Anaksimandros’un Yeryüzü Merkezli Evren Anlayışı

Antik Yunan filozofu Miletli Anaksimandros (y. MÖ 510-450), yeryüzü merkezli evren teorisinin kurucu babalarından sayılır. Ama elbette, o ve çoğu çağdaşının inandığı üzere, yeryüzü uzaydaki şeylerin merkezindeyse o zaman akla hemen bir soru gelir: Onu sıkı bir biçimde yerinde sabit tutan şey nedir?

Hemen aklımıza ilk gelen yanıtı eski bir Kızılderili teorisinde buluruz: “Dünya büyük bir kozmik filin sırtına yaslanmıştır.” Peki ya bu fil nereden destek almaktadır? Bazılarının iddiasına göre, fil bir kaplumbağanın üzerinde, kaplumbağa da bir timsahın sırtında durmaktadır. Anaksimandros bu tür çözümleri reddeder ve bu duruma farklı bir açıklama getirecektir.

Aristoteles bu konuda şöyle konuşmaktadır: “Anaksimandros gibi, yeryüzünün dengesinden dolayı sabit durduğunu söyleyenler vardır; çünkü merkezde yerleşmiş ve uçlara da eşit uzaklıkta duran yeryüzü zerre kadar aşağıya, yukarıya ya da kenarlara oynamaz ve onun aynı zamanda zıt yönlere hareket etmesi de mümkün değildir; dolayısıyla o, mecburen sabit durur.”

Anaksimandros’un bu çözümü, Antik Yunan felsefesi üzerinde çok büyük ve köklü bir etkisi olan ve o zamandan beri, adeta, yeterli neden ilkesi olarak bilinegelen bir fikri eksen almıştır. Buradaki temel fikir şudur: Evren rasyonel bir yerdir ve her ne biçimde olursa olsun varlığının bir nedeni olacaktır. Öyle rastgele mekanik bir çözüm ortaya atmak yerine, Anaksimandros bu rasyonel ilkeye işlerlik kazandırmıştır. Eğer evren etkili bir biçimde simetrikse, o zaman aşağıya değil de yukarıya, sola değil de sağa gitmek için ayrı bir neden ya da açıklama gerekmez. Dolayısıyla merkezi olarak yerleşik bir nesne mecburen yerinde kalır; fiziksel mekanizmalar yüzünden değil, şeylerin rasyonel simetrisi nedeniyle olduğu yerde sabit duracaktır.

Bu bağlamda denilebilir ki şeylerin açıklanması mekanik olmak zorunda değildir; kurallar, yasalar ve pratikler de aynı işi görür. Görüleceği gibi, bizatihi açıklamanın doğasını anlamak bakımından ileriye doğru atılmış önemli bir adımdır bu. Söz konusu hamle, doğanın özelliklerini nedensel mekanizmalar yoluyla değil de nedensel olmayan ama yine de rasyonel olarak ikna edici başka açıklayıcı ilkeler yoluyla anlama ihtimaline dayanmaktadır.

Derleme: Ömer YILDIRIM
Kaynak: 101 Anekdotta Felsefe Tarihinde Yolculuk, Nicholas Rescher

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*