Sokratik Yöntemin Üç Temel Ögesi

felsefe Nedir

Bireyin, zihninde saklı olan hakikatleri anımsamasını temel alan karşılıklı konuşmaya ya da diyalektiğe dayalı Sokratik yöntemin üç temel ögesi bulunmaktadır.

İlk öge diyalektiğin temelini oluşturan karşılıklı konuşmayla yanlışı ayıklamadır. İkincisi, bireyin doğasında var olduğuna inanılan doğruya, sorgulamalarla ulaşma ve doğurtmadır. Üçüncüsü ise, sorgulama sürecinin tanrısal kayranın (Tanrı’nın dünya işlerinde beliren iyilik ve bilgeliği) ya da Diamonion’un denetiminde olmasıdır.

Öge 1: Yanlış savları ayıklamak

İlk öge, soru sorma ve cevap almadır. Soru-cevap sürecinde öncelikle, sorgulanan konu hakkında örnekler koleksiyonu sunma ve tek tek örnekler koleksiyonunda dile gelen savları çürütme (elenchos) gerçekleştirilmektedir. Sonrasında ise ussal tartışma gelmektedir. Diyalektik niteliğe sahip Sokratik yöntemin ilk ögesi ileri sürülen önermelerin ya da tanımların doğru olmadığını göstermeyi, yani çürütmeyi amaçlamaktadır. İlk öge, genel bir sav ileri sürme; savı, mantıksal ve dilsel çözümlemeler aracılığıyla zayıflatıp çürütmeye çalışma ve ardından önceki savın hata ve eksikliklerini içermeyen yeni bir sav ileri sürme ve onu çürütmeye çalışma biçiminde ilerlemektedir. Tez-antitez-sentez süreci olarak özetlenebilmektedir. Süreçte ulaşılan sentezleme de, yeni sürecin tezi olarak ele alınmakta ve tekrar çürütme (antitez) işlemine başvurulmaktadır.

Bu öge ironi olarak da adlandırılmaktadır. İroni, kişinin ciddi olmayan bir şeyi ciddi olarak söylemesi ya da ciddi bir konuyu espri, şaka gibi dile getirmesidir. İroninin bazen, doğrudan anlaşılamama gibi bir ayrıcalığı bulunmaktadır. Fakat Sokrates’in ironisi biraz farklılaşmaktadır. Sokrates karşısındaki insanların yanlışlarını düzeltmek ve sonrasında doğruları göstermeyi amaçlıyordu. Bunu gerçekleştirmek için karşılıklı konuşma, yani diyalog yolunu seçmişti. Karşılıklı konuşma esnasında karşısındakine “hiç bir şey bilmediğini” söylüyor ve onun fikirlerini ifade etmesini sağlıyordu. Daha sonra bu düşüncelerin yanlışlarını ortaya koyuyordu. Karşısındakinin yanlışlarını bir bir açıklıyor, onunla adeta alay ediyordu. Bu sebeple onun bu ünlü alaycılığı, Sokratik yöntemin olumsuz, yıkıcı yanı olarak kabul edilmektedir.

Örneklemek gerekirse; Sokrates tartışmaya “ben hiç bir şey bilmiyorum” diyerek başlamakta ve karşısındakinin özgüvenini sağlamaktadır. Sonrasında, tartışma sırasında, tartışılan konu ile ilgili alay edici bir tavırla, hiç de bilgisiz olmadığı izlenimini sergilemekte ve kurulan özgüvenin tamamen yıkılmasına neden olmaktadır. Sokrates, ironi konusunda çok etkiliydi ve eşi görülmemiş ironist sıfatını almıştır. Dolayısıyla Sokratik yöntemde ironinin oldukça önemli bir yeri vardır. İroni Sokratik yöntemde, özel bir diyalektik biçimi kazanmaktadır ve insanlarla iletişim kurmanın bir yolu hâline gelmektedir.

Sokratik yöntemde Sokratik elenchos (çürütme)’tan da bahsetmek gerekmektedir. Elenchos, tam bir anlama yetisi üzerine bir kişiyi dikkatlice söylediği ifadelerle, bu ifadeleri ona daha fazla soru sorarak aklına yerleştirmesini sağlamaya yarayan bir sorgulama yöntemidir. Sorgulanan kişilerin ilk ifadelerinin gerçek değerini ve anlamını bulacakları umut edilir. Genellikle bilinen gerçeğin yanlış olması beklenir; “elenchos” kıt kanaat yeten anlama yetisini ya da düşünceyi sorguya çekme veya çürütme yöntemidir. Kişinin söyledikleri hakkında bilinç geliştirmeyi sağlamaktadır. Başka bir ifade ile, elenchos yöntemi, doğruluğundan şüphe duyulmayan bir sava karşı yöneltilen çeşitli sorularla, yapılan açıklamalarla, savın kapsamının olabildiğince genişletilmesiyle, en sonunda savın kendi içine taşıdığı çelişki ve tutarsızlıkların kanıtlanmasıyla doğruluk savlarının çürütülmesinin amaçlandığı düşünsel diyalektik bir süreçten oluşmaktadır.

Elenchos sadece genel bir tanım üzerine doğru veya yanlış tartışmasının yöntemi değil aynı zamanda ikna etme yöntemidir. Yaygın bir dinleyici kitlesi hedeflenmemekte; tezini savunan tek kişi hedef alınmaktadır. Bundaki amaç karşıdakinin zihnini değiştirmektir. Sokrates’in çok alaycı ikna etme yöntemi, bir çeşit muhatabını yenmeye çalışmadır. Tartışma ile değil ama ironi ya da riyakârlık gibi dokundurmalı konuşma içeren zekice plan ve oyunlarla, “ima”, “ikna edici tanımlamalar”, “analoji ve örneklerin kapsamlı kullanımlarıyla” rakibinin tezini çürütmedir. Elenchos’un amacı, insanları dogmatik uykularından uyandırıp, bilgisizlik/cahillik algısının oluşmasını sağlamaktadır.

Öge 2: Doğurtma (Maieutic) ya da ebelik

Sokrates’in diyalektik sorgulaması aracılığıyla bireyler, zihinsel açıdan kendilerini yeniden inşa etmektedirler. Bu nedenle Sokrates, diyalektik yönteminin en temel ögelerinden biri olarak “maieutic” yani doğurtma kavramını vurgulamaktadır. Diyalektik söylem, konuşmacının kendi savlarını ya da tanımlarını ortaya çıkarmasını, yani, doğurmasını amaçlamaktadır. Doğurtma, Sokratik yöntemin en temel unsurudur. Doğurtma, anımsama kuramından hareketle doğurulacak şeye sahip olmayı gerektirmektedir. Doğurtmaya bağlı olarak ortaya çıkan ebelik motifi, bilgi öğretmeye değil, var olanın açığa çıkmasına çalışmaktadır. Doğurtma eylemini ve ebelik motifini şöyle açıklayabiliriz:

  • Ebeye gereksinim duymak için doğum sancıları çekmek gerekir.

Sokrates, ruhun tüm bilgilere doğuştan sahip olunduğuna inansa da, onun etkin hâle gelebilmesi için kimi sorular, sorgulamalar ve uyarılarla harekete geçirilmesi gerektiğini düşünmektedir. Bu harekete geçme durumuna doğum sancısı çekme denilmektedir.

  • Ebelik sanatı, ancak çocuk doğurma konusunda deneyimli birisi tarafından gerçekleştirilir.

Sokrates’e göre kadınlar, gebe kalıp çocuk doğurabildikleri sürece, başkalarına çocuk doğurma konusunda yardımcı olamazlar. Ebelik sanatını, ancak kendileri gebe kalamayacak kadar çok yaşlı biri hâline gelince elde ederler. Sokrates’e göre bu deneysel açıdan bir zorunluluktur; çünkü hiç kimse deneyim sahibi olmadığı şey konusunda doğru bir şey söyleyemez ve yapamaz. Dolayısıyla, Sokratik sorgulamada sorgulayıcı olabilmek için, yeterli tecrübeye sahip olmak gerekmektedir. Tecrübe için de daha önce farklı sorgulayıcılar tarafından, kendi gerçekliğine ulaşmış olması gerekmektedir. Bu yaklaşımdan hareketle, eğitici, daha önce öğrenen rolünü yaşamış olarak eğitim sürecine dâhil olmalı ve zihnindeki tüm yanlış sanıları çürüterek, bilgi yapısına kazandırmış olmalıdır.

  • Ebe doğumu kolaylaştırıp zorlaştırabilir, hatta gerek duyarsa düşük bile yaptırabilir.

Sokrates’e göre, deneyimli ebeler, hazırladıkları ilaç ve büyülerle, doğum sancılarını belirgin kılabilir ya da gerek duyarlarsa, sancıları yatıştırıp, azaltabilirler. Böylelikle zorlu bir işi oldukça kolay bir iş hâline getirebilir ve hatta gebeliğin erken bir evresinde, kuşkular yüzünden eğer çocuğu düşürme kararı alınırsa, çocuk düşürtülebilir. Yani sorgulayıcı, yöntem sürecinde sahip olduğu beceri ve donanımla, gerçekliğin inşasını kolaylaştırabilmektedir. Öğrenendeki tedirginliği, kaygıyı fark edip, rahatlatabilmektedir. Ayrıca, doğurtma yapacağı bilgi, geçerliliği anlamında sınırlılıklara sahipse, o bilgiden vazgeçebilmektedir. Sağlıklı yani geçerli ve güvenilir olmayacak hiçbir bilginin gerçeklik olarak kabul edilmesine izin vermemektedir.

  • Ebeler, dünyaya gelen çocukların gerçek çocuklar mı, ceninler mi olduğuna karar verir.

Sokrates, kadınların bazen gerçek çocuklar, bazen de ceninler dünyaya getirdiklerini söyler ve ebenin gerçek görevinin, gerçek olanla gerçek olmayanı ayırt etmek olduğunun altını çizer. Bu ayırt etme işi, ebenin en temel görevidir ve en zor olanı da budur. Bu yaklaşımda, sorgulayıcı olarak eğitici, doğurtma sonucu ulaşılan bilginin, yeterli olgunluğa ulaşıp ulaşılmadığının değerlendiricisidir. Dolayısıyla, ulaşılan bilginin, ulaşılmak istenen ya da ulaşılması gereken bilgi olup olmadığına karar verebilmeli ve kararı doğrultusunda süreci kontrol edebilmelidir.

Sokrates’e göre, ebelik olarak adlandırılan sanatın özü, konuşmacının yani öğrenenin düşüncesinden ortaya çıkan ürünün aldatıcı bir yansıma mı, yoksa yaşamaya ve doğruluğa yeterli bir düşünce mi olduğunu, tüm sınamalardan geçirerek belirleme gücüdür. Yani ontolojik açıdan, doğan şeyin idealara mı, yoksa gölgeler dünyasına mı ait olduğuna karar vermek ya da epistemolojik açıdan, onun doksa mı yoksa episteme mi olduğunu saptamaktır. Yani duyulara dayanarak ulaşılan değişke bir sanı mıdır yoksa bunlardan öte tamamen gerçek bilgi midir?

Öge 3: Daimonion’un yönlendirmesi ya da esini

Daimonion, insanın yazgısını etkileme gücüne sahip olduğu düşünülen tinsel/ruhsal bir varlığı, bir tür insanüstü, doğaüstü nitelikleri olan Tanrı ile insan arasında bir yerde bulunan kavranılamaz tanrısal varlıkları simgelemektedir. Bu varlıklar, sorgulama sürecinde sorgulayana yönlendirmelerde bulunmaktadır. Yanlışlamalar konusunda ölçütlere uymayı hatırlatmaktadır. Sokrates’in içinde duyduğu, güçlü ve yol gösterici bu özel ses, sorgulamalarda/tartışmalarda sorgulayıcıyı yanlış konusunda uyarmaktadır. Fakat Daimonion Sokrates’e, ne yapmaması gerektiği konusunda uyarırken, ne yapması gerektiğini kesinlikle söylemez. Sadece ortaya çıkan yanlış fikirleri ve bilgileri gösterip yardımcı olmaktadır.

Sokratik yöntemde, aşağıdaki bileşenler dikkate alınmaktadır:

Kişisel farklılıklara uygun biçimde yapılandırılmış özgün yönlendirmeler yapmak: Mesleki açıdan bir öğretici sıfatı, müfredatı ve düzenli ders programlarının işlendiği mekânları/sınıfları da olmayan Sokrates, her bireyin ihtiyacı ve eksiği doğrultusunda gelişen bir doğaçlama tarzda insanlara yardımcı olmuştur. Her kişinin yapısına ve gerçeklerine uygun özgün öğütler vermeyi de başarmış ve aynı zamanda, herkesin “kendini bilmesi” ilkesini de gerçekleştirmeye çalışmıştır. Dolayısıyla, eğiticiler bireysel farklılıkları dikkate alacak şekilde, Sokratik yöntemi her bireyin özellikleri doğrultusunda uygulamalı olarak kullanmalı, her bireyin kendini gerçekleştirmesine destek olmalıdır.

  • Yüz yüze görüşerek soru-cevap yöntemini kullanmak: Sokrates, etkin bir şekilde oluşturulmuş soruları kullanarak, yönlendirilmiş/istenilen cevapları çıkartma tekniği kullanmaktadır. Sokrates, taklit edilemez bir tarzda sorular sorabilmekteydi. Bu durum, soru sormanın sorgulayıcı, konuşmacı ve konuya özgü bir yapısının olduğunun göstergesidir. Dolayısıyla, Sokratik sorgulama, kalıplaşmış yapılarla gerçekleştirilememektedir. Her sorgulayıcı kendine özgü sorgulama becerisini geliştirmelidir. Soru-cevap yönteminde yönlendirilmiş sorular kadar açık uçlu sorularda kullanılmaktadır.
  • Benzetmelerden (metafor) ve şiirlerden yararlanmak: Sokrates, sorgulamalarında, bazen doğrudan mantık yürütmeleri kullanmak yerine, Yunan kültüründeki efsaneleri, öyküleri, tarihsel olayları, oyunları/tragedyaları ve bu yapıtlar içerisindeki geleneksel şiirselliği kullanmayı tercih ettiği görülmektedir. Böylece, diyalog içine daha somut örnekler dâhil etmekte, konuşmacının teziyle ilgili yaşamdan örneklerle sorgulamasını gerçekleştirmektedir. Eğiticiler de, öğrenenlerle gerçekleştirecekleri Sokratik sorgulamada, metaforlardan yararlanmalıdırlar.
  • Soru-cevap eksenli tartışma yöntemini kullanmak: Sokrates, bir tartışmanın oluşturulup yürütülmesi konusunda gerçek bir uzmandı. Benzetmelerin ve özgün soruların yanısıra, örnekler vermek, analizler yapmak, açıklamalar geliştirmek ve tüm bu süreç akarken ortaya çıkartılmış olan önemli noktalara vurgu yapmak konularında özel bir beceri sergilemiştir.

Sokratik yöntemin pedagojik boyutunu içeren bu bileşenler dikkate alındığında tartışmaları yapılandırırken kullandığı temel yöntemler olarak şunlar belirmektedir:

  • Bir düşünceyi desteklemek ya da çürütmek için çok sayıda örnekler vermek.
  • Ortaya çıkan bir durumu tahlil ederken, yapıcı eleştirilerde bulunmak.
  • Karşı tarafın tezlerini çürütmeyi başarabilmek için, karşı tarafın verdiği yanıtlara karşılık olarak, o yanıtları temel alan yeni tanımlamalar ve açıklamalar getirmeyi sürdürmek.
  • Bir kişinin bir soru yönelterek almak/öğrenmek istediği bir bilgiyi/yanıtı, sondaj tarzı bir sorgulamayla, kendisinin bulmasını sağlamak. Böylece, karşı tarafın bilmediğini zannettiği bir şeyi, ona sorular sorarak, aslında bildiğini veya yapabileceğini göstermeyi sağlamaktadır.
  • Tartışma süresince ortaya çıkartılan konuların, anlaşılan noktaların ve varılan uzlaşıların yeniden hatırlanmasını sağlayacak bir gözden geçirme ve değerlendirme yapmak.

Sokratik yöntemin uygulanışı

Sokrates’in yönteminin çok açık bir örneği olan Menon diyalogundan seçilmiş aşağıdaki parçada Sokrates, bir köleye hiç bilmediği geometri problemini bulduruyor.

Bu yöntemde uygulanan basamakları şöyle sıralayabiliriz:

  • Sokrates burada, kendisine güvenmediğini ve hiçbir şey bilmediğini söyleyerek konuşmaya başlıyor.
  • Öğrenmenin bir hatırlama olduğunu söylüyor.
  • Köleye bildiklerinden hareketle adım adım yeni bilgiler veriyor.
  • Ona önce anlatıyor, ardından “değil mi?”, “olur mu?”, “olmaz mı?”, “bulunur mu?”, “etmez mi?” gibi sorular soruyor.
  • Köle bu sorulara kısa cevaplar veriyor.
  • Böylece köle bir geometri problemini çözmüş oluyor.
  • Bütün bu bilgilerin, kölenin kendisinde olduğunu, onun sadece bu bilgileri doğurttuğunu söylüyor.
  • Başka bir konuya geçiyor.

Kaynak: ATA-AÖF, EĞİTİM FELSEFESİ, Yrd. Doç. Dr. Osman Yılmaz KARTAL

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*