Demokritos’un Mutluluk Anlayışı

felsefe Nedir

Mutluluk sorununu ilk ele alan filozof Demokritos’tur. Bundan dolayı, atomculuğun temsilcisi olarak bilinen Demokritos’un, etiğin doğuşuna kaynaklık eden düşüncelerine değinmek de gerekmektedir.

Varlığın yapısı konusunda “atom” düşüncesini ortaya atan ve felsefe tarihinde bu yönüyle bilinen Demokritos, insan ve yaşamla ilgili sorunlara da eğilmiş; olaylar, durumlar karşısında, başka kişilerle ilişkilerimizde “doğru” tavrın, doğru duruşun ne olması gerektiği üzerine düşünmüştür. Bu bakımdan Demokritos, insanın yaşamla olan bağı konusunda önemli düşünceler ortaya koymuştur.

Bu arayışta amaç, yaşamda kişinin kesintisiz, sürekli bir “iç dinginliği” (ataraksia), huzur ve esenliğe kavuşmasının yolunu bulmaktır. Buna kavuşmak önemlidir; çünkü bu durumda insan mutluluğu elde edecektir. Burada “mutluluk” (eudaiomonia), yüzeysel anlamda bir haz duyma veya iyi hissetme durumu değildir. Ruhun sürekli iyi durumda olma hâlidir. Dolayısıyla burada aranan ve istenen mutluluk, iç dinginlik ya da sarsılmazlık (ataraksia) ve iyi durumda olma (euthymia) kavramlarıyla birlikte düşünülmelidir.

Böylece Demokritos’a göre yaşamda insanın yapacağı en doğru ve en iyi şey, hayatı olabildiği kadar çok neşeyle ve olabildiği kadar az sıkıntıyla geçirmektir (Kranz, 1984: 173). Bunun gerçekleşebilmesi için de Demokritos, öncelikle “duygulanımları” (pathe) yenmeyi önerir. Burada duygulanımlar, kişinin yaşananlar ve olan bitenler karşısında içine düştüğü duygu durumlarıdır. Bize dıştan gelen etkiler karşısında içine girdiğimiz bu ruh durumları, mutluluğun koşulu olan iç sarsılmazlığımızı bozan başlıca etkendir. İkinci olarak yapılması gereken şey, ruhta hiçbir korkuya, kanıya, boş kuruntuya, tutkuya yer vermemektir. İyi ve mutlu yaşam için yapılacak üçüncü şey, ölçülü ve dingin şekilde yaşamayı başarmaktır. Bütün bunlar için yapılacak son ve en önemli şey ise, aklı ve düşünme gücünü geliştirmektir.

Akıl ve düşünme gücü, duygulanımlar karşısında bağımsız olmayı, hazlar arasında doğru seçim yapabilmeyi, acıdan kaçınabilmeyi sağlar. Burada mutluluk ile haz arasında bir ilgi olduğu görülmektedir. Demokritos, haz derken, “duyusal” hazdan çok ““düşünsel” hazza önem vermiştir. Ona göre mutluluğun yurdu ne sürülerdir ne de altın. Demokritos, iyi yaşam için mutluluğa (eudaiomonia) önem ve öncelik vermektedir, çünkü kendi deyişiyle söylenirse “mutluluk da ruhundur, mutsuzluk da ve ruh, mutlu-mutsuz varlığın durağıdır.” (Kranz, 1984: 173).

Burada, mutluluk, kaba ve gelişigüzel hazza değil, ruhun iyi durumda (euthymia) olmasına bağlıdır. Elbette mutluluk için haz önemlidir. Ama onun anladığı anlamda mutluluk için gereken hazzı, anlık ve gelip geçici şeylerde değil, kendi ifadesiyle “ölümlü olmayan şeylerde aramak” gerekir. Demokritos bunu kendi sözleriyle şöyle dile getirmiştir:

“Büyük hazlar güzel eserlerin temaşasından doğarlar.”

Bu durumda mutluluk, hazla ilgili olmakla birlikte, mutlu yaşam için hazdan daha öncelikli bir ilke vardır. Bu ilke ölçülülüktür. Çünkü insanın ruhunun (iç dünyasının) sarsılmaması için ölçülülük gereklidir. Ölçülülük ise, kendiliğinden hazır bulunan ve kolayca elde edilecek bir ilke değildir. Ölçülülük, ancak akıl ile sağlanabilir ve bunun için de çaba gereklidir. Dolayısıyla, Demokritos’a göre mutlu ve iyi yaşam yalnızca hazza ve hazzın gelişigüzel elde edilmesine değil, aynı zamanda ölçülülüğe bağlıdır. O hâlde, mutluluk yalnızca akılla elde edilebilir. Çünkü kişi kendini kıskaca alan ve onu sarsan, ruhunu çalkalandıran çeşitli duygu, tutku, heyecan durumlarından ancak akıl sayesinde kurtulabilir; bunların etkisinden sıyrılmayı akıl ile başarabilir.

Mutlu ve iyi yaşam için ölçülülük, olmazsa olmaz bir koşuldur. Çünkü insanın düşünme özelliğinin yanında, en az onun kadar önemli olan isteme özelliği de vardır. Hatta insanın bu isteme özelliğinin onun varlıkça yapısı ya da gerçekliği bakımından daha öncelik taşıdığı bile söylenebilir. Bundan dolayı onun için haz da önemlidir ve hazza yönelir doğal olarak. Ama kişi, ölçülü olmayı bilmezse aşırılıklara düşer, duyusal hazların veya duyguların etkisinde kalır ve doğru olanı göremez.

Duyusal hazlar hem çekicidir hem de kalıcı değildir. Bunun için ruhu kolayca aşırılıklara götürür, onu sarsar ve dinginliğini bozar. Bundan dolayı, doğru ve iyi yaşam ya da mutluluk için ölçülülük gerekir. Ruh dinginliği veya ruh sarsılmazlığı için en temel koşul, ölçülü olmadır. “Ölçü ve uyum, insanı ruh sağlığına ulaştırır.” (Akarsu, 1982: 28).

İnsanın ölçülülüğü bilmesini ve bulmasını sağlayacak olan yanı da düşünme yetisi ve aklıdır. Akıllı olmak, elinde olanın değerini bilmeyi ve bundan sevinç duymayı, elinde olmayan şeyleri istemek, bunların peşine düşmek yanılgısından kurtulmayı sağlar. Burada “akıllı olmak”, düşünmeyle ulaşılan bir durum, kişilerin haz veya duygulardan gelen aşırılıklara kapılmamaları durumudur. Bu yüzden Demokritos’un anladığı anlamda “mutluluk” (eudaimonia) ve “ruh iyiliği” (euthymia), yığınlarda” bulunmaz (Akarsu, 1982: 27).

Derleyen: Ömer Yıldırım
Kaynak: T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2356, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1353, Prof. Dr. Sevgi İYİ, Prof.Dr. Harun TEPE

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*