Sembolik Etkileşimde Sembol ve Anlamlar

felsefe Nedir

Sembol, bir şeyi ifade eden herhangi bir jest, işaret veya nesne olarak tanımlanmaktadır.

İnsanlar birbirleriyle etkileşim halindeyken, sembolleri öğrenmekte ve kullanmaktadırlar. Semboller, bitmemiş gerçeklikler olarak devam eden bir süreç içerisinde yer almaktadır. Semboller, aynı zamanda anlamların (meanings) taşıyıcıları olarak kabul edilmektedirler (Poloma, 1993, s.224).

Sembol, basitçe bir nesne ya da olayın simgelenmesi olarak görülmemelidir. Sembol, nesne ya da olayları özel bir biçimde tanımlamaktadır. Örneğin bir sembol olan “sandalye” nesnelerin bir grubunu temsil etmekte ve onları birbirleriyle benzer olarak tanımlamaktadır. Aynı zamanda sandalye, oturma eyleminin bir şeklini de göstermektedir (Haralambos ve Holborn, 1995, s.891).

Semboller, nesne ve olaylara özel bir anlam yüklemektedir. Bu anlamlar, insanların doğal ve toplumsal çevreleriyle kurdukları etkileşim aracılığıyla ortaya çıkmaktadır. Anlamlar, nesne ve olayların kendisinde içsel olarak bulunmamaktadır. İnsanlar tarafından, onları algılama biçimlerine dayalı olarak nesne ve olaylara anlam yüklenmektedir.

Semboller olmadan insanların birbirleriyle etkileşiminden ve dolayısıyla bu etkileşimlerden oluşan toplumdan bahsetmek mümkün değildir. İnsanlar, özel uyaranlara karşı otomatik olarak tepki vermek üzere genetik olarak programlanmadıkları için, insan davranışları içgüdülerle yönetilmemektedir. Bu nedenle insanlar davranışlarını yönetmek için sembolik etkileşime ihtiyaç duymaktadırlar. Hayatta kalmak ve yaşamlarını sürdürebilmek için insanlar, anlamlara ihtiyaç duymaktadırlar. Bunun için insanların bir anlamlar dünyası inşa etmeleri ve onunla yaşamaları gerekmektedir (Haralambos ve Holborn, 1995, s.891).

İnsanlar, anlamları nesilden nesile aktarma kapasitesine sahip olmakla birlikte, aynı zamanda başkalarının eylemlerini ve dünyayı yorumlayabilme kapasitesine de sahiptirler. Bu anlamlar sabit-değişmez ve mutlak nitelikte değildirler. Bir durumdan ötekine ve bir bağlamdan diğer bir bağlama değişebilmektedirler. Sembolik etkileşimde dil ve jestler en önemli semboller olarak tanımlanmaktadır. Etkileşim, dilin kullanımı ve jestler aracılığıyla gerçekleşmektedir. Dil, bir taraftan bireyin deneyimi olarak görülürken diğer taraftan onun toplumdaki kullanımını yöneten kurallar bütünü olarak ele alınmaktadır (Meltzer vd., 1975, s.36). İnsanlar, dilin içerdiği semboller aracılığıyla etkileşimde bulunmaktadırlar.

Jestler ise sözel seviyede bulunmamakla birlikte, bilinçli bir anlam ya da amaç da taşımamakta, ancak diğerlerinin tepkilerinin uygunluğunun değerlendirilmesinde ipucu olarak hizmet etmektedirler. Jestlerle iletişim, bir eyleme ara vermeksizin, bir anlamın veya tanımın aracısı olmadan, anında ortaya çıkmaktadır (Meltzer, 1995, s.40). Ayrıca semboller biçiminde ortaya çıkan sesli jestler de bulunmaktadır. Sesli jestler ve toplumda bu jestlere bağlı olarak görülen davranışlar, sembolik etkileşim için temel sağlamaktadırlar (Meltzer vd., 1975, s.36).

Kaynak: T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3781, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2595

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*