Akıl Yürütme Biçimleri: Analoji (Benzeşim)

Analoji ayrıca benzeşim ve temsil olarak da bilinen bir akıl yürütme yoludur.



Aklın, bazı nesnelerin birbirine benzeyen özelliklerinden yola çıkarak özelden özele doğru izlediği yoldur. Bir akıl yürütme yolu olarak, iki şey arasındaki benzerliğe dayanan analoji, bu iki şeyden birisi hakkında varılan hükmün ve ulaşılan yargının, diğeri hakkında da geçerli olması anlamına gelir. Bu durumda, bir nesne ya da olay hakkında ileri sürülen bir yargı, ona benzeyen başka bir nesne ya da olay için de geçerlidir.

Örnek:

- Dünya kendi ekseni etrafında döner ve Dünya’da gece ve gündüz oluşur.
- Mars da kendi ekseni etrafında döner.
- O hâlde Mars’ta da gece ve gündüz oluşur.

Bu örnekte yapılan, bir analojidir. Bu örnekte olduğu gibi, iki durum arasındaki benzerlik ilişkisinden yeni bir yargıya varılmıştır. Benzerlik, iki gezegenin de kendi etrafında döndüğüdür. Sonuç ise Dünya’da gece ve gündüz oluştuğuna göre Mars’ta da gece ve gündüzün oluşacağıdır.



Analoji, İslam hukukunda da kullanılmaktadır. İslam hukukunda analojiye “kıyas-ı fıkhî” denir. Fıkıhta çok sık başvurulan bir akıl yürütme yoludur. Bu bağlamda İslam mantıkçıları, analojinin dört temel unsurunun bulunduğunu söylemektedirler. Bunlar:

1. Benzetilen (Asıl unsur değil, ikinci dereceden bir unsurdur)
2. Kendisine benzetilen (Asıl unsurdur)
3. İki şey arasındaki ortak anlam.
4. Benzetme ya da teşbih. Buna ayrıca “hüküm” de denir.

Bu dört unsuru, yukarıda verdiğimiz örnek temelinde göstermemiz gerekirse şöyle bir sonuç ortaya çıkacaktır:

1. Mars gezegeni, bu örnekteki benzetilen unsurdur. Mars, Dünya ile benzerliğine binaen yorumlanmıştır.

2. Dünya, kendisine benzetilen unsurdur. Mars gezegeni, Dünya gezegenine benzetilmiştir.

3. Bu gezegenlerin kendi eksenleri etrafındaki dönüş hareketi, iki şey arasındaki ortak anlamdır.

4. Gecenin ve gündüzün oluşması, hüküm, yani benzetmedir.

Analojinin tek başına yeterli bir akıl yürütme yolu olup olmadığı tartışmaya açık bir konudur. Analoji ile yapılan bir akıl yürütmede hem tümdengelimin hem de tümevarımın bulunduğu iddia edilmektedir. Yani bu iddiaya göre akıl, iki türlü hareket etmektedir. Birincisi, birbirine benzeyen iki şeyin aynı yapıda olduğudur. Bu tümevarıma örnektir. Örneğimizde, Dünya’nın ve Mars’ın kendi ekseni etrafındaki hareketi bizi tümevarımsal bir akıl yürütme ile sonuca götürmektedir.



İkincisi ise farz edilen durumdan zorunlu bir sonuç çıkarmaktır. Bu da dedüktif, yani tümdengelimsel bir akıl yürütme ile gerçekleşir. Mars’ta da gece ve gündüz oluştuğu hükmü, Mars’ın kendi ekseni etrafındaki dönüşüne bağlıdır. O hâlde, Mars’ta da gece ve gündüz vardır hükmü, zihinde yapılan şöyle bir gizli kıyasla elde edilir:

- Kendi ekseni etrafında dönen gezegende gece ve gündüz oluşur.
- Mars kendi ekseni etrafında dönen bir gezegendir.
- O hâlde Mars’ta gece gündüz oluşur.

Bu da demektir ki analoji, tümevarıma dayanan bir tümdengelimdir. Fakat bu varsayımsal bir tümgengelimdir. Çünkü burada dayanılan genel fikir bir varsayımdır. Bu sebeple, analoji ile verilen hüküm daima olumsal olarak kalır ve zorunluluğu gerektirmez.

Analojinin diğer tanımları şu şekildedir:

1. İki ya da daha çok çift terimleri ikişer ikişer birleştiren ilişkinin özdeşliği; özellikle: matematik oranlar.

2.
(Aynı anlamda, ama somut olarak) Aralarında aynı bağıntı bulunan terimler dizgesi.

3.
İki oranın benzerliği, eşitliği.

4.
Birbirine benzeşen organların ilişkisi. (Ör. insanda kolun kuşun kanadına benzer oluşu.)

5.
Genel görünüşünde birbirine benzemeyen ve aynı kavram altına konamayan şeyler arasında az ya da çok uzaktan benzerlik. Birçok belirtilerde uygunluk.

6.
Benzerliği bilgi ilkesi ve kaynağı olarak kullanma. (Örnek: Benzerliklere dayanarak çıkarım yapmak.)

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 3. Sınıf “Klasik Mantık” ve“ Modern Mantık” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM)