François Marie Charles Fourier Kimdir?

felsefe Nedir

François Marie Charles Fourier (7 Nisan 1772 – 10 Ekim 1837) Fransız ütopik sosyalist ve filozof.

Günümüz akademisyenleri féminisme kelimesini 1837 yılında Fourier in türettiğini söyler. Fourier, 1808’de kadın haklarının genişletilmesinin bütün sosyal ilerlemenin ana ilkesi olduğunu iddia etti. Ayrıca düşünceleriyle 1855`ten 1860’a kadar süren La Reunion ve 1841`den 1856`ya kadar süren North American Phalanx komünist topluluklarının kuruluşuna kaynaklık etmiştir.

François Marie Charles Fourier, 7 Nisan 1772’de Besançon’da doğdu. 10 Ekim 1837’de Paris’te öldü. Zengin bir kumaş tüccarının oğludur. Lise öğrenimini doğduğu kentteki Cizvit Okulunda tamamladı. 19 yaşında, ailesinin isteği üzerine Lyon’a yerleşti ve ticaretle uğraşmaya başladı. 1793’te iflas ederek tüm servetini yitirdi. Aynı yıl jirondenlerin (Girondins) Lyon’da düzenlediği bir ayaklanmaya katıldı, Tutuklandıysa da hapisten kaçarak ölümden kurtuldu. 1794’te askere yazıldı, ancak hastalığı nedeniyle 1796’da ordudan ayrıldı. Bu tarihten sonra Paris’e yerleşen Fourier, bir süre değişik ticari işletmelerde satıcılık ve kâtiplik gibi işler yaptı. 1803’te iş yaşamından uzaklaştı ve yaşamının geri kalan bölümünde, toplumsal, iktisadi ve felsefi öğretisini yaymak ve düşüncelerini yaşama geçirmek için çalıştı. Çok sayı da kitabın yanı sıra,l 832-1834 arasında Le Phalanstere ou la Reforme Industrielle, 1836’da da Le Phalange adlı dergileri yayımladı.

Fourier’nin düşünceleri, 18. yüzyıl felsefi düşüncesinin, Tanrı’ya ermişliği amaç edinen, sihir ve büyüyle karışmış gizemci bir akımı olan Teosofizm’den ve J.J. Rousseau’nun doğal iyimserciliğinden etkilenmiştir. Bireyciliğe ve rekabete dayanan toplum yapışma karşı olan Fourier’ye göre, insan gerçekte iyidir, insanlık, yabanıllık, barbarlık ve ataerkillik dönemlerinden oluşan, acılarla dolu bir yolu geçerek, uygarlık dönemine ulaşmıştır. Bu dönemde ulaşılan sınai gelişkinlik düzeyi doğal uyumun gerçekleşmesini olanaklı kılmaktadır. Oysa toplumsal ve iktisadi yapıya, örgütsüzlük, akıl dişilik ve kaba kuvvet egemendir. Uygarlık, çözemediği ve sürekli olarak yeniden yarattığı çelişkiler içinde bir kısır döngü içinde ilerlemekte ve ulaşmak istediğinin tam karşıtına, yoksulluğa, asalaklığa yol açmaktadır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*