Küreselleşmenin Toplumsal Değişime Etkileri Nelerdir?

felsefe Nedir

Küreselleşme, 20. yüzyılın ikinci yarısındaki gelişmeleri adlandırmak için kullanılan bir kavramdır. Bu gelişmelerin ekonomik, siyasi, sosyal, teknolojik ve kültürel yönleri bulunmaktadır. Bu nedenle küreselleşme, toplumsal değişmeyi anlama ve açıklamada kullanılan temel kavramsal araçlardan birine dönüşmüştür.

Teknolojik gelişmeler, ekonomik ve ideolojik etkenler küreselleşmenin ana etkenleridir. Küreselleşme süreci kitle iletişim araçlarının hayatımızdaki rolünü daha da artırmıştır. Bilişim teknolojilerinin ucuzlaması ve yaygınlaşması bilgi akışını hızlandırmış, zaman, mekân ve mesafe algılarını değiştirmiş, kültürleşme sürecine hız kazandırarak küresel değerlerin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Toplum yapısında meydana gelen değişmeler, nüfusun farklılaşması, ekonomik dönüşüm, aile biçimleri ve yaşam tarzlarının değişmesi küreselleşmenin yol açtığı önemli sonuçlardan sadece bazılarıdır.

Küreselleşmenin beraberinde getirdiği temel değişmeler, olumlu ve olumsuz olmak üzere iki grupta ele alınabilir.

Küreselleşmenin Olumlu Yanları

  • Bilgi ve iletişim teknolojileri sayesinde dünya üzerindeki mesafeler kısalarak farklılıklar en aza inmiş, dünyada olup biten her şey bütün insanlığa mal edilmeye başlanmıştır.
  • Siyasal özgürlüklere, demokrasiye ve insan haklarına saygının artması ile toplumlar daha demokratik hâle gelmiştir.
  • Ülkeler arasında meydana gelen yakınlaşma işbirliğinin geliştirilmesine ve bu sayede çevre ve terörizm gibi sorunların çözümlenmesine yönelik çalışmalara etkinlik kazandırılmıştır.
  • Sermayenin dünya genelinde dolaşımın kolaylaşması ile yabancı yatırımlarda artış kaydedilmesi ve ekonomilerde gelişme sağlanmıştır.
  • İnsanlığın ortak değerleri oluşmaya başlamış, kültür ve uygarlık yeni baştan anlamlandırılmıştır.
  • Ortak eğitim politikaları yoluyla ülke vatandaşları arasında ortak kavrayış ve anlayışlar gelişmiş, sağlık alanında birçok hastalık ülkelerin iş birliği ile yenilmiştir.

Küreselleşmenin Olumsuz Yanları

  • Gelişmekte olan ulusal devletler ekonomik, siyasal ve kültürel açıdan büyük devletlerin açık etkisine maruz kalmıştır. Bunun sonucunda bir tür bağımlılık durumu oluşmuş, ulusal sınırlar yok sayılmış, millî egemenlik ve bağımsızlık gibi kavramların içi boşaltılmış, emperyalist amaçlar küreselleşme adı altında meşrulaştırılmaya çalışılmıştır.
  • Küreselleşme, sanayileşmesini tamamlamış ülkeleri daha avantajlı duruma getirmiş ancak gelişmekte olan ya da geri kalmış ülkelerin ekonomilerinde istikrarsızlıklara ve krizlere yol açarak, bu ülkelerin dışa bağımlılıklarının daha da arttırmış, ucuz emeği kullanan sömürü düzeni ortaya çıkmıştır.
  • Küreselleşme süreci; evrenselleşme (benzeşme) ve yerelleşme (farklılaşma) yönünde iki dinamiği bir arada barındırdığı için ulus devletlerin bir yandan küreselleşme sürecinin dışında kalmamak, öte yandan da ulusal bütünlüğü korumak gibi bir ikilem yaşamalarına yol açmıştır.
  • Dünya pazarının genişlemesi ve bütünleşmesi, topluluklar arasındaki sosyo-ekonomik eşitsizliğin artması, zengin ile fakir arasındaki uçurumun daha da derinleşmesi, eşitsizliğin küresel boyutlarda genişlemesi ve işsizliğin günden güne artan bir eğilim göstermesi, bu sebeplerle toplumsal ve siyasal krizler çıkması küreselleşmenin olumsuz etkilerinden biridir.
  • Günümüzde yaşadığımız birçok sosyal problem (küresel çevre felaketleri, irili ufaklı savaşlar, ekonomik krizler, salgın hastalıklar gibi) küreselleşmenin bir sonucudur.
  • Yerel ve ulusal alışkanlıklar, inançlar, âdetler erozyona uğramış, geleneksel yapının aşınması toplumsal çöküntülere yol açmıştır.

Kaynak: MEB HAYAT BOYU ÖĞRENME GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI AÇIK ÖĞRETİM OKULLARI, Sosyoloji 1 kitabı.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*