Kuşku ile bilgi arasındaki bağ nasıldır?

Kuşku bilgiyi açık seçikliğe, kesinliğe kavuşturmak içindir.

İnsan, çevresinde bulunan nesnelerin varlığından kuşkulanabilir, ancak onların birer varlıkmış gibi görünmelerinden kuşkulanamaz. Kuşku, genellikle, nesnenin algılandığı, düşünüldüğü, uzay ve zaman içinde nedensellik ilkesine uyup uymadığı konusunda ortaya çıkar. İşte felsefenin, bilgi sorunu dolayısıyla yapması gereken iş, bilimlerin temelini oluşturan uzay, zaman, süre, devinim, özdek, gerekim, uzam, itim, çekim gibi kavramları açıklığa kavuşturmak, bunlar arasında bulanan çelişkileri ortadan kaldırmaktır. Kişi “kedinde nesne”yi bilmese bile, duyular aracılığıyla, kendi dışında birtakım varlıkların bulunduğunu anlar.

Felsefenin görevi, deneyden gelen, us ilkelerine dayalı düşünceyle arıtılmış olan bu kavramlar üzerinde çalışmaktır. Felsefenin belirlenmiş bir tek konusu yoktur, gözlem ve deney bilimlerinin verilerinden yararlanır, onlardan aldığı kavramları yeniden işler, geliştirir. Bu kavramların işlenmesini sağlayan düşüncenin üç temel işlevi vardır:

1) Kavramları açık-seçik duruma getirerek daha kolay anlaşılır kılmak, bu mantığın alanını oluşturur.

2. Elde edilen kavramları çelişkiden kurtararak, düşüncenin özel ilkelerine göre düzenlemek. Bu da metafiziği ilgilendirir.

3) Dolaysız, apaçık kavramlar ortaya koymak, bunların bilinçte yargıya dönüşmesini sağlamak. Estetiğin konusu olan bu yargılar onaylama ve yadsıma gibi iki türlüdür. Onaylama nesneye yaklaşmayı, yadsıma ondan uzaklaşmayı sağlar.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*