|
Georg Lukacs'ın
Sözleşme ve Sınıf Bilinci Anlayışı
Lukacs'a göre, kapitalizmle birlikte, dünya tarihinde ilk kez, toplumsal
yaşamı bütünü ya da bütünlüğü içinde, kendi amaçlı faaliyetinin nesnesi
haline getirebilecek bir özne ortaya çıkmıştır. Bu özne proletaryadır ve
bunu mümkün kılan, nesnel dünyanın, yani kapitalizmin yapısal
nitelikleridir. Kapitalizm, genelleşmiş meta üretimi düzenidir ve Meta
üretimi şeyleşmeye (reification) yol açar, bu şeyleşme nesnel ve öznel
yönleri olan bir şeyleşmedir. Kapitalist pazarın yasaları bu sürecin
nesnel yönünü oluşturur. Emek bu süreçte salt bir nicelik konusu haline
gelir, insan emeği rasyonelleştirilir.
Bu sürece, insanın kendi emeğine yabancılaşmasının eklenmesiyle,
şeyleşmenin öznel boyutu ortaya çıkmış olur. Lukacs böylece, insan
etkinliğinin, insandan bağımsızlaşarak kendi yolunda giden bir metaya
dönüştüğünü belirtir. Üretimin ve ürünün organik birliğinin bu
dağılmasının sonucu, insan düşüncesinin, toplumsal bilincin
parçalanmasıdır. Bu parçalanmanın sonucunda da bütünsel bakış
olanaksızlaşır. Lukacs'a göre, mevcut ihtisaslaşma durumu, burjuva
bilimlerinin bu parçalanmışlığın ürünleri olması dolayısıyladır. Bu
şeyleşmenin kaçınılmaz bir sonucu olarak özne- nesne kopukluğu gündeme
gelmektedir Lukacs'a göre. Bu da teori ile pratik arasındaki bağların
kopmasını getirir beraberinde. Böylece düşünce değiştiricilik
niteliklerinden vazgeçer ve salt bir gözlemci konumuna itilir.
Lukacs tespit ettiği bu sorunlar kümesinin çözümünü Hegel'de aramaya
girişir. Ona göre Hegel, özne-nesne özdeşliğini, teori-pratik birliğini
kuran kişidir. Hegel'de özne, hem tarihin yapıcısı hem de tarih
tarafından yapılan bir şeydir. Marx'ın özellikle başlangıç yapıtlarında
bu görüşün belirgin bir yorumu vardır. Hegel burada tarihin öznesiyle
nesnesini özdeş kılmaktadır ve bu Lukacas'a göre, toplumsal-tarihsel
gerçekliği anlamanın tek yoludur. Özne, kendisini tarihin bir ürünü
olarak görürken tarihi de kendi eylemi olarak görmelidir. Hegel'in
öznesi bilindiği gibi Tin'dir. Lukacs bu noktadan itibaren Hegel'in
aşılması ve onun teorisinin Marsist materyalist bir temelde
değerlendirilmesine yönelmek ister.
Lukacs'a göre Marx'ın analiz ettiği kapitalist toplumsal yapı ve bu yapı
içindeki işçi sınıfının konumu, Hegel'in tezini gerçek değerine
kavuşturacak bir gelişmedir.İşçi sınıfının nesnel konumu tarihsel özne
konumunun gerçekleştirilmesini olanaklı kılmaktadır. Elbette proletarya
da şeyleşmenin hüküm sürdüğü dünyada yaşamaktadır ancak buna rağmen, o
içinde bulunduğu koşulları bütünlüğü içinde görebilir.
Lukacs, bunun nasıl olabildiğini tamamen açıklamaz, ancak bir şekilde
işçi sınıfı dolaysız var oluşunu görebileceğini, yani gerçek varlığının
olgular düzeyinde görünen yanının ötesinde gerçekliğin bilgisine
ulaşabileceğini varsayar. Öyle ki bu durum, bizzat işçi sınıfının
yaşadığı koşulların zorunlu bir sonucudur adeta. Bu koşullar, bir
şekilde, işçi sınıfına bu dolaysız var oluşu aşmasını buyurur. İşçi
sınıfı, bu bilince ulaşmasını mümkün kılan özgül dolayım kategorilerine
de sahiptir.
Bilinç durumları böylece, sınıf konumları üzerinden kapitalist toplumsal
yapının maddi gerekliğine götürülmüş ve Hegel'in idealist teorisi
maddileştirilmiş olunur. Bu toplumsal süreç, genel olarak Bütünselik'in
yitirilmesini getirirken beraberinde de, işçi sınıfı açısından
Bütünsellik'in kavranabilme olanağını getirir. İşçi, emek gücünü satmak
konumunda olduğundan dolayı, içinde bulunduğu yabancılaşmayı
algılayabilecek ve kendi öznelliği ile nesnelliği arasındaki kopukluğun
bilincine ulaşabilecek noktadadır Lukacs'a göre.
Bu noktada Lukacs'ın sınıf bilinci değerlendirmesine
gelinebilir.Söylendiği gibi, proletarya kendini içinde bulduğu olumsuz
koşullar içinde, bu koşulların olumsuzluğu ile ilintili olarak bütünsel
bir bakış açısına sahip olma olanağı elde eder. İşte Lukacs'ın işçi
sınıfına atfettiği devrimci bilincin temeli bu olanaktır. Bu sınıf,
toplumsalın bütünselliğini değiştirmeye yönelik pratiğin bilgisine
sahiptir çünkü. Bu söylenenler bir bakıma Lukacs'ın "sınıf bilinci"
anlayışının temel öğelerini vermektedir. Tarih ve Sınıf Bilinci adlı
kitabinda Lukacs, Sınıf bilinci fikrini bu eksende şekillendirir.
Sınıf bilinci, tek tek bireylerin taşıdıkları bilincin bir toplamı
değil, Lukacs'a göre sınıfın üretimdeki yerinden kaynaklanan ya da bu
yere göre belirlenen bir bilinçtir. Lukacs burada "atfedilen bilinç"
şeklinde bir tanımlama yapar. Üretimdeki konumu işçi sınıfına bütünsel
gerçekliği görmek anlamında sınıf bilinci atfettirme olanağı sağlar. Bu
bilinç, hem proleteryanın nesnel koşullarının ürünüdür hem de onun
çıkarlarına uygundur. Bu nesnel konum, özne-nesne özdeşliğini ve bunun
devamında teori-pratik birliğini beraberinde getirir.
|