Felsefe hakkında her şey…

Aristoteles Mantığında Tümdengelimsel Akıl Yürütme Nedir?

01.11.2019

Aristoteles’in asıl derdi ispatın biçimi olduğu için, en çok kıyas veya tasım adı verilen akıl yürütme şekliyle (sillojizm) ilgilenmiş ve bunun gerçekliğe ilişkin belli bilgileri sağlayabildiğini öngörmüştür.

Örneğin,

“Tüm insanlar ölümlüdür,
Sokrates bir insandır,
öyleyse Sokrates ölümlüdür”

tasımında sonuç sadece mantığın biçimsel kurallarına göre çıkarılmamıştır; Aristoteles çıkan sonucun gerçeklikte de doğrulandığını varsaymıştır. Tasımda, kişi evrensel olandan (örn. “Tüm insanlar ölümlüdür” ya da “Tüm insani davranışlar iyidir” gibi bir prensipten) belirli bir duruma (örn. “Sokrates ölümlüdür” ya da “Fakirlere yardım etmek iyidir”) ulaşır. Aristoteles burada “insan”, “ölümlü” gibi kategorilere ve belirli bir insana, “Sokrates’e” gönderme yaptığı için bunlara “kategorik tasımlar” adı verilmektedir.

Eğer bu terimlerin yerleştirilmesi mükemmel olmazsa, o zaman tasımın biçimi de işe yaramaz olacaktır.

Örneğin,

“Tüm insanlar Ölümlüdür,
Sokrates ölümlüdür,
öyleyse Sokrates bir insandır”

dendiği zaman, tasımın biçimi bozuktur. Çünkü ilk iki önerme üzerinden akıl yürütüldüğünde, yalnızca Sokrates’in insan olduğu sonucu çıkmaktadır, ölümlü olduğu değil. Uslamlamanın biçimi hatalı olduğu için de tasımda biçimsel bir yanılma, bir mantıksızlık vardır ve tasım geçersizdir, yani yol açtığı çıkarım “müteakip” değildir.

Aristoteles 256 farklı tasım çeşidi bulunduğunu, ancak bunlardan sadece 24’ünün geçerli olduğunu, yani sadece 24’ünün çıkarımlarının açık ve kesin olarak “müteakip” geldiğini gözlemlemiştir. Tasımsal tümdengelimli akıl yürütmenin yanında, Aristoteles’e göre, yine açık ve kesin olduğu bilinen üç düşünce yasası vardır. ilki, “çelişmezlik ilkesi”dir. Bu yasa, ya da prensip, bir ifadenin aynı anda hem doğru hem de yanlış olamayacağını ileri sürmektedir. Örnekse, kişi mantıksal olarak “Yağmur yağıyor ve yağmıyor” diye bir ifade kullanamaz. Bu biçimdeki ifadeler kendi içinde çelişkilidir ve asla doğru olamaz. İkinci yasa, “üçüncü halin olanaksızlığı” prensibidir. Bu yasa der ki bir ifade ya doğru ya yanlış olmalıdır. “Yağmur yağıyor ya da yağmıyor” bir örnektir. Buna “üçüncü halin olanaksızlığı” denmesinin sebebi şudur: yağmur ya yağıyordur ya da yağmıyordur; üçüncü bir olasılığı ya da bir “ortası” yoktur.

Üçüncü yasaysa, özdeşlik prensibidir. Bu ilke, her şeyin kendisine eş değer olduğunu söyler. “A, A’ya eşittir” ifadesi istisnasız olarak doğrudur.  İlk iki prensipte olduğu gibi, insan bu prensibi de hemencecik kavrar. Yani, kişinin duyularla tecrübe edilen gerçekler hakkındaki her türlü bilgisinden tamamen ayrı olarak, prensibin doğruluğunu içgüdüsel şekilde idrak edişi söz konusudur.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...