John Locke’un Özgürlük Anlayışı

İrade özgürlüğü üzerine kafa yoran teorisyenler genellikle şayet fail isterse başka türlü de davranabilecek durumdaysa bir eylemin özgürce ve gönüllü olarak yapıldığı görüşündedir. Ancak bu fikir John Locke tarafından yıllar önce rotaya atılmış zekice bir karşı örnek tarafından çürütülmüştür. Locke’un düşüncesi şöyle bir seyir izler:

Bir insanın derin uykudayken bir diğer odaya, görmeyi ve konuşmayı çok özlediği bir kişinin de bulunduğu bir odaya taşındığını ve odanın kapısı kilitlenip oraya hapsedildiğini varsayalım. Bu insan uyandığında sevgili arkadaşını yanında görünce sevinir, mutlu olur ve bu yüzden gitmek yerine orada kalmayı tercih eder. Şimdi soruyorum: Bu kalış iradi midir? Sanırım herkes iradi olduğu konusunda hemfikirdir. Odaya kilitlendiği için, kalmamak ya da gitmek gibi bir özgürlüğü olmasa da arkadaşından dolayı kalır. Öyleyse özgürlük, irade ya da tercihe bağlı bir fikir değildir; kişinin zihnin seçimine ya da yönlendirmesine göre yapma ya da yapmama gücüne sahip olmasına bağlıdır. Özgürlük fikrimiz bu güçle orantılıdır; daha ileri gidemez. Bu gücü denetleyecek bir sınırlamanın ya da davranma-davranmama yeteneğinin bağımsızlığını ortadan kaldıracak bir zorlamanın olduğu yerde özgürlük ve ona ilişkin kavramımız hemen yok olur.

Burada öne çıkan nokta elbette şudur: Varsayılan bu koşullarda yerinde kalan fail bilerek ve isteyerek bunu yapıyor olsa da dolayısıyla onun kalma eylemini görünüşe bakılırsa özgür kabul etmekten başka çaremiz olmasa da söz konusu fail Locke’un “zihnin seçimine ya da yönlendirmesine göre yapma ya da yapmama gücüne sahip olma” dediği anlamda bir özgür fail konumunda değildir. O halde, failin kalma eylemi gerçekten özgür olsa da yine de bu çelişkili bir durum arz eder; çünkü kişi bu hâlde özgür bir fail değildir.

Özgür bir biçimde eyleyen kişi, ne tür biri olduğuna bağlı olarak kendi doğalında biçimlenmiş isteklerine uygun davranır. Buna paralel olarak, bütünüyle iradi bir eylem bile, failin sadece dışsal bir manipülasyonla beyni yıkanarak sahici olmayan belli bazı güdülerle hareket etmesi yüzünden yapıldığı zaman özgür değildir. Bununla birlikte, insanların kişisel seçimlerinden çok doğanın işleyiş mekanizmalarıyla biçimlenen türden kişiler oluşu, onların özgürlüklerinin önüne dikilmiş “dışsal” bir sınırlama türünden bir şey değildir.

İrade ve eylem özgürlüğü, büyük bir kavramsal karmaşık bütün oluşturan bir fikirdir ve onun varlığını hevesle olumlamaya ya da inkâr etmeye koşturan insanlar “onun” gerçekte ne olduğuna ilişkin ayrıntıları tam olarak öğrenmek için şart olan araştırma ve inceleme zahmetine katlanmaya genelde hazır değildir. Konuya ilişkin, lehte ya da aleyhte, fark etmez, geniş literatürü tarayacak olursak, ne yazık ki irade özgürlüğünün var olabilmesi için tam olarak koşulların ne olması gerektiğine ilişkin ayrıntılı açıklamalar bulmak neredeyse imkânsızdır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*