Thomas Aquinas (Aquinalı Thomas) Kimdir? (1225 - 1274)

Aquinalı Thomas: 1225-1274 yılları arasında yaşamış olan, ünlü Hristiyan filozoftur.



Orta Çağ felsefesinin ve düşünce tarihinin en önemli düşünürlerinden biri sayılabilecek Thomas Aquinas, soylu bir ailenin çocuğu olarak 1225 yılında dünyaya geldi. Eğitimini İtalya, Fransa ve Almanya’da gerçekleştirdi. Hocası olan Albertus Magnus’un ve düşünce tarihinin en büyük filozoflarından birisi olan Aristoteles’in etkisi altında kaldı. Grekçe bilmediği hâlde düşünce tarihinin en önemli Aristoteles yorumcularından biri olarak tarihe geçti. Fransa’da Paris Üniversitesinde, İtalya’da Napoli’de dersler verdi. 1274 yılında, arkasında yaklaşık olarak 13 milyon kelimeyi bulan bir yapıt bırakarak hayata veda etti. Thomas Aquinas’ı n bütün eserlerinin birden fazla baskısı bulunmaktadır. Eserlerinin bir kısmını kendisi, önemli bir kısmını da öğrencileri ve sekreterleri yazmıştır. Kitaplarının özgün dili Latincedir. Eserlerinden başlıcaları şunlardır: Summa Contra Gentiles, Summa Theologiae, In libros De caelo et mundo expositio, In libros De generatione et corruptione exposition. 



Thomas Aquinas bir Orta Çağ filozofudur. Bu yüzden, onun bir filozof olduğu kadar aynı zamanda bir teolog olduğunu da hesaba katmamız gerekir. Bundan dolayı, Thomas Aquinas’ın varlık anlayışının doğru bir şekilde kurulabilmesi için onun yaratılış ve Tanrı anlayışlarının anlaşılması gereklidir. Bu, Antik Çağ filozofları için gerekli değildir. Zira o dönemde bir yaratılıştan söz etmek için henüz erkendir. Platon’un Demiurgos’u, Aristoteles’in ilk hareket ettiricisi, Orta Çağın tek- Tanrılı evren anlayışındaki Tanrı kavramı ile kıyaslanamaz. Bununla birlikte, özellikle Aristoteles’in yapıtları üzerine yazmış olduğu yorumlarında Thomas Aquinas’ın felsefeye bağlı hareket ettiğini görmekteyiz.

Ona göre Varlık birçok bakımdan incelenebilir. Varlığın en önemli ayrımını zorunlu varlık ve zorunsuz varlık olarak ikiye ayırdığımızda yaparız. Zorunlu varlık, kendi kendisiyle özdeş olan ve varoluşu için kendisinden başka hiçbir nedene gereksinim duymayan varlıktır. Bu varlık, kendisi dışındaki bütün varolanların nedenidir. Platon’un ideasına, Aristoteles’in ilk hareket ettiricisine benzetilebilecek bu varlık Tanrı’ dır. Tanrı, kendi içindeki tamamlanmışlığından dolayı bu evreni ve içindekileri yaratmış ve onlara birlik içinde bir düzen sağlamıştır. Tanrı tarafından yaratılmış olan varlıkların da zorunsuz oldukları söylenebilir. Varoluşları ile özleri birbirinden farklı olan bu varlıklar Tanrı’ya, bir neden olarak muhtaçtırlar. Özü ve varoluşu bir ve aynı olan Tanrı dışında hareketinin kaynağı olan bir başka varolan yoktur. Thomas Aquinas, Tanrı kanıtlamalarında Tanrı’nın özü değil, onun etkileri üzerinden giderek Tanrı’yı kanıtlamaktadır. Beş değişik biçimde ortaya çıkan bu kanıtlama türüne felsefe tarihinde “kozmolojik Tanrı kanıtlaması” adı verilmektedir. Bu kanıtlamanın karşısında da Anselmus’un “ontolojik Tanrı kanıtlaması” yer almaktadır. Thomas Aquinas, yaradılışı bir döngüsellik içinde anlar ve her şey kendi ilk ilkesine geri dönünceye kadar bu sürecin devam edeceğini söyler.



Thomas Aquinas, Antik Çağ filozoflarının dile getirdikleri, fizik dünyadaki sürekli değişimin, nesnelere ilişkin bilgi elde etmek için bir engel olduğu düşüncesini kabul etmektedir. Bununla birlikte, sürekli değişim halindeki nesnelerde durağan olan bir yapının bulunduğunu düşünmektedir. Bu durağan yapı, nesnenin bilinmesi için gerekli olan tözdür. Duyulanabilir tözlerde değişmeden duran bir unsur yer almaktadır ve bu da nesnelere ilişkin bilginin temelini oluşturmaktadır. Duyu algısı, o hâlde, bilgimizin zorunlu başlangıç noktasıdır. Duyuların imgeleme taşıdıkları nesnelere ilişkin benzerliklere imge denmektedir. Bunlar, etkin aklın soyutlama eylemi için birer malzemedir. Etkin akıl, yalın anlamda Tanrı’nın yarattığı bir ışıktır. Bu ışık aracılığıyla akıl, imgedeki anlaşılabilir yapıyı çekip çıkartır. Örneğin, bireysel insanların tikel özelliklerinden insanın doğasını çekip çıkarması gibi. Burada ortaya çıkan kavram edilgin akla aktarılır ve anlama edimi için kullanılır. Burada ortaya çıkan yargı nesnesiyle upuygun ise doğrudur, değilse yanlıştır.

Thomas Aquinas’ın ahlak ve toplum anlayışı Aristoteles’in felsefesi ile Hristiyanlığın akılcı bir yorumunun karışımıdır. Aquinas’a göre ahlak insan eylemiyle, ama akla uygun iradenin neden olduğu eylemlerle ilgilidir. Eylemin ölçüsü veya kuralı eylemin ilk ilkesi olan akıldır. Akıl, iradeyi harekete geçiren güçtür. İrade doğal bir biçimde iyi olana doğru yönelir ve pratik akıl bizim iyiye yönelmemizi, kötüden de kaçınmamızı buyurur. Doğal yasa, akıl sahibi olan her bir varlığı üç doğal eğilim çerçevesinde yönlendirir: 1. Hayatını korumak ve sağlığını muhafaza etmek; 2. Çoğalmak ve karısı ve ailesine göz kulak olmak; 3. Hakikati gözetmek suretiyle akılsal hayatını geliştirmek ve sosyal erdem içinde büyümek. Ama insanlar bazen doğal yasanın buyruklarından saparlar. Bunun için de bir ezeli-ebedi yasa yapmak şarttır. İnsanlardaki mutlak itaatin kaynağı olan bu yasa bir taraftan fizik dünyadaki her şeyin yapısını belirlerken diğer taraftan akıl sahibi varlıkların da nasıl yaşamaları gerektiğini dikte eder. Toplumun bir bütün olarak refahı, o toplumun düzgün yasalarla idare edilmesi ile mümkün olur. Bu idare insani kanun yapıcının doğal yasayı tekil olaylara uygulaması sonucunda ortaya çıkan insani yasa ile gerçekleşir. İnsanın iyi bir hayat sürmesi iki koşula bağlıdır. Birincisi erdeme uygun davranmak, ikincisi ise erdemli bir eylem için gerekli olan maddi ihtiyaçları sağlamaktır.



Aquinalı Thomas’ın gerçekleştirdikleri, o aynı zamanda bir büyük filozof olduğu için, bunlardan ibaret değildir. Onun içinde yaşadığı ve Hıristiyanlığın hakim olduğu dünya bir süreden beri öylesine değişmiş ve genişlemiştir ki Hristiyan teolojisinin salt öte dünyacı şeması tatmin edici olmaktan çıkıp, önemli ölçüde yetersiz hale gelmeye başlamıştır. Yeni sanat formları, üniversitelerin doğuşu, doğa bilimine dönük ilginin ilk kez olarak zuhuru, İslam dünyasından yapılan çevirilerin ardından klasik dünyaya yönelik bakışın gözden geçinilmesine duyulan ihtiyaç var olan teolojik şemayı zorlamaya başlayınca, Aquinalı Thomas Hristiyan dünya görüşünü yeni ilgiler ve bu ilgilerin doğurduğu yepyeni bilgilerle zenginleştirme ve geliştirme ihtiyacı içinde olmuştur. Başka bir deyişle, o Orta Çağ insanı XIII. yüzyıldan itibaren Orta Çağ karanlığından yavaş yavaş çıkmaya başlayıp kültür ve uygarlığını yeniden inşa eder ve dünyevi şeylere ilgi duymaya başlarken, teolojiyle felsefenin, iman ile aklın, Hıristiyan dünya görüşüyle klasik dünya görüşünün, çağının ihtiyaçlarına uygun düşen yeni ve sağlam bir sentezini yapmıştır. Thomas’a bu sentezinde en büyük yardımı, hiç kuşku yok ki Aristoteles ve felsefesi sağlamıştır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

Ayrıca lütfen bakınız:

- Thomas Aquinas kimdir?
- Aquinalı Thomas ve irade kavramı
- Thomas Aquinas ve Tanrı’nın varlığının kanıtları
- Thomas Aquinas’ın yaşamı ve yapıtları
- Thomas Aquinas’ın varlık felsefesi
- Yaratılış (creatio) nedir?
- Thomas Aquinas’ın Tanrı kanıtlamaları
- Thomas Aquinas’ın bilgi felsefesi
- Thomas Aquinas’ın bilgi felsefesi
- Etkin akıl, edildin akıl nedir?
- Soyutlama nedir?
- Thomas Aquinas’ın ahlak felsefesi ve toplum anlayışı