Dreyfus Olayı Nedir?

felsefe Nedir

Üçüncü Cumhuriyet dönemine damgasını vuran “Dreyfus Olayı”, Fransız kamuoyunun “Dreyfusçüler” ve “anti-Dreyfusçüler” olarak ikiye bölünmesine yol açan tarihî bir davadır. 1894’te Yahudi subay Alfred Dreyfus, Fransa’da hâkim olan antisemit atmosfer içinde haksız yere casuslukla itham edilerek yargılanır ve mahkûm edilir.

“Dreyfus Olayı”; Fransız gizli servisinin, Fransa’ya ait bazı gizli bilgilerin Almanya’ya verilmesini vaat eden imzasız bir mektuptan haberdar olmasıyla patlak verir. Mektuptaki yazı Dreyfus’ün el yazısına benzediğinden, Fransız Genelkurmayının başlattığı soruşturmada şüpheler Yüzbaşı Alfred Dreyfus üstünde toplanır.

Fransa’daki Yahudi düşmanlığına rağmen Politeknik Okulu’nda gösterdiği üstün başarı nedeniyle subay olarak tayin edilen Dreyfus, 1894’te tutuklanır. Bir ay süren hazırlık soruşturmasında aleyhine delil bulunamamasına rağmen suçlu görülerek mahkûm edilir ve cezasını çekmek üzere Şeytan Adası’na gönderilir.

1896’da meydana gelen bir gelişme Dreyfus davasını yeniden gündeme getirir. Fransız gizli servisinin derinleştirdiği soruşturmayla, Dreyfus’ün mahkûmiyetine sebep olan el yazısının Ferdinand Walsin Esterházy adındaki bir Fransız binbaşısına ait olduğu ortaya çıkar. Soruşturma sonunda elde edilen bilgiler ışığında Dreyfus davası yeniden görülür.

Bu arada bazı Fransız gazeteleri, Dreyfus Olayı’nı yeniden gündeme getirince Genelkurmay, Esterházy hakkında dava açmak zorunda kalır. Fakat dava Esterházy’nin oy birliğiyle beraat etmesiyle sonuçlanır.

Beraat kararının ertesi günü, 13 Ocak 1898’de Émile Zola’nın L’Aurore gazetesinde “Suçluyorum!” (J’accuse!) başlığıyla yayımlanan Cumhurbaşkanına açık mektubu Fransa’da büyük yankı uyandırır. Zola bu çok meşhur yazısında, Genelkurmay Başkanını ve diğer yüksek rütbeli subayları görevlerini kötüye kullanmakla ve kamuoyunu yanıltmakla suçlar. Birkaç gün içinde akademi üyesi bazı profesörler ve aydınlar Millet Meclisi’ne Zola’nın mektubunu destekleyen bir dilekçe yollarlar. Émile Durkheim da Dreyfus lehindeki dilekçeyi ilk imzalayanlar arasındadır.

Bu arada, Zola aleyhine orduya hakaretten dava açılır. Dava, Zola’nın mahkûmiyetiyle sonuçlansa da “Dreyfus Olayı”nın gündemde kalması bakımından Dreyfusçüler açısından önemli bir başarı sayılır.

Fransız entelektüelleri 1898’de Dreyfus Olayı karşısında ikiye bölünür. Genel olarak Fransız toplumu da bu kutuplaşmadan nasibini alır. Bir tarafta Kilise karşıtları, liberaller, cumhuriyetçiler ve sol entelektüeller; karşı tarafta ise Kilise, ordu ve milliyetçiler yer alır.

1904’te Savaş Bakanı General André’nin isteği üzerine Dreyfus davası yeniden ele alınır. Nihayet, 1906’da verilen kararla Dreyfus beraat eder. On iki yıl önce sökülen nişanları aynı yerde yapılan törenle yeniden kendisine iade edilir. Dreyfus’e ayrıca Légion d’honneur nişanı verilir. Dreyfus, ordudaki görevine geri döner ve Birinci Dünya Savaşı’nda Fransız ordusu saflarında hizmet eder.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*