Benlik Saygısı (Öz Saygı) Nedir?

felsefe Nedir

Benlik-şemaları ile ilgili bölümde kendimizi çeşitli özellikler temelinde nasıl kurduğumuza odaklandık.

Ancak benlik tanımlamamızda hangi özelliklerimizi sevdiğimizden ya da sevmediğimizden bahsetmedik.

Bu başlıkta benliğimizle ilgili ne hissettiğimiz, yani benliğin duygulanımsal yanı, ele alınmıştır. Kendiniz hakkında ne hissediyorsunuz? Görünüşünüzden, kişiliğinizden, insanlarla ilişki kurma biçiminden memnun musunuz? Hiç kendinizi işe yaramaz hissettiniz mi? Geleceğiniz hakkında iyimser misiniz? Söz konusu kendimiz olunca tarafsız, tutkusuz ve soğukkanlı olamıyoruz.

Tam tersine oldukça yargılayıcı, duygusal ve benliğimizi korumaya odaklı davranabiliyoruz. Benlik-kavramının en çok çalışılan yanı belki de benlik-saygısıdır. Çünkü benlik-saygısının zihinsel sağlık ve iyilik durumu ve kişiler arası ilişkilere dair birtakım sonuçları vardır. Benlik-kavramının çoklu benlik-şemalarından oluşması gibi benlik-saygısı da tek boyutlu değildir. Kişi, benliğinin bazı yanlarını olumlu olarak değerlendirirken, bazı yanlarını daha az olumlu ya da olumsuz olarak değerlendirebilir.

Örneğin bir öğrenci okul performansıyla ilişki şemasını olumlu değerlendirirken kilosu ve beden tipiyle ilgili şemasını olumsuz değerlendirebilir. Üstelik benliğimize verdiğimiz değer, yani benlik değerlendirmelerimiz sabit değildir, zaman içinde değişkenlik gösterebilirler. Bir duruma bağlı olarak kişi kendisini iyi hisseder ama başka bazı durumlarda bunun tam tersi olabilir. Öz saygının yükselmesi ve düşmesi kısa bir periyod içinde gerçekleşebilir.

Bir sınavdan yüksek not aldığınızda kendinizi iyi hissedersiniz ama hemen sonrasında başka bir sınavdan aldığınız düşük nottan dolayı öz saygınızda düşüş yaşayabilirsiniz. Aslında herkesin benlik- saygısının azaldığı, yani benliğini görece daha az değerli bulduğu dönemler olabilir. Ama bunun yanında, sürekli olarak benlik-saygısı düşük olan kişiler vardır ki bu daha ciddi bir durumdur. Böyle bir durumun fiziksel hastalık ve bazı psikolojik rahatsızlıklar gibi ciddi sonuçları olabilir. Sosyal psikolojide benlik-saygısı açısından bireysel farklılıkların ölçümüne ilişkin hacimli bir literatür vardır. Bu ölçümlerin bazılarında bireylerin çeşitli özellikler temelinde kendilerini değerlendirmeleri istenmiştir.

Örneğin “arkadaşça- arkadaşça olmayan”, “tembel-çalışkan”, “adaletli-adaletsiz” vb. Rosenberg bu tür ölçümleri her değerlendirici özelliğin benlik-saygısına aynı katkıyı yapıyormuş gibi bir varsayım üzerinden yapıldığı gerekçesiyle eleştirmiştir. Oysa bazı özelliklerin kişilerin kendi değerlerini belirlemeleri açısından diğerlerinden daha önemli olduğu göz önüne alınmalıdır. Bu, benlik-şemaları kavramlaştırmasıyla da ilişkilendirilebilir. Benlik-şemalarında öne çıkan özellikler, yani belirli bir bağlamda kişinin kendisini tanımlayıcı olarak gördüğü özellik ya da özellikler kişinin genel benlik-saygısına da en fazla etkisi olan özelliklerdir.

Eğer bir kişi zekâ özelliği açısından şematik biriyse (yani benlik-şeması zekâ çevresinde örgütlenmişse) ve bu kişi zekâ boyutu açısından kendisini olumlu değerlendiriyorsa bu kişi diyelim ki sportif beceriler ya da sosyallik becerileri açısından kendini çok daha az olumlu değerlendirse bile benlik-saygısı düzeyi yüksek olacaktır. Öz saygı ölçümleri açısından hangi özelliğin öne çıkacağı bireyler arasında farklılık göstereceği için, Rosenberg bireylere genel olarak kendilerini ne kadar değerli hissettikleri sorularak benlik-saygısı ölçümü yapılması gerektiğini ileri sürmüş ve bu amaçla global benlik-saygısı ölçeği geliştirmiştir (Brewer ve Crano, 1994). Benlik-saygısı düzeyinin düşüklüğünün olumsuz sonuçları olduğu için, araştırmacılar genel olarak öz saygının yükseltilmesini sağlayan pratiklerin bireyler açısından olumlu sonuçlar vereceğini ummuştur. Ama bireyleri daha sağlıklı, daha bilge ve belki daha nazik yapacağı düşünülen benlik-saygısını artırma işlem ya da pratiklerinin sonuçlarına dair araştırmalar hayal kırıklığı yaratmıştır.

Örneğin benlik-saygısı ile okul performansı arasında olumlu korelasyon bulunmuştur (yani biri artarken diğeri de artmaktadır). Ama yüksek benlik-saygısının iyi notların nedeni değil, sonucu olduğu ortaya çıkmıştır. Deneysel kanıtlar, benlik- saygısını artırma işleminin öğrencilerin daha sonraki performanslarını kötüleştirdiğini göstermiştir. Çok uzun süredir düşük öz saygının şiddete yol açacağı inancı da aynı şekilde araştırmalar tarafından çok destek bulamamıştır. Ciddi şekilde şiddete başvuran kişiler (katiller, tecavüzcüler vb.) kendilerini benlik-değeri açısından olumlu değerlendirmek eğilimindedirler. Yine bazı değişkenlere (örneğin etnisite) bağlı olarak yapılan deneysel çalışmalarda şiddet gösteren insanlarda düşük-benlik saygısına dair bir iz bulunamamıştır.

Bazı araştırmacılar, düşük benlik-saygısının değil, yüksek düzeyde narsisizmin ve yüksek benlik-saygısının saldırganlık göstermeye daha direkt bir etkisinin olduğunu ileri sürmektedirler (Baumeister, 2010). Araştırmalar yüksek benlik-saygısının iki temel sonucunun olduğunu artık sağlam bir biçimde göstermiş bulunmaktadır. İlki, yüksek benlik-saygısının kişisel teşebbüsü ya da bir etkinliğe önayak olma, inisiyatif alma özelliğini desteklemesidir. Muhtemelen yüksek öz saygı, bu kişilere kendi inanç ve varsayımları temelinde harekete geçmeye ve başka insanların dediklerine/yaptıklarına karşı çıkmaya ilişkin bir güven vermektedir. İkincisi, yüksek-öz saygının kendini iyi ve mutlu hissetmeye katkı yapmasıdır. Yüksek benlik-saygısının bu iki sonucu çok çeşitli formlar alarak karşımıza çıkabilir. Bu bağlamda başarısızlık karşısında pes etmemek ve stresli olaylar karşısından dayanıklı olmak gibi örnekler düşünülebilir.

Kaynak: T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3867, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2672; Dr. Öğr. Üyesi Aysel KAYAOĞLU, Prof. Dr. Çiğdem KIREL

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*