Felsefe.Gen.TR

Vico’nun Yeni Bilim’i

Vico’nun, genel olarak düşünce tarihine ve özellikle bizim bugün “beşeri ilimler” ve “sosyal bilimler” dediğimiz alanlara en önemli katkısı “Yeni Bilim” adlı eseriyle olmuştur.

18. yüzyıl başlarında toplum düşüncesi üzerine kaleme alınmış en etkileyici eserlerden biri olan bu kitabıyla Vico’nun neyi amaçladığı, metnin başlığı tam olarak verildiğinde daha iyi anlaşılacaktır: Milletlerin Ortak Doğasıyla İlgili Yeni Bir Bilimin İlkeleri.

Vico, sadece tarihsel olayları sıralamayı/aktarmayı değil, bir bilim kurmayı amaçlamaktaydı. İtalyan düşünür, bu yeni bilimi verum-factum ilkesi üzerine bina ediyordu.

Vico’nun ileri sürdüğü bu ilkeye göre “doğru” (verum) ve “olgu” (factum) arasında denklik ilişkisi bulunmaktadır. “Doğru” ve “olgu” birbirinin yerine geçebilir, yani eş değerdir.

Latince bir kelime olan “factum”, “yapmak, üretmek, yaratmak” anlamına gelen “facere / faciō” fiilinden türetilmiştir.

Vico’ya göre Tanrı, ilk ve başlıca yapıcıdır, her şeyi yapan, yaratan O’dur. Bu düşünce, Vico’nun felsefesinin temelini teşkil eder. Buradan hareketle de şu fikre ulaşır: Tanrı evreni yarattığı için onu bilir, tanır. İnsan, geometrik kavramların yaratıcısıdır, dolayısıyla noktanın, doğrunun ve diğer tüm geometrik kavram ve şekillerin bilgisini haizdir.

Vico’ya göre insan aynı şekilde toplumu da – tıpkı geometri gibi – anlayabilir, çünkü onu yapan, oluşturan, var eden bizatihi kendisidir; tıpkı doğayı yapanın, yaratanın Tanrı olması gibi…

Yeni Bilim’de şöyle yazar:

“Bizden bugün o denli uzakta olan erken ilkçağı [antikite] saran derin karanlığın ortasında, gerçeğin ölümsüz ve hiç sönmeyecek olan ışığı, kuşkuya yer vermeyecek şekilde parlar: Toplumsal âlem hiç şüphesiz insanlar tarafından yaratılmıştır. Bu nedenledir ki onun ilkelerinin, bizim insan aklımızın değişik yönleri içinde aranması mümkündür; bu arayış faydalı ve gereklidir.

Filozofların bütün enerjileriyle, doğa âleminin bilgisini edinmeye çabalamaları şaşırtıcıdır. Onu yaratan ve dolayısıyla onun kanunlarını en iyi bilen Tanrı’dır. Aynı filozoflar, uluslar âlemi veya toplumsal âlem hakkında düşünmeyi ihmal etmişlerdir. Hâlbuki insanlarca yaratılan toplumsal âlem, beşeri bilim [insan bilimi, science humaine] tarafından tanınabilir ve açıklanabilir.”1

İnsan, tabiatın bilgisinden de tamamen yoksun değildir. Nitekim insan, tabiat hakkında sahip olduğu bilgi sayesinde, “benzerini yapma” (Latince fac simile) yeteneğini geliştirmiştir.

Genel olarak şeylerin, özelde ise milletlerin/toplumların doğası, Vico’ya göre bizatihi oluş süreçlerinde saklıdır.

Bir şeyin doğasını keşfetmek veya anlamak için, o şeyin özünü, ruhunu, cevherini aramak yersiz bir çabadır. Bir şeyin doğasını kavrayabilmek ancak o şeyin oluşum nedenlerini keşfetmek ile mümkündür. Diğer bir ifadeyle, tarihsel-toplumsal bir olayın hangi neden ve saiklerle ortaya çıktığını araştırmak (nedensellik ilişkisi kurmak), bizi o olayın doğasını kavramaya götürecek yegâne yoldur. Yani bir şeyin (toplumun veya bir toplumsal kurumun) ortaya çıkış nedenlerini bilirsek, o şeyin doğasını bilmiş oluruz.

Vico’nun düşüncesine göre tüm milletlerin/toplumların ortak bir doğası vardır. Bu düşüncenin tabii bir sonucu olarak Vico, toplumların doğmaları, gelişmeleri, yok olmaları ve yeniden doğmaları sürecini yöneten, düzenleyen kanunlar olduğu sonucuna varır.

Vico’nun Yeni Bilim adlı eserinin temel argümanı, toplumun insan eyleminin ve insani ilişkilerin bir ürünü olduğudur. Vico, insan doğasını ve toplumu dinamik kategoriler olarak görür. Gerek insan doğasının gerekse aile gibi toplumsal kurumların tarihsel süreç içinde belli ilkeler ya da daha açık bir ifadeyle “kanunlar” doğrultusunda şekillenip dönüştüğünü ve geliştiğini iddia eder.

Vico’nun bu dinamik tarih algısı toplumsal sözleşme kuramının anti-tarihsel rasyonalizmi ile tezat teşkil eder. Toplumun, değişmeyen bir insan doğasının ifadesi olduğunu varsayan toplumsal sözleşme kuramı, örf ve adetlerin zenginliği ve çeşitliliği, geçmişin bugün üzerine etkisi ve şimdiki zamana nasıl intikal ettiğini açıklayamayan statik bir toplum öngörmekteydi. İşte Vico bu statik anlayışa karşı çıkmış, insan ve toplumun tarihselliğine yani zaman içerisindeki değişimine dikkat çekmiştir.

1. Vico, La Science nouvelle, Fransızcaya çev. Christine de Belgiojoso, Paris, Librairie Jules Renouard et Cie, 1844, s. 79; vurgular yazara aittir. Eserin Türkçe çevirisi için bkz. Giambattista Vico, Yeni Bilim, çev. Sema Ünal, Ankara, Doğu Batı Yayınları, 2007.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri...