Felsefe hakkında her şey…

Kime daha çok güvenirsiniz? Arkadaşınıza mı, tamamen yabancı birine mi?

27.01.2024
263
Kime daha çok güvenirsiniz? Arkadaşınıza mı, tamamen yabancı birine mi?

‘İnsanların iyi niyetle davranacakları ve başkalarına zarar vermekten kaçınacakları beklentisi’ anlamına gelen sosyal güven, hem araştırmacıları hem de kamuoyunu uzun süredir meraklandıran bir kavramdır.

Güven ve iş birliği sosyal başarı için kritik öneme sahiptir; nörobilimci Kelly Clancy yaşamın alttan alta işleyen bir “En Dostça Olanın Hayatta Kalması” yasasıyla işlediğini öne sürmektedir. Ona göre evrim, hayatta kalmak için rekabet etmekten daha fazlasıdır. Dolayısıyla insanların ilişki kurmaya ihtiyacı vardır.

Peki, siz ne kadar güveniyorsunuz? Acil bir durumda, bir yabancının sizin cep telefonunuzu kullanmasına izin verir miydiniz? Ya ev kirasını ödeyemediğini söyleyerek sizden yardım isteyen bir arkadaşınıza borç para verir miydiniz? Hiç, bir yabancıya, kardeşinize davrandığınızdan daha nazik davrandığınız oldu mu?

Hiç şüphesiz birçoğumuz arkadaşlarımıza ve yabancılara duyduğumuz güveni neyin şekillendirdiğini düşünmüşüzdür. Bizi bazı insanlara şüpheyle yaklaşmaya yönelten, ancak diğerlerine ise zaman zaman şüpheci bir gözle bakmamıza neden olan şey nedir? Ve insanlara ne kadar güvendiğimiz ile onları ne kadar iyi tanıdığımız arasında bir ilişki var mıdır?

2016 yılında Markus Freitag ve Paul C. Bauer, ‘Kişilik Özellikleri Bağlamında Arkadaşlara ve Yabancılara Güvenme Eğilimi’ başlıklı çalışmalarını The Social Science Journal‘da yayınlattı. 1

Sosyal güven alanında önemli araştırmalar daha önce de yapılmıştır, ancak Freitag ve Bauer, yaygın metodolojik hataların sürekli olarak sonuçsuz veriler ortaya çıkardığını iddia etmektedir. Onlara göre yinelenen bu açmazlardan kaçmak ve bu olguya ilişkin anlayışımızı ampirik açıdan daha net bir yörüngeye oturtmak için, sosyal güvenin itici güçleri olarak yalnızca çevresel faktörlere ve geçmiş deneyimlere bakmak yerine, bireylerin sergiledikleri sosyal güven düzeyleri üzerinde kişiliğin oynadığı rolü inceleyen bir araştırma yapmak daha önemlidir.

Freitag ve Bauer, denekleri yabancılara karşı genelleştirilmiş güven ve tanıdıklara karşı özelleştirilmiş güven arasındaki ayrımı sıklıkla bulanıklaştıran belirsiz soru dizileriyle karşılaştıran olağan araştırma desenlerinden farklı olarak, örneklem sınıflarını açıkça farklılaştıran bir süreç uygulamışlardır. Onlara gerçekçi ve ilişkilendirilebilir sorular yöneltmiş, katılımcılardan sayısal olasılıklar kullanarak cevap vermelerini istemiş ve psikolojinin “Beş Büyük” kişilik özelliğini (sorumluluk, uzlaşmacılık, temkinlilik, açıklık, dışa dönüklük) temel alarak kişilik değerlerini tanımlamışlardır. Ayrıca, cinsiyet ve yaş için kontrol grupları da oluşturmuşlardır.

Bilgisayar destekli telefon görüşmeleri yoluyla bin 157 İsviçreli yetişkine rastgele uygulanan ankette araştırmacılar katılımcılara şu soruları yöneltmişlerdir:

“Lütfen 0 ila 100 arasında değişen bir olasılık ölçeği hayal edin. 0, olayın kesinlikle gerçekleşeceği anlamına gelir. İçinde diğer şeylerin yanı sıra 200 İsviçre Frangı bulunan cüzdanınızı (kimlik kartınızla birlikte) kaybettiğinizi düşünün. 0’dan 100’e kadar olan bu ölçekte, cüzdanın bir arkadaşınız ya da tanımadığınız bir yabancı tarafından bulunması hâlinde size iade edilme olasılığı nedir?”

Kişilik özelliklerinin arkadaşlara güven ve yabancılara güven üzerindeki etki katsayıları (kontrollü ve kontrolsüz).

Kişilik özelliklerinin arkadaşlara güven ve yabancılara güven üzerindeki etki katsayıları (kontrollü ve kontrolsüz).

Peki güven yargılarımızı belirleyen şey nedir?

Araştırma sonuçları, insanların yabancılara arkadaşlarına güvendiklerinden daha fazla güvendiklerini gösteriyor. Peki ama neden? Cevap ilgi çekici olabilir: Çünkü arkadaşlarımızı yabancılardan daha iyi tanıyoruz. İnsanlar güvenecekleri kişiyi tanıyorlarsa kararlarını o kişiyle olan geçmişlerini temel alarak verirler; tanımadıklarında ise yararlanabilecekleri bir bilgi birikimi bulunmadığından, güven yargıları onların kişilik özelliklerinin bir ifadesi olur.

Çalışma, ‘beş büyük’ kişilik özelliğinden sorumluluk ve açıklık‘ın hem yabancılara hem de arkadaşlara duyulan güveni belirlemede önemli etkenler olduğunu, bununla birlikte uzlaşmacılık‘ın yabancılara duyulan güven düzeyini belirlemede önemli bir rol oynadığını göstermiştir.

Uzlaşımcı kişilik özelliğine sahip insanlar nadiren art niyetten şüphelenen, iş birlikçi, sıcak, nazik ve çatışmadan kaçınan insanlardır. Dolayısıyla başkalarının iyiliğini düşünürler.

Araştırmacılarsa bu konuda şöyle bir açıklama yapmışlardır:

“Ampirik analizlerimiz, kişilik özelliklerinin etki büyüklüklerinin yabancılara duyulan güvende arkadaşlara duyulan güvene kıyasla daha hacimli olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, güvenilecek kişi hakkında bilgi sahibi olmadığımız durumlarda, güven yargılarımız kişiliğimizle bağlantılı gibi görünmektedir. Kişilik özelliklerinin bir dereceye kadar biyolojiden kaynaklandığını ve belirli kişilik özelliklerinin güven yargılarını etkilediğini kabul edersek bu aynı zamanda güvenin de bir dereceye kadar kalıtsal olduğu anlamına gelmektedir.”

Freitag ve Bauer araştırmalarının sınırlılıklarına özellikle dikkat çekmişlerdir. Eğitimin, ilişki ağlarımızın ve kurumlara duyduğumuz güvenin rolünün önemli olduğu ve hafife alınamayacağı konusunda açıkça uyarıda bulunmuşlardır.

Önceki çalışmalar, sosyal güvenin yolsuzluk ve suç ile bağlantılı olduğunu açıkça göstermiştir; bu da çevresel faktörlerin sosyal güven düzeylerini gerçekten de etkilediğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda araştırmacılar, çalışmalarının sosyal güven araştırmalarının çok az bilinen bir yönüne ilişkin yapılan öncül bir araştırma olduğunu ve bu toplumsal meseleyle ilgili anlayışımızın gelişmesi için teoremlerin ve ampirik analizlerin kişiliği ve biyolojik etkileri daha fazla hesaba katması gerektiğini vurgulamaktadırlar.

 


Bu makale Sosyolog Ömer Yıldırım tarafından www.felsefe.gen.tr için, Jesse Heitz’in “Who Would You Trust More: Your Friend, or a Total Stranger?” isimli makalesinden Türkçeye çevrilip derlenerek hazırlanmıştır. Alıntılanması durumunda kaynak gösterilmesi, ahlaklıca olanıdır.

Çeviri ve Derleme: Sosyolog Ömer YILDIRIM

KAYNAKÇA

  1. Freitag, M., Bauer, P. C., (2016). Personality traits and the propensity to trust friends and strangers. The Social Science Journal, 53 (4), 467-476. https://doi.org/10.1016/j.soscij.2015.12.002
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...