yapıyor, telefonlarımızı elimizde tutarak televizyon programları ya da filmler seyrediyor ve podcast’leri iki kat hızla dinliyoruz. Yalnız bilmeliyiz ki bu süper verimli çoklu görev fikri, tamamen bir efsaneden ibarettir.

Bilişselci bilim insanı Harold Pashler, “ikili görev performansının merkezinde yer alan bir darboğaza dair kapsamlı kanıtlar” bulunduğunu ortaya çıkarmıştır. Kaliforniya Üniversitesinden Doç. Dr. Eric Ruthruff ve arkadaşları tarafından yapılan bir araştırma ise insan beyninde “iki görev aynı anda gerçekleştirildiğinde meydana gelen yavaşlamaya” neden olan “bilişsel yapıya ait belli sınırlamalar” bulunduğunu belirlemişlerdir.

Kısacası beynimiz sandığımız kadar sağlam değildir. Kimse hızlı çekimde beyin fırtınası yapılan bir kurgunun ortasında yer alan Başkomiser Murat değildir. Siz de bir Google veri merkezi değilsiniz. Bizler bir günde ancak belli sınırlar dâhilindeki bilgiyi alımlayabilen insanlarızdır.

YAYGARA DARBOĞAZINDAN NASIL ÇIKABİLİRSİNİZ?

Yaygara darboğazını anlamak onu aşabilmemizi sağlayacaktır. O hâlde, eyleme geçmek için gerekli ipuçlarına bakmamız gerekiyor:

Yaşamınızın içeriğine çekidüzen verin. Örneğin kullandığınız sosyal medya araçlarında yeni birer hesap oluşturun ve yalnızca gerçekten değerli olduğunu düşündüğünüz hesapları veya kişileri takip etmeye başlayın. Yalnızca yaşamınıza değer ve güzellik katacak olan içerikleri seçme konusunda kararlı ve ısrarcı olun. Gün boyunca ayaküstü yemeklere yönelmek yerine sizi uzun süre tok tutacak daha sağlıklı öğünler tercih etmeyi deneyin.

Belirli eylemlere odaklanın. Telefonunuzu bir kenara bırakıp ondan uzaklaşmanıza gerek yok; dikkatinizi dağıtacak şeylerden kurtulmanız yeterlidir. Bu konuda kendinize “Bu uygulamayı sadece 20 dakika kullanacağım” veya “Bu dergiyi sadece akşam yemeğinden sonra okuyacağım” biçiminde bir zaman sınırı veya kısıtlaması koymaya çalışın. Çünkü çoklu görevler üstlenmek gösteri işidir; tek bir işe odaklanmak ise profesyonellerin

Sınırlarınızın farkına varın. Bilin ki asla bütün haberleri ve “okunması gereken” bütün makaleleri o gün içinde okuyamayacaksınız. Bunların arasından yalnızca iki veya üç tanesi seçebileceğinizi kabul edin ve bu gerçekle yüzleşin. Bunu yaparken de kendinizi işe yaramaz veya bir şeyleri kaçıran, geride kalan biri olarak görerek hırpalamayın. Emin olun ki böylece Twitter’da haftada beş tane kitap okuduğunu iddia eden “süper verimli” kişilerden çok daha fazlasına sahip olacaksınız.

Ne de olsa birazını hatırlamak, her şeyi unutmaktan daha iyidir.

 


KAYNAKÇA

https://www.cnbc.com/2022/04/13/google-data-center-goal-100percent-green-energy-by-2030.html

https://group47.com/HMI_2009_ConsumerReport_Dec9_2009.pdf

https://www.gale.com/binaries/content/assets/gale-us-en/primary-sources/intl-gps/intl-gps-essays/full-ghn-contextual-essays/ghn_essay_bln_lloyd3_website.pdf

https://en.wikipedia.org/wiki/Decline_of_newspapers

https://www.fastcompany.com/90717777/cable-news-networks-have-a-serious-ratings-problem-in-the-age-of-news-burnout

https://psycnet.apa.org/record/2001-05318-010

 


Bu makale Sosyolog Ömer Yıldırım tarafından www.felsefe.gen.tr için, Kevin Dickinson’ın “4 reasons why you should read old, classic books” isimli makalesinden Türkçeye çevrilip derlenerek hazırlanmıştır. Alıntılanması durumunda kaynak gösterilmesi, ahlaklıca olanıdır.

Kaynak Metnin Yazarı: Kevin Dickinson, Agenda, RealClearScience ve Washington Post yazarıdır.

Çeviri ve Derleme: Sosyolog Ömer YILDIRIM

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...