Normal Dışı Davranışlarla İlgili Psikolojik Yaklaşımlar Nelerdir?

Normal dışı davranışlarla ilgili olarak farklı kuramcılar farklı yaklaşımlarda bulunmuşlardır. Bu yaklaşımlar biyolojik yaklaşım ve psikolojik yaklaşımlardır.



Biyolojik Yaklaşım

Bu yaklaşım normal dışı davranışları sinir sistemi, salgı bezleri gibi organik işlev bozuklukları ve kalıtsal faktörlerle ortaya çıkan yanlış işleyiş çerçevesinde açıklamaktadır. Bu bozukluğun kaynağı bir virüs veya mikrop, doğuştan gelen organik eksiklik, başın üzerine düşmek gibi ağır bir kaza ile olabilmektedir. Sorunun nedeni ne olursa olsun bu modelin 3 varsayım bulunmaktadır. Bunlar;

• Hasta bir hastalıktan dolayı fiziksel ya da duygusal acı çekmektedir
• Bu hastalığı belli bir belirtiyle tanımlayabilmek olasıdır.
• Her hastalığın kendine özgü ve belli bir nedeni bulunmaktadır.

Çağımızda biyolojik yaklaşım zihinsel bozuklukların ve normal dışı davranışların tümünü açıklamakta yetersiz kalmaktadır.



Psikolojik Yaklaşımlar

Bu yaklaşıma göre normal dışı davranışlar bireyin çevresiyle etkileşimi sonucu ortaya çıkar. Bireyde derin iz bırakan bir olay, çok fazla stres, yıkıcı aile ilişkileri gibi pek çok faktör bu tür davranışları açıklayabilmektedir. Bu konu ile ilgili olarak çok farklı psikolojik yaklaşımlar bulunmaktadır. Bazı yaklaşımlar tek bir davranış üzerine odaklanırken, bazıları, normal dışı davranışları bir bütün olarak ele almaktadır. Bazıları normal dışı davranışları tanımlamada çocukluk yaşantılarını, bazıları ise şimdiki zamanı ölçüt olarak almaktadır. Bazı yaklaşımlar ise davranışların tamamen dışsal unsurlarla belirlendiğini savunmaktadır. Bu anlamda üç temel yaklaşım vardır.

• Psikodinamik yaklaşım
• Bilişsel-Davranışçı yaklaşım
• İnsancıl-Varoluşsal yaklaşım

Psikodinamik Yaklaşım

Bireyin davranışları bilinçdışı tarafından, cinsellik ve saldırganlık güdüleriyle yönlendirilmektedir. Davranış bozuklukları yaşamın ilk yıllarından başlayarak bilinçdışındaki çatışmaların ürünü olarak görülmektedir. Örneğin karısına şiddet uygulayan bir adam aslında küçüklük yıllarından itibaren bilinçdışında annesine olan öfkesini yansıtıyor olabilir. Psikodinamik yaklaşıma göre normal dışı davranışların sebebi, çelişki ile ortaya çıkan kaygının bilinçdışında kalması için sergilenen savunma mekanizrnalarıdır. Bu savunma mekanizmaları bireyin kaygısını azaltmakla birlikte, bireyin gerçekle ilişkisini de kesmektedir. Bu tutumun ileriye götürülmesi başka hastalıkları da ortaya çıkarabilmektedir. Psikodinamik yaklaşımının kurucusu Freud çekici ve değişik fikirler ortaya koymasına karşıhk, zihinsel bozukluklarla ilgili nedenleri ve tedavi yollarını açıklayan bilimsel kanıtları ortaya koymakta yetersiz kalmıştır.



Bilişsel-Davranışçı Yaklaşım

Davranışçı yaklaşım normal dışı davranışların aynen diğer davranışlar gibi öğrenilmiş davranışlar sonucu oluştuğunu savunur. Normal dışı davranışların klasik koşullanma, edimsel koşulamadan farklı bir şekilde, beklenti ve yapılan işlerin sonuçlarını görme gibi içsel süreçlerin de etkisiyle şekillendiğini varsayar. Örneğin işyerinde aslında yetenekli ve zeki olan bir çalışan kendisine verilen bir projeyi tamamlamayı beceremeyeceğini düşünerek en kötü şekilde sonlandırır. Bu süreç sonunda patronundan azar işiten çalışan, kendisinin bu konuda yetersiz biri olduğuna dair bir yapı geliştirir. Bu yapı onun bu tarz işleri beceremeyeceğine olan inananı sağlamlaştırır. Bu da beraberinde daha sonra da alınan görevlerle ilgili bir kısır döngüyü ortaya koyar. Bilişsel-davranışçı yaklaşım normal dışı davranış altında yatan bu tarz bakış açılarını düzenlemeyi hedefler.

İnsancıl-Varoluşsal Yaklaşım

Bu yaklaşıma göre, bireyler psikolojik gelişim, büyüme ve sağlıklı denge yönünde en iyi şekilde davranmaya eğilimli olarak doğmaktadırlar. Bu eğilim kendini gerçekleştirme olarak adlandırılır. Bu yaklaşımda birey kendi psikolojik gelişim ihtiyaçlarına göre arzu ve ihtiyaçlarını tutarlı bir biçimde ortaya koyar. Bu kendini ortaya koyuş tarzı bazen saldırganlık, bazen cinsellik, bazen de bağımsız olma biçiminde olabilmektedir. Çocuğun büyürken bazı ihtiyaçlarının karşılanmasında ortaya konulan engeller, çocuğun temel ihtiyaçlarını yadsımasına ve gerçekte ne istediğini bilemediğinden duygusal çöküntüye uğramasına neden olabilir.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Psikolojiye Giriş" ve 2. Sınıf "Deneysel Psikoloji", 4. Sınıf "Sosyal Psikoloji" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Psikoloji Ders Kitapları ve MEB Liseler İçin Psikoloji Dersi Ders Kitapları