Marksizm’in Ahlak Anlayışı

Felsefe Genel
Felsefe Genel

Marksist felsefenin kurucuları K. Marx ve F. Engels’dir. Marksizm toplumda egemen olan üretim güç ve ilişkilerinden hareketle tüm kültürel yapıyı anlamaya ve analiz etmeye çalışır.

İnsanların ahlaki bilinç ve iradeleri dâhil tüm toplumsal ve kültürel dokunun, egemen ekonomik yapı ve sınıfsal ilişkilerle şekillendiğini savlayan Marksizm, insanların maddi yaşam koşulları değişmeden gerçek bir özgürleşmeye sahip olamayacaklarını düşünür. Maddi ve ekonomik koşul ve ilişkiler bağlamında özgür olamayan insanların ahlaki olarak yargılanması, var olan sınıfsal ilişkilerden bağımsız evrensel bir ahlak ve iyilik düşüncesi kelimenin kötü anlamıyla idealist ve ideolojik bir bakış açısına işaret edecektir.

Marx kendisinden önceki filozofların dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamaya çalıştıklarını, oysa asıl yapılması gerekenin dünyayı değiştirmek olduğu iddiasındadır. Dünyayı değiştirmek tam da yukarıda değindiğimiz üzere, öncelikle insanların içinde bulunduğu maddi ve ekonomik koşulları, üretim güç ve ilişkilerini değiştirmeye işaret eder.

Devrimci bir müdahale sonucunda ortaya çıkacak böyle bir değişim, dünyayı doğru bir şekilde analiz edip yorumlamakla yetinmeyip, örgütlü bir güç bağlamında var olan üretim güç ve ilişkilerini altüst edip değiştirmek anlamına gelir. Üretim güç ve ilişkileri değiştiğinde insanların içinde bulunduğu tüm toplumsal hiyerarşi, kendilerine ve başkalarına ilişkin ideolojik algı da değişmiş olacaktır. İnsanların ahlaki olarak özgürleşmeleri toplumsal ve ekonomik ilişkiler bağlamında özgürleşmesini takip eden bir süreçtir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*