Felsefe hakkında her şey…

Yalnızlığın faydaları

25.12.2023
Yalnızlığın faydaları

Yalnızlık, modern Batı toplumlarında hayranlık uyandıran bir durum hâline geldi; çünkü bu toplumlarda yalnızlığın yitik değer (çoğunlukla arzulanan ancak nadiren bulunan) olduğuna inanılır. Sanki huzurlu anlar yaşamak için toplumdan tamamen uzaklaşmamız gerekiyormuş gibi hissederiz.

Yalnızlığa yönelik gelişen bilimsel merak istikrarlı bir şekilde ve yavaş yavaş artmaktadır. Yalnızlığın ya da tek başına geçirilen zamanın, ruhsal ve fiziksel sağlığa zararlı olduğu bilinen olumsuz sosyal yalıtılmışlığın subjektif bir ifadesi olan “yapayalnız olmak” ile eş anlamlı olmadığını unutmamak gerekir. 1

Son yıllarda yapılan birçok gözlemsel çalışma, daha fazla esenlik ile yalnızlığa duyulan sağlıklı motivasyon, yani yalnızlığı hem keyifli hem de değerli bir şey olarak görme arasında bir korelasyon olduğunu ortaya koymuştur. 2 3

Bu durum tek başına, yalnızlık arayışının faydalı olduğunu kanıtlamaz. Bilimde, böyle nedensel bir açıklama yapmak için, diğer alternatif açıklamalar içinden ‘yalnızlığı’ tek değişken olarak yalıtmamız gerekir. Bu oldukça zor bir iştir. Günlük hayatta çalışıp market alışverişi yapmak, işe gidip gelmek, yürüyüşe çıkmak, hobi edinmek ya da kitap okumak gibi başka şeyler yaparken de yalnız vakit geçiririz. İnsanların yalnız vakit geçirme biçimlerinde bu kadar çok çeşitlilik varken esenliğimizi artıranın tek başına yalnızlık olduğuna dair kesin bir açıklama yapmak güçtür.

Reading Üniversitesinde görev yapan Klinik Psikolog Netta Weinstein ve Thuy-vy Nguyen liderliğinde bir grup araştırmacı, deneklerin kontrollü koşullarda yalnızken ve başkalarıyla birlikteyken zaman geçirdikleri çalışmalar yürütmüşlerdir. Bu korelasyonel araştırmalar yalnızlığın gerçekten neye iyi geldiğine ışık tutmuştur. 4

Bu çalışmalarda insanların duygularında zamanı yalnız geçirdikten sonra meydana gelen değişiklikler ölçülmüştür. Uyarılmışlık düzeyi yüksek olan coşku ve eyleme gibi olumlu duygular ile uyarılmışlık düzeyi düşük olan durgunluk ve gevşeme gibi olumlu duygular; öfke ve kaygı gibi uyarılmışlık düzeyi yüksek olumsuz duygular ile yalnızlık ve mutsuzluk gibi uyarılmışlık düzeyi düşük olumsuz duygular bir arada değerlendirilmiştir.

Psikologların ‘duygusal değer’ (pozitif ve negatif) ve ‘duygusal uyarılma’ (yüksek ve düşük) olarak adlandırdıkları iki farklı uç bu çalışmalarda ele alarak yalnız geçirilen zamanın ‘uyarılma düzenlemesi’ için eşsiz bir fırsat sunduğu belirlenmiştir. Bu sonuca göre yalnız geçirilen zaman sonucunda yüksek uyarılmanın hem pozitif hem de negatif formları daha düşük seviyelere iniyor. Buna da ‘deaktivasyon etkisi’ adı veriliyor.

Deaktivasyon etkisi, oluşturulan tüm yalnızlık ve tek başına kalma koşullarında tutarlılık göstermiştir. Düşük uyarımlı olumlu ve olumsuz duygulardaki değişiklikler, kişinin yalnız zaman geçirmeye ne kadar motive olduğuna bağlıdır. Denekler, faydalarından istifade etmek için yalnızlığı benimsiyor ve bundan keyif alıyorlarsa olumlu düşük uyarılmışlık duygularında artış yaşama eğilimi göstermişlerdir; yani, sonrasında kendilerini daha rahat ve sakin hissetmişlerdir. Yalnız vakit geçirmeye değer vermeyen deneklerde ise olumsuz düşük uyarılmışlık duygularında artış eğilimi gözlemlenmiş; yani bu kişiler kendilerini üzgün ve yalnız hissetmişlerdir.

Bütün bunlar yalnızlıktan fayda sağlamak için yalnızlığın sağlayacağı kazançlara dönük olumlu algımızı açık tutmanın ne kadar önemli olduğunu gösterir. Eylemlerinde ve sosyal yaşamlarında bazı sınırlamalara maruz kalan pek çok kişi için yalnızlık yıkıcı olabilecekken yalnızlığın beklenmedik faydalarını deneyimlemek için de ayrıca bir şans olabilir. Böyle bir yalnızlık hissi hayatımızı bir bütün olarak iyileştirmese de anlık olumsuz duygu nöbetlerini daha katlanılabilir hâle getirebilir.

Peki sadece yalnız zaman geçirerek deaktivasyon etkisinden faydalanabiliyorsak bu süre zarfında örneğin sosyal medyada gezinmemiz ya da başka herhangi bir şeyle meşgul olmamız bu etki üzerinde olumsuz bir rol oynar mı? Çalışmalardan toplanan veriler, telefonunuzda gezinmenin deaktivasyon etkisini ortadan kaldırmadığını gösteriyor. Fakat bu, bu süreyi işgal eden bir faaliyet olmadan zamanı yalnız geçirmenin insana sağlayacağı farklı bir faydayı ortadan kaldırıyor: İnsanın kendisi üzerine düşünme, öz-düşünüm, içe bakış fırsatını.

Öz-düşünüm ya da içe bakış, kişinin düşünce ve duygularına yönelerek bilincinde olanları izleyip kendi ruhsal süreçlerinin özellik ve niteliklerini değerlendirmesi durumudur. 5 İki deneyde, ikincil bir faaliyet olmaksızın tamamen yalnızlık içinde olanların, tek başınayken kitap okuyanlara göre daha fazla öz-düşünümde bulundukları belirlenmiştir. Yalnızken sosyal medyada gezinenler ise içe bakış yetilerini en az kullananlar olarak ön plana çıkmıştır. Aslına bakılırsa öz-düşünüm eğilimine sahip bireylerin yalnız geçirdikleri zaman içinde en çok haz aldıkları anların, okumak ya da sosyal medyada gezinmek değil, kendilerine yalnız kalma hakkı tanıdıkları, yalnız kalma izni verdikleri anlar olduğunu söyleyebiliriz.

Elbette bu yeni bir çıkarım değildir. Popüler kitaplarda ve felsefi metinlerde, yalnız geçirilen zamanın öz-düşünüm için uygun olduğu sıklıkla dile getirilmiştir. Ancak, yalnız geçirilen zaman boyunca yapılan tüm öz-düşünümler nitelik olarak aynı değildir. Bunların kimisi aydınlatıcı olabilirken kimisi iç sıkıcı ve bunaltıcı olabilir. Örneğin bahsettiğimiz çalışmalara katılan kimi denek, yalnız kaldıkları zaman kendilerini en çok rahatsız eden duyguların uzaklaşamadıkları olumsuz düşünceler ve pişmanlıklarla dolu, iç sıkıcı fikirler olduğunu ifade etmişlerdir.

Bu nedenle, bu tür olumsuz durumlardan kurtulabilmek ve yalnızlığı kırmak için bir telefon görüşmesi veya bir mesajla bile olsa güvendiğiniz bir arkadaşınıza ulaşmak kötü bir fikir olmayabilir. 6 Seçeneğiniz varsa, özellikle de iç sıkıntısı ve endişenin size sorun yarattığını düşünüyorsanız, yalnız kalmanız asla tavsiye edilmez.

Yalnız geçirdiğimiz zaman, sıfırlama düğmesine basmamız ve yüksek uyarılmışlık düzeyindeki duygularımızı kontrol altına almamız için bir fırsattır. Yalnız geçirdiğimiz süre boyunca, tam bir sessizlik arayışına girme, günlük aktivitelerimizi bir kenara bırakıp düşüncelerimiz ve duygularımıza odaklanabileceğimiz bir boşluk yaratma seçeneğine de sahip oluruz.

Araştırmalarda yalnız zaman geçirmek için sağlıklı bir motivasyona sahip olmanın, insanların günlük deneyimlerini istedikleri gibi düzenleme kapasitesini tanımlayan ‘ruhsal özerklik’ adı verilen bir kişilik özelliği ile bağlantılı olduğunu göstermektedir. Esasen bu, yalnızlığı benimsemenin ne kadar içe dönük olduğunuzdan ziyade duygularınızı kendi kendinize düzenleme becerisine sahip olmanızla ilgili olduğu anlamına gelir.

Özerk bir kişiliğe sahip olan insanlar, kendilerini dış çevrenin insafına terk edilmiş piyonlar olarak görmek yerine, yaptıkları şeyi yapmayı kendilerinin seçtiğini düşünürler. Hayata karşı bu tarz bir yaklaşıma sahip olmak aynı zamanda deneyimlerinizin her parçasıyla ilgilenmek, yeni deneyimler tecrübe etmek ve bunlar hakkında nasıl hissettiğinizi anlamakla da ilgilidir.

Gerçekten de çalışmalarda bazı insanların yalnızlığı deneyimlemeye zorlandığı, böylece özerklik duygularının azaltıldığı ve diğerlerinin yalnızlıkla ilgilenmeye ve bunu denemeye davet edildiği, yani özerkliklerinin teşvik edildiği bir yol izlendiğinde, yalnızlığa zorlananlar bunu deneyimlemenin daha az önemli ve faydalı olduğunu düşünmüş ve dolayısıyla yalnızlıktan daha az keyif almışlardır.

Bu çalışmalara katılan tüm deneklerin Amerika Birleşik Devletleri’ndeki üniversite öğrencileri olduğunu belirtmek önemlidir. Dolayısıyla, 2017-19 yıllarına ait bu bulgular bize birçok eğlence seçeneğine ve esnek çalışma saatlerine kolay erişim sunan toplumlardaki genç yetişkinlerin yalnızlıkla ilgili günlük deneyimleri hakkında bilgi vermektedir.

Hızlı tempolu yaşam biçimi ve pratik teknolojilerle beslenen bir kültürde, cihazlarımız ve iş verimliliği saplantımız tarafından kolayca yönlendiriliyoruz. Yalnız olduğumuzda kendimizi çalışırken buluyoruz ve boş bir an yakaladığımızda telefonlarımızı elimize alarak diğer insanların ne yaptığını takip etmek istiyoruz. Bu durum, insanların tecrit altında olduğu ve yüz yüze sosyalleşemediği durumlarda bile geçerli olabiliyor.

Yoğun yaşamlarımızda yalnızlık anlarının ve hatta uzun yalnızlık serüvenlerinin sağladığı rahatlama ve düşünme fırsatını değerlendirerek bundan faydalanmak önemlidir. Beklenmedik bir şekilde yalnız kaldığımız zamanlar tabii ki zorlu geçebilir; ancak en azından bazılarımız için bu, aynı zamanda bulunmaz bir nimet de olabilir.

 


Bu makale Sosyolog Ömer Yıldırım tarafından www.felsefe.gen.tr için, Thuy-vy Nguyen’in “Solitude, without loneliness, can have mental health benefits” isimli makalesinden Türkçeye çevrilip derlenerek hazırlanmıştır. Alıntılanması durumunda kaynak gösterilmesi, ahlaklıca olanıdır.

Çeviri ve Derleme: Sosyolog Ömer YILDIRIM

KAYNAKÇA

  1. Eisenberger, N.I., Lieberman, M.D.,  Williams, K.D., (2003). Does rejection hurt? An FMRI study of social exclusion. Science, 302 (5643), 290-292, https://doi.org/10.1126/science.1089134
  2. Long, C.R., Averill, J.R. (2003). Solitude: An Exploration of Benefits of Being Alone. Journal for The Theory of Social Behaviour, 33 (1), 21-44, https://doi.org/10.1111/1468-5914.00204
  3. Toyoshima, A., Sato, S., Examination of the Effect of Preference for Solitude on Subjective Well-Being and Developmental Change. J Adult Dev, 26, 139–148 (2019). https://doi.org/10.1007/s10804-018-9307-z
  4. Nguyen, T.T., Ryan, R.M., Deci, E.L., Solitude as an Approach to Affective Self-Regulation. Personality and Social Psychology Bulletin, 44 (1), 92-106 (2017). https://doi.org/10.1177/0146167217733073
  5. OFSHOME, “Solitude in the digital age: Does social media add to or take away our solitude?”, Erişim: 24.12.2023, https://osf.io/yp7g9
  6. Gu, J., Strauss, C., Bond, R., Cavanagh, K., How do mindfulness-based cognitive therapy and mindfulness-based stress reduction improve mental health and wellbeing? A systematic review and meta-analysis of mediation studies. Clinical Psychology Review, 37 (-), 91-12 (2015). https://doi.org/10.1016/j.cpr.2015.01.006
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...