20. Yüzyıl Felsefesinde Yeni Ontoloji ve Varlık Sorunu

Tarih boyunca özellikle filozoflar, insan ve evren üzerine üretilen düşünceleri belli bir temele dayandırmak istemiştir.



Bu yönelimleri, bilgileri bir dizge içinde tutarlı olacak şekilde ele almalarını sağlamıştır. Bu sistemli düşünüşü diğer alanlarda da görmek mümkündür. 20. yüzyılda yaşanan olaylar ve bilimdeki gelişmeler, düşüncenin sistematik olarak işlenip gelecekte verimli olması için düşünürleri yöntem aramaya zorlamıştır.

Hartman, felsefedeki en problemli durumların metafizik konular olduğunu söyler. Bu meselelerin çözümlenmesi için aranan yöntemin felsefe tarihinde mantık üzerinden yapıldığını ve Aristoteles’ten Yeni Kantçılar’a kadar bu yolun denendiğini belirtir. Mantık yöntemine dayalı ortaya konan görüşün hakikatle örtüşmesi noktasında problem yarattığını ileri sürer. Mantıksal açıdan doğru olan her durumun her zaman gerçeği vermeyeceği konusuna dikkat çeker.



Felsefede mantığa dayalı yöntemlerin çalışmalarını zayıf görür. Onun için bilgi veren bir alan üzerinden felsefeye sistem kazandırılması gerektiğini düşünür. Bilginin doğasının bilinmesi gerektiğini belirten Hartman, bu yolda ontolojiye (varlık bilimi) kesinlikle ihtiyaç olduğunu ve varlıkların kendi aralarındaki kategorik ilişkilerin incelenmesi gerektiğini savunur.

Varlıkların yapısı ve işleyişini çözümlemeye ve onu deneysel alan üzerinden açıklamaya çalışır. Bu yolda varlığı maddesel ve ruhsal olarak ele alan Hartman, materyalizm ve idealizmin varlığa bakış açıları üzerinden geliştirdiği yöntemle varlığa yönelik problemleri çözmeye çalışır. Ona göre varlık, madde ve ruhtan oluşmuştur. Ruhun en önemli yanı düşünmedir ve bilginin oluşumu her ne kadar düşünen bir özneye ihtiyaç duysa da düşünülen varlığın payı unutulmamalıdır. Dolayısıyla Hartman, her bilgi dalında (felsefe, sanat, sosyoloji, hukuk vb.) o bilgi alanıyla uğraşan kişilerin (filozof, sanatçı, sosyolog, hukukçu vb.) kendi uğraşlarının temas ettiği varlığı tanıması gerektiğini ileri sürer. Bunun bir yöntem işi olduğunu belirten Hartman, yeni ontolojinin bu ihtiyacı karşılamak için olduğunu savunur.



Hartman’ın yöntemi genel olarak ontolojiye indirilmiş bir epistemolojiyle kurgulanmıştır. Çeşitli varlıkların anlaşılabilmesi için bütün varlıkların birbiriyle olan ilişkisinin incelenmesini içerir. Bu açıdan Hartman, varlıklar arasında temel olarak dört katman olduğunu belirtir.

Hartmann'ın Varlık Katmanları

- Tinsel Katman

İnsan, düşünce, özgürlük, kültür, din, ahlak ve sanatlar. Tin veya akıl etkin olarak kullanılır. Ruhsal yaşantılar, ürüne dönüşerek evrenselleşir. Bu katmana doğru özgürlük artar, güçlülük azalır. Bu katmanla felsefe ilgilenir.

- Ruhsal Katman

İnsanlar ve hayvanlar bulunur. Tümden bilinçli olmasa da bilinçli ve ruhsal yaşantılardır. Bu katman, tinsel katmana kaynaklık sağlar. Bu katmanla psikoloji bilimi ilgilenir.

- Organik Katman

Canlı varlıklar, tek hücreli canlılar, bitkiler, hayvanlar ve insanlar. Sezgi, etkin olarak kullanılır. Bu katman, inorganik katmandan kaynak sağlar. Bu katmanla biyoloji bilimi ilgilenir.

- İnorganik Katman

Cansız varlıklar ve madde. Algı etkin olarak kullanılır. Bu katmandaki varlıkların yer kaplama, ısınma ve düşme özellikleri bulunur. Bu katmanla fizik ilgilenir.

Bu katmanlar, varlıkların nitelik bakımından birbirlerinden ayrışması sonucunda oluşmuştur. Hartmann’a göre bu kategorik bir ayrışmadır ve birbirlerinden tamamen ayrı oldukları anlamına gelmez.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı