|
Pisagorculuk (Pythagoreanism) Nedir?
Pisagor ve takipçileri tarafından benimsenen ezoterik ve metafizik
inançlar için kullanılan bir terimdir Pisagorculuk (Pythagoreanism). İlk
Pisagorcuların benzeri görüşlerini benimseyen daha sonraki oluşumlar
yeni-pisagorculuk (neo-pythagoreanism) terimini altında ele alınır.
Pisagorcuların amacı; insanın kendisini, beden ve ruh göçüne köle
olmaktan kurtarmaktır. İnsan ne denli kötü ve günahkâr bir yaşam
sürerse, öldükten sonra ruhunun aşağılayıcı bir hayvan bedenine girme
olasılığı o denli yüksek olur.
Pisagorcu cemaat yalnız dini nitelik taşımakla kalmamış aynı zamanda
siyasî bir nitelik sergilemiş ve siyasî amaçlar belirlemiştir. Bu
anlamda Pisagorculuk, Kroton ve öteki bazı güney İtalya kentlerinde uzun
zaman iktidarı elinde tutmuştur. Pisagor siyasette cemaati ile
uzlaşabilmiş değildir. Belki de o Kroton'dan bu nedenle uzaklaştı ve
gittiği yerde de öldü.
Pisagorcuların siyaset ile ilgilenmeleri kendilerinin felaketi olmuştur.
Çıkan bir isyanda cemaatin merkezi yıkılıp yağmalanmış ve cemaat
dağılmıştır. Buna rağmen bu okulun bilim ve sanat alanındaki etkileri
daha uzun bir zaman kendini hissettirmiştir. Pisagorcular özellikle
bilim ve sanattan yararlanmışlar, bir başka deyişle belli bilim ve sanat
çeşitleriyle, yani matematik ve müzik ile çok yakından ilgilenmişlerdir.
Pisagor'un bunlarla ne ölçüde ilgilenmiş olduğunu, ona ait olduğu
söylenen fikirlerin gerçekten onun olup olmadığını belirlemek güçtür.
Bütün bunlara rağmen Pisagor tarikatının bir felsefe, bir bilim ve bir
sanat ocağı olduğundan kuşkulananlayız.
Pisagor konusundaki bilgilerimiz yetersizdir. Onun ile ilgili
bilgilerden; onun filozoftan çok bir din adamı, bir din iyileştiricisi
olduğunu biliyoruz. Aristo bile hiçbir zaman bir Pisagor felsefesinden
söz etmez, sürekli Pisagorcuların felsefesinden söz eder. Tüm bunlara
karşın Pisagor'un zamanında etkili olduğunu vurgulamalıyız.
Onun din yenilikçiliğinin temelinde, ruhun ölüm sonrasındaki durumu
problemi vardır. Ona göre ruh bedene zincirlenmiştir, beden ruh için bir
hapishanedir. Ölüm sonrası ruh başka bir bedene göç eder. Bu göç, ruhun
dünyadaki yaşamına bağlı olarak sonuçlanır.
İyi ve temiz bir ruh yüksek bir bedene göç eder. Fakat ruhun gerçek
çabası; özgür yaşamak, yani bedene bağımlı olmaksızın mutlak ruh
durumuna ulaşabilmek olmalıdır. Bu amaca ulaşabilmek için, Pisagor
öğrencilerine bazı yollar gösterir: Et yememek, yalnızca bitkisel
gıdalarla beslenmek, kanlı kurbanlardan kaçınmak. Ruhun arınması ve
bedenden ayrı bir yaşama ulaşabilmesi için bilim ve sanattan
yararlanılır.
Pisagorcuların öncelikle uğraştıkları sanat "musikî", bilim ise
"matematik". Bir geometri probleminin, "Pisagor problemi"nin, haklı ya
da haksız Pisagor'a dayandırıldığı herkesçe bilinir. Pisagorcular müzik
ile matematik arasında sıkı bir bağ kurmuş ve bu iki bilimde önemli
buluşlar yapmışlardır.
Özellikle telli sazlarla uğraşan Pisagorcular, telin uzunluğu ile sesin
yüksekliği arasında belli bir oran bulunduğunu ortaya koymuşlardır. Teli
uzatıp kısaltarak sesin çeşitli perdelerini yakalamışlardır. Uyumlu ses
telin uzunluğu ile, yani bir takım sayısal oranlarla ilgilidir.
Felsefe tarihinin başlangıcındaki filozofların genelde ortak noktaları
vardır: Bunlar başlangıçta tek tek birtakım gözlemlerden yararlanırlar
ve sonra da bunları genelleştirirler. Sözgelişi Thales, suyun gerek
bedensel ve gerek beden dışı doğa için taşıdığı değerin büyüklüğünü
görmüş ve böylece herşeyin sudan oluştuğu sonucuna varmıştır.
Anaksimenes havanın değeri ve önemini, gözlemlerden hareketle
belirlemiş, herşeyin temelinin hava olduğu sonucuna varmıştır.
Pisagorcular uyumlu seslerle sayısal oranlar arasındaki bağlantıdan
hareket ederek, herşeyin temelinin sayı olduğu, evrendeki tüm oranların
sayısal olduğu sonucuna ulaşmıştır. Böylece Pisagorcular dahil, daha
önceki filozoflarda, arche (maddenin aslı) kavramına tanık oluyoruz.
Pisagorcular arche olarak sayıyı benimsemekle ileri bir adım atmış
oldular. Çünkü onlar maddenin aslının, su ve hava gibi somut birşey
değil de, tam tersine, soyut birşey olduğunu ileri sürmüştür.
Pisagorcular başka bakımdan da öteki filozoflardan ayrılırlar.
Pisagorculara gelene kadar maddenin kaynağı olarak tek bir ilke
benimseniyordu. Pisagorcular ise maddeye biçim veren, maddeyi
sayılabilir yapan ilke yanında bir de bu ilkenin, üzerinde etkili
olacağı biçimi olmayan birşeye gereksinim duyarlar.
Böylece Pisagorcular, Milet okulu filozofları gibi monist (taklit)
olmayıp dualisttirler (ikililik). Yani herşeyin başlangıcına bir ikilik
koyarlar. Sözkonusu olan bu iki ilkeden birisi biçim verendir, ikincisi
ise sınırsız ve biçimsiz olandır.
Pisagorcular evrenin her yerinde; bir yanda sınırsız bir ilke ile öte
yanda belirleyici bir ilkenin arasındaki zıtlığı bulmuşlardır. Bu zıtlık
sayılarda da vardır: Tek-çift sayılar gibi. Ayrıca bu ikilik öteki
birçok oranlarda da vardır. Sözgelişi sağ-sol, kadın-erkek,
kare-dikdörtgen gibi. Pisagorcular, yaptıkları analojilerle
(benzetmeler) bu görüşlerini sonunda bir oyun şekline getirmişlerdir.
Nitekim "adalet" ile "kare sayılar"ın ilişkili görülmesi oyundan başka
ne olabilir? Bu, düşünce tarihinin garip oluşumlarından yalnızca
biridir.
Sayılar ile uğraşanlar, bu uğraşılarının çok sınırlı olmasına rağmen,
bunlardan gizemli (mistik) bir sonuç çıkarırlar. Gerçi insanlarda,
madde'nin arkasında gizemli bir oranın gizli olduğuna inanma eğilimi çok
güçlüdür. Sözgelişi bugün bile içinde yaşanılan savaşın ne kadar
süreceğini matematiksel olarak hesaplamak isteyenler vardır.
Batının düşünce tarihinde sayı gizemciliğini (mistisizmini) en ileri
götürenler Pisagorcular olduğu halde, sayılarla ilgili bilime kesinlik
kazandıranlar da onlardır. Yunan biliminde matematik biliminin gerçek
kurucuları Pisagorculardır. Onların matematiği kurmuş olmaları çok ilgi
çekicidir. Çünkü bu buluşta, Yunan düşüncesinin karakteristik bir yanı
da açığa çıkmıştır.
Bugün sayı denilince aklımıza sayılar dizisi gelir. Oysa Pisagorcular
sayı dizisiyle hiç ilgilenmemişlerdir. Zaten onlar "sıfır"ı
bilmiyorlardı. Sayı dizisini "bir" ile başlatıyorlardı. Sıfırı sonradan
Hintliler buldu ve onlardan Araplara geçti. Matematikte sıfırın
bulunması önemli bir ileri adımdır. Bununla sayıları basit bir biçimde
göstermek olanağı sağlanmıştır.
Pisagorcular sayıları birtakım geometrik kümelere ayırarak
inceliyorlardı. Bugün böyle kullanılan sayıların "kare" ve "küp"ü
deyimleri Pisagorculara aittir. Onlar sayıları hep geometrik şekillere
göre kıyaslıyorlardı. Sözgelişi:
Kare sayılar dedikleri 4'ü (::) ile, 9'u (:::) ile gösteriyorlardı.
Daha da ileri götürerek dikdörtgen sayılar diye bir küme kabul
ediliyordu. Çünkü, sözgelişi 6 sayısı ancak şu şekilde
gösterilebiliyordu:(:::). Ayrıca piramit sayılar vb. söz konusuydu. İşte
Pisagorcular kare, dikdörtgen, piramit vb. sayılar dedikleri sayı
dizilerinin özelliklerini bu sayılara karşılık geometrik şekillerin
özelliklerinden çıkarmaya çalışıyorlardı. Böylelikle sayıların
özelliklerini geometrik bir biçimde canlandırmak ya da matematik
bilimini doğrudan doğruya geometriye dayandırmak istemişlerdi.
Pisagorcuların bu girişimi bize Yunan düşüncesinin çok belirgin bir
niteliğini açıklar: Yunanlılar her-şeyden önce gözlemci insanlardır.
Onlar herşeyi canlı şekiller halinde görür, bu konuda çok yetenekli bir
ulustur. Sözgelişi Anaksimandros'un evren düşüncesi, evrene en yüksek
derecede somut bir biçim kazandırmış bir tasarımdır.
Buna karşın, her türlü şekil ve somutluktan yoksun olan soyut bir
düşünce biçimi Yunan karakterine hiç uymaz. İşte bu yüzden tam anlamı
ile soyut olan ve somutlaştırılamayan sıfır sayısını Yunanlılar
bulamamışlardır. Yine bu nedenle, Yunan düşüncesi sayıları geometrik
şekiller biçiminde anlamak yolunda ilerlemiştir.
Oysa XVI. - XVII. yüzyıldan bu yana modern matematik bunun tam aksi
yönde gelişmiştir. Modern matematiğin başında yer alan analitik
matematik, özellikle de, geometriyi aritmetik şekline dönüştürmek ister.
Sözgelişi daireyi analitik geometriye, düz doğrulara ve birtakım
matematiksel eşitliklere dönüştürmeye çalışır.
Kısacası modern matematik, geometrik şekillerin özelliklerini
belirlemeye çaba gösterir. Yani, Yunanlıların aksine, geometriyi
matematiğe dayandırır. Yine modern matematiğin temelini sayılar sistemi
ve bunun genişletilmesi oluşturur. Oysa Yunanlılar, ta... başlangıcından
bu yana, sürekli somut bir geometrici kafasına sahiptirler.
Pisagorcular sayıların özelliklerini geometrik ve somut bir yolla
incelerken, özellikle de bir noktada büyük güçlükle karşılaşmışlardır.
Bu güçlük, onların keşfedip de sonuna kadar götüremedikleri irrasyonel
foran dışı) sayılardan kaynaklanıyordu. Bu keşif Pisagorcuların tüm
düşüncelerini altüst etmiştir. Çünkü onlara göre maddenin özü olan
sayılar, tam sayılardır.
Oysa, özellikle geometri alanında bu düşünüş her zaman doğru çıkmıyordu.
Karenin kenarlarının köşegenlerine olan oranını araştırırken,
Pisagorcular bu oranın, bir tam sayıyla belirtilebileceğini var
sayıyorlardı. Karenin kenarı "l" olsun, köşegenleri "V2"olur.
Pisagorcular bu "V2" ifadesini henüz bilmiyorlardı.
Bugünkü matematik dilinde bu "V2", irrasyonel bir sayıdır. Yani, hiçbir
tam sayı ya da kesir ile, bu kesir ne kadar büyükte olsa, ifade
edilemeyen ve fakat sonsuz bir ondalık kesir sistemi ile yaklaşık olarak
ifade edilebilen bir niceliktir. Bu gerçek, Pisagorcuların düşüncelerini
çıkmaza sokmuştur. Zira bu yüzden karenin kenarlarının köşegenlerine
olan oranın, bir tam sayı ile ifade etmenin olanaksızlığı ortaya
çıkmıştır. Bu güçlüğü aşabilmek için Pisagorcular matematiğe "sonsuz
küçük" kavramını sokmuştur. Onlar: Karenin köşegenini ve kenarını
sonsuza bölerek, bu işlemin sonunda, bir yerde uyumlu sona
ulaşacaklarına inanıyorlardı.
Oysa böylece yeni birtakım güçlüklere yol açan bir kavram işin içine
karışmış oluyordu. Sonsuz küçük ve sonsuz büyük kavramlarında gözlenen
çatışkılarla (antinomiler), sonradan özellikle Zenon uğraşmıştır.
Siyaset alanından çekilerek cemaatleri dağılan Pisagorcular çeşitli
yerlere dağılarak okullarını, bilimsel etkinliklerini sürdürdüler. Bu
sonraki Pisagorcular daha çok astronomi ile uğraşmıştır. Dünyanın
evrenin merkezinde olmadığını, bir yıldız çevresinde döndüğünü var
saymakla Kopernik'in görüşüne yaklaşan ileri bir hamle yaptılar.
Bu son Pisagorcuların en önemlilerinden birisi, Eflâtun zamanında
yaşayan ünlü matematikçi "Archytos" ile hekim olan "Alkmaion" dur.
Alkmaion'un önemli tıbbî bir keşif yaptığı var sayılır. Söylentilere
göre: Beyin ve sinirlerin önemini ve algının oluşması için dıştan gelen
bir uyarıcının sinirler aracılığı ile beyne aktarılması gerektiğini
keşfetmiştir.
Pisagorcu Mistisizm
Pisagorculuk sayıların nesnelerin gerçek doğasını oluşturudğuna ve ruh
göçüne inanırlar. Arınma ayinleri uygular ve ruhlarının tanrılar
arasında yüksek bir dereceye erişmesi için geliştirilmiş çeşitli yaşam
kurallarını takip ederler.
Pisagorcuların et yemekten kaçındıkları Antik dünyada iyi bilinmekteydi.
1842 yılına kadar "vejeteryan" tabiri yerine Pisagorcu tabiri
kullanılmaktaydı.
Pisagorcuların kullandığı önemli bir dini simge, Empedokles'in maddeyi
bir araya getiren unsurlarla ilgili teorisiyle ilişkili olduğuna
inanılan beş köşeli yıldız (pentagram) sembolüydü.
Ayrıca Lütfen Bakınız:
Pythagoras (Pisagor) Kimdir?
|