Felsefe hakkında her şey…

Türklerin İslam’ı kabulü, İslam’a uyumu ve İslam ile etkileşimi

14.09.2023
457

Belirtildiği üzere din değiştirmede, kişinin veya toplumun içinde bulunduğu şartlar, zamanlama, yeni dinin sunulma şekli ve sunulan dinin içeriği büyük önem arz etmektedir. Bu noktada İslamiyeti kabul sürecinde Türklerin, önce içinde bulundukları siyasî, sosyal, kültürel ve dinî şartların, ardından zamanlamanın ve en önemlisi de Emevîler döneminde uygunsuz bir şekilde karşımıza çıkan yeni dinin sunulma şeklinin, Abbâsîlerle birlikte düzelerek uygun hale gelmesiyle bütün aşamaları geçtiği muhakkaktır. Bu durumda yeni dini kabulden önceki son aşamaya yani uyum, kabul ve etkileşim safhasına gelindiği söylenebilir.

Emevî hanedanına karşı ilk faaliyetler, gayr-ı memnun mevâlî kitlesinin nüfus itibarıyla hâkim olduğu Horasan’da gelişti. Bu durumdan istifade eden Abbâsî ailesi, faaliyetlerini Horasan’da yoğunlaştırdı ve gizlice teşkilât kurup isyan hazırlığına başladı. İsyan hazırlıklarını yürütenlerin çoğu, hatta isyanın askerî lideri Ebû Müslim Horasanî de bir mevâlîydi.

750 senesinde Abbâsîlerin iktidara gelmesiyle Türk ülkelerine yönelik fetih harekâtı durdu. Abbâsî hareketinde yer alan Türkler, ihtilal sonrası Abbâsî devletinin hizmetinde çeşitli görevler aldılar. Abbâsîler, Emevîlerin mevâlî politikasını değiştirdiler. Kendilerini iktidara getiren Türklere ve diğer topluluklara iyi davranıp devlet görevlerinde yer verdiler. Böylece Horasan ve Maveraünnehir’de İslamiyetin yayılışı büyük bir ivme kazandı. Bazı Türk beyleri ve bu beylere bağlı Türk zümreleri hızla İslamiyeti kabul etmeye başladılar. Bu durum, bir yandan 751 yılında meydana gelen Talas Savaşı’nda Türklerle Müslüman Arapların yakınlaşmasına zemin hazırlarken, diğer yandan da Abbâsî devletinde görev alan Türklerin sayısının artmasına sebep oldu.

8. yüzyıl bu şekilde geçti. Türkler ilk defa bir barış, huzur ve güven içerisinde İslamiyeti tanımaya ve yavaş yavaş kabul etmeye başladılar. Böylece İslamiyet, her geçen gün daha da hızlanarak Türk ülkelerinde yayıldı. 9 ve 10. yüzyıla gelindiğinde ise İslam ülkelerinden uzak bir bölge olan İtil çevresinde bulunan Bulgar Türkleri arasında bile İslamiyete karşı büyük bir ilgi başlamıştı. Maveraünnehir’in ise hemen tamamı Müslümanlaşmış, muhtelif Türk şubeleri kitleler halinde İslamiyeti kabule başlamışlardı.

Böylece Hz. Ömer devrinde Sâsânî Devleti’nin ortadan kaldırdığı 7. yüzyılın ortalarından itibaren başlayan, 9. ve 10. yüzyıla kadar devam eden Türklerin İslamiyeti kabul süreci, sona yaklaşmıştı. Bu süreçte o dönemin şartları içerisinde İslam ülkeleriyle Türk illeri arasında iletişim ve etkileşim imkânlarının doğmasında önemli bir rol icra eden tüccarlar ile âlim ve sufilerin de büyük rolü olmuştu. Ortaya çıkan cami, zaviye, ribat vb yapılarda yürütülen tebliğ faaliyetleri son derece etkili idi.

10. yüzyılın ilk yarısından itibaren yöneticileri ve halkının büyük kısmı Müslüman Türk olan İtil Bulgar Devleti (920-921), Karahanlılar (945), Gazneliler (963) ve Selçuklular (1040) gibi ilk Müslüman Türk devletleri ortaya çıktı. Böylece -her ne kadar Türkler arasında İslamlaşma 13 ve 14. yüzyıllara kadar devam edecekse de- artık hem Türk tarihi hem de İslam tarihi için yeni bir dönem, Müslüman Türk devletleri dönemi başlıyordu.

Kaynak: T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3998, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2781, ESKİŞEHİR, Şubat 2020. Yazarlar: Prof.Dr. Ahmet TAŞAĞIL, Prof.Dr. Erkan GÖKSU, Prof.Dr. İbrahim ŞİRİN, Doç.Dr. Serhat KÜÇÜK, Prof.Dr. Kemal YAKUT, Dr.Öğr.Üyesi Yaşar SUVEREN, Sayfa: 34-45

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...