Richard McKay Rorty: Bir Ayna Olarak Bilgi, Bilgi Felsefesi

Tin ilginç bir şeydir. Tinlerimiz hakkında çok fazla şey söyleyemesek veya tinin nasıl bir şey olduğunu tarif edemesek bile yine de çoğumuz içimizde, derinlerde bir yerlerde bu tür bir şeye sahip olduğumuza inanırız.

Sadece bu da değil, içimizdeki bu şeyin esas benlik (“ben”) olduğunu ve aynı zamanda bir şekilde hakikat veya gerçekliğe doğrudan bağlı olduğunu öne sürebiliriz. Kendimizi, bir tür “ikiz”e -gerçekliğin kendi lisanını kullanan bir tin ya da derin bir benlik- sahip olarak tahayyül etme eğilimimiz Amerikalı filozof Richard Rorty tarafından, “Pragmatizmin Sonuçları” (1982) adlı kitabının girişinde incelenmiştir. Rorty bu tür bir şeye sahip olmamızla ilgili olarak, ruhun bir insan icadı olduğunu ve onu oraya kendim izin yerleştirdiğini savunur.

Rorty pragmatizmin Amerikan geleneğine bağlı çalışan bir filozoftur. Bir önermeyi düşünürken çoğu felsefi gelenek “Bu doğru mu?” diye sorar; bu aslında “Bu her şeyi doğru bir şekilde temsil ediyor mu?” diye sormaktır. Ancak pragmatistler önermeleri farklı bir şekilde düşünürler ve soruyu “Bunu doğru kabul etmenin pratikteki sonuçları nelerdir?” şeklinde sorarlar. Rorty’nin ilk önemli kitabı, 1979’da yayımlanan “Felsefe ve Doğanın Aynası” bilginin zihinsel bir ayna gibi dünyayı doğru şekilde yansıtan bir şey olduğu fikrinin tersini savunmaya çabalar. Rorty bilgi hakkındaki bu görüşün iki nedenden dolayı savunulamayacağını söyler. ilki dünya deneyimimizin bize doğrudan “verildiğini” varsaymamızdır; deneyimlediğimizin, dünyanın ham verisi olduğunu varsayarız. İkincisi bu ham yerinin toplandıktan sonra aklımızın (veya zihnimizin başka bir yeteneğinin) onun üzerinde çalışmaya başladığını, bu bilginin bir bütün oluşturacak şekilde zihinde birleştirildiğini ve dünyada olanları ayna misali yansıttığını varsayarız.

Rorty, bu “verilmiş” deneyimin bir mit olduğunu öne sürerek filozof Wilfrid Sellars’ı izler. Ham veri gibi şeye asla ulaşamayız; mesela bir köpeği, veya düşüncenin dışından deneyimlememiz imkânsızdır. Bir şeyin farkına ancak onu kavramsallaştırarak varırız ve kavramlarımız da dil aracılığıyla öğrenilir. Bu nedenle algılarımız, dünyayı bölümlere ayırmak için kullandığımız dilin alışılagelmiş yöntemleriyle içinden çıkılmaz biçimde karışmıştır.

Rorty bilginin doğayı “bir konuşma ve sosyal pratik meselesi” olarak yansıtmadığını ileri sürer. Neyin bilgi olduğuna karar verirken yargımız, bir “olgu”nun dünyayla ne kadar güçlü bir şekilde ilişki kurduğuna, “toplumun söylememize izin verdiği” bir şey olup olmadığına kadar dayanır. Neyi bilgi sayıp neyi sayamayacağımız bu nedenle içinde yaşadığımız toplumsal bağlamlarla, tarihlerimizle ve çevremizdekilerin ileri sürmemize izin verecekleriyle sınırlıdır. Rorty’ye göre: “Hakikat, söyledikten sonra çağdaşlarınızın sizi cezalandırmadıkları şeydir.”

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*