|
Uslamlama Nedir?
(Os. İstidlâl, Muhâkeme, Fikrü nazar, Kıyâsı aklî, Huccet, Kıyâs, Nazar,
İstidlâli tâhlilî, Delil, Fikir; Fr. Raisénnement, Al. Vernunftschluss,
İng. Reasoning, İt. Ragionamento) Ussal yargıların mantıksal dizimi...
Usavurma da denir.
Çıkarsama ve bunun anlamdaşı olan Çıkarım deyimleriyle de yakın
anlamlıdır. Bilinen önermelerden bilinmeyen önermeleri çıkarmayı
dilegetirir, eşdeyişle belli bir takım önermelerden mantıksal
ilerlemelerle sonuç çıkarmaktır. Örneğin buğdayın besleyici olduğunu ve
ekmeğin buğdaydan yapıldığını biliriz, doğru olduklarını bildiğimiz bu
önermelerden "ekmek besleyicidir" sonucunu çıkarırız; bu, bir
uslamlamadır. Bu yüzden uslamlamaya us yürütme (Akıl yürütme) de denir.
Mantık, bu uslamlama bilimidir. Bir önermenin doğru olup olmadığı,
mantığın işi değil, o önermenin ilgili olduğu bilimin işidir. Mantık,
bir önermenin doğru olup olmadığını bilemez, sadece "A önermesi doğruysa
B önermesi de doğru olmalıdır" der, uslamlama da budur. Aristoteles'in
tasım öğretisi böylesine bir uslamlamadır. Uslamlama, tümdengelim ve
tümevarım yöntemiyle yapılır. Uslamlamak (muhakeme etmek), ussal bir
işlemdir. Bu yüzden us, uslamlama yetisi olarak de tanımlanmıştır.
Örneğin Fransız düşünürü Descartes (1596-1650), felsefesini,
uslamlamayla kurmuştur.
Descartes'a göre bir düşünceyi meydana getiren daha önceki bir
düşüncedir. Öyleyse düşünce zincirinin arasına yanlış bir düşünce
karıştırmaksızın sırayı titizlikle kovalayarak gerçeğe varılabilir.
Uslamlamanın büyük değeri yeni bilgiler vermesi, bilgilenme sürecinin
kuram ve varsayım gibi yüksek bilimlerini oluşturmasıdır. Tümdengelen
uslamlamalarda çıkarılan sonuç kesindir, tümevaran uslamlamalarda
olasılı ya da yanlış olabilir. Alman idealisti Hegel, uslamlama'yı Al.
Schluss deyimiyle dile getirmiştir, bu, aynı zamanda tasımı anlamına da
gelir. Nitekim Hegel'in Mantık'ını Fransızcaya çeviren Georges Noel
(Paris 1897), Hegel'in bu deyiminin karşılığı olarak, uslamlama ya da
tasım (Fr. Raisonnement ou syllogisme) deyimini kullanmıştır. Hegel,
uslamlamayı küçümser ve "keyfe göre konulan önermelerden keyfe göre
sonuçlar çıkarma" olarak tanımlar, bunun yerine diyalektik yöntem'i
koyar. Hegel'e göre sonuç çıkarma, keyfe göre ve rastlantısal değil,
kesin ve zorunlu olmalıdır ki bunu da ancak diyalektik yöntem sağlar.
Hegel nasıl uslamlamayı diyalektik yönteme oturtmuşsa, Descartes ve onun
izleyicisi Spinoza da geometrik yönteme oturtmuşlardı. Descartes ve
Spinoza'ya göre de felsefe, rastgele uslamlamalarla değil, geometrik
yöntem'le kesin ve zorunlu sonuçlar çıkarmalıdır. Ne var ki uslamlama,
bilimsel kullanımında, hiç de keyfe göre ve rastlantısal sonuçlar
vermez. İnsanlar ölümlüyse ve Sokrates de bir insansa, Sokrates'in de
ölümlü olacağı kesin ve zorunludur.
|