Gözlenebilirlik Nedir?

Bilimin ele aldığı olayların gözlenebilir olması gerekir. Günümüzde psikoloji davranışı ve davranışın altında yatan süreçleri bilimsel olarak inceleyen bir çalışma olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü davranışın altında yatan bazı süreçleri doğrudan gözleme olanağı yoktu ama organizmanın davranışları gözlenerek onların varlığı saptanabilir.



Bir dalın bilimsel sayılabilmesi için, o dalın konusunun gözlenebilmesi gerekir. Eğer bir olay doğrudan biçimde, dolaylı olarak veya psikofizyolojik tepkiler temelinde gözlenemiyorsa o olay psikoloji bilimi kapsamına girmez. Bu tür olayları inceleyen dal da bilim olarak kabul edilmez.

Duyguların yaşamımızda çok büyük rolü vardır. Örneğin, korku, öfke, haz duyguları gözlenebilmekte, bilimsel olarak incelenmektedir. Yaşamımızda, şefkat, imrenme, haset gibi olumlu ve olumsuz pek çok duygunun da yeri vardır. Ancak bu duygular, henüz psikolojideki üç tür davranıştan herhangi birine dönüştürülmemiş, gözlenebilir hâle getirilememiştir. Sonuç olarak söz konusu türden duygular bilimsel psikolojinin konuları arasına girmemektedir.



Gözlenebilirlik kavramını, sadece çıplak gözle gözlemek olarak da düşünmemeliyiz. Bilim insanı, gözünün veya araştırmasında kullanacağı başka duyu organının yetersiz kaldığı durumda bazı aygıtlardan yararlanır. Örneğin çok uzaktaki yıldızları görmek için teleskop, çok küçük nesneleri görmek için mikroskop kullanır, zaman sürelerini belirlemek için kronometreden yararlanır, beynin ürettiği elektriksel dalgaları ölçmek için amplifikatörler kullanır.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Psikolojiye Giriş" ve 2. Sınıf "Deneysel Psikoloji", 4. Sınıf "Sosyal Psikoloji" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Psikoloji Ders Kitapları ve MEB Liseler İçin Psikoloji Dersi Ders Kitapları