Eğitimde Adil Toplum Organizasyonu

Kohlberg, okulların, demokratik değerlerin merkezi ve adil toplumun birer örneği olması gerektiğini sıklıkla dile getirmiştir.



Zira Kohlberg, adil toplum fikrinin, demokratik ulusların eğitim anlayışıyla en tutarlı yaklaşım olduğunu düşünmüştür. Kohlberg bu idealle, 1985 yılından, hayatını kaybettiği 1987 yılına kadar kendisini New York ve Massachusetts’in en önde gelen liselerinde adil toplumların oluşturulmasına adamış, bunun yanında Connecticut’ta bir kadın hapishanesine de adil toplum için danışmanlık yapmıştır. Kohlberg’in kendisi müfredat geliştirici olmasa da teorisi, araştırması ve eğitim alanındaki girişimleri, müfredat yapıcılar için güzel ipuçları içeriyordu. Tüm bunlar bir araya geldiğinde adil toplumların açılması için sağlam bir zemin oluşturulmuş ve okullar açılarak, Kohlberg’in adil toplum projesi gerçekleşmiştir.

Kohlberg’in, okulları geleneksel yapıdan, adil ve demokratik biçime geçirmeyi hedeflemesinin iki temel nedeni vardır: İlki, okullarda eğitimsel hedeflere ulaşılamaması, öğrenci başarısının düşüklüğü, okul ortamında şiddet ve uyuşturucu madde kullanımının yaygınlaşmasıdır. İkinci neden de, genç insanları demokratik bir toplumun üyeleri olarak aktif ve sorumlu hale getirebilmek için adil toplum fikrinin en güvenilir ve bilinen en iyi yöntem olmasıdır.

Adil okullarda, öğrencilerin okul kurallarının oluşturulmasına katılarak, kuralların gerekliliğine inanmaları ve kurallara uyma konusunda sorumluluk duygusu geliştirmeleri sağlanır. İşte karar vermeyle sorumluluk duygusu arasındaki bu ilişkiyle, okulda şiddet ve disiplin problemlerinin önüne geçilerek, okulun ahlaki atmosferini değiştirmek ve aynı zamanda ahlak gelişimi için uygun koşulları oluşturmak amaçlanır. Geleneksel bir okulu, demokratik adil bir toplum haline getirmek kolay bir iş değildir. Elbette bu, stresli, sabır gerektiren ve çokça zaman isteyen bir süreçtir. Bunun için aynı zamanda personelin de yetişmesi, desteklenmesi ve bunu sağlamak için de ciddi maddi desteğe ihtiyaç vardır. Kohlberg ve arkadaşlarının elde ettikleri ilk imkanlarla açtıkları en önemli okullar; Cambridge Cluster Okulu ve Scarsdale Alternatif Okulu’dur. Şimdi bu okullara sırasıyla yer vermeye çalışacağız.



Cambridge Cluster Okulu (The Cluster School of Cambridge): Kohlberg, 1974 baharında Danforth ve Kennedy isimli kurumlardan adil toplum projesini okullarda da yürütmesi için finansal destek sağlamıştır. Cambridge okullarına ayrılan meblanın, bir kısmı, öğretmenleri ahlaki tartışma programları için eğitmek; diğer kısmı da, okul içerisinde küçük bir adil toplum oluşturmak için tahsis edilmiştir. Cambridge okullarının müdürünün teklifiyle Kohlberg, okulun eğitim amaçlarını yeniden belirlemek üzere organizasyon grubunun danışmanı olarak davet edilmiş ve yapılan toplantıda şu kararlar alınmıştır:

1. Okul, doğrudan demokrasi ile yönetilecektir. Tüm önemli meseleler, öğrenci ve öğretmen herkesin bir oy katılımıyla haftada bir kez yapılan toplantılarda görüşülüp karara bağlanacaktır.
2. Öğretmen, öğrenci ve velilerden oluşan daimi bir komite kurulacaktır.
3. Üyeler arasında herkesin hak ve sorumluluklarını belirleyecek sosyal bir sözleşme olacaktır.
4. Öğretmen ve öğrencilerin ifade özgürlüğü, diğerlerine saygı, fiziksel ve sözel zararlardan uzak olma gibi temel hakları belli olacaktır.

Kohlberg, bu okulda adil toplumu tesis etmek için öğretmen, veli ve öğrencilerle işbirliği halinde çalışmıştır. 1974 yaz ayı bu şekilde planlamayla geçmiş ve okul, Eylül ayında 60 öğrenci ve programa gönüllü olarak katılan sekiz öğretmenle eğitim-öğretime başlamıştır

Planlandığı gibi okulda demokratik toplum yapısı kurulmuştu, ahlaki ikilem tartışmaları için fazlasıyla zaman ayrılıyordu. Öğretmenler, Cambridge okulundan geliyor, İngilizce ve sosyal bilimler dersleri ile yarım gün hizmet veriyorlardı. Öğrenciler de okul günlerinin yarısını Cluster’da, diğer yarısını da düzenli okul programında geçiriyorlardı. Cluster öğrencilerinin günlük iki saatlik İngilizce ve sosyal bilimler dersleri almaları zorunluydu. Personel de öğretim süresini; alternatif ve düzenli okul programı şeklinde ikiye bölmüştü. Bu nedenle hem personel, hem de öğrenciler, her iki okul içindeki konumlarını muhafaza ediyordu. Cluster Okulu’nda herkes haftada bir kez, iki saatliğine yapılan toplantılara katılıyor ve okulun daha iyi nasıl yürütebileceğine dair fikir alışverişinde bulunuyordu. Her hafta toplanmadan bir gün önce, küçük gruplar bir araya gelerek, ertesi günkü konuyu ele alıp tartışıyordu. Her hafta farklı bir grup öğrenci tartışmayı yürütmekle sorumluydu. Gruptan biri de, tartışmaya başkanlık yapmak üzere seçiliyordu. Oturum başkanı, gündemdeki ilk maddeyi ilan ederek açılış yapıyor ve ardından küçük grupların raporlarını istiyordu. Daha sonra görüş alışverişleri yapılarak tartışmaya başlanıyor ve birinci turun bittiğinde görüş birliği sağlanırsa, oturum başkanı oylamayı başlatıyordu. Oylamanın ardından tartışma bir kez daha başlatılıyor, bununla, azınlıkta kalanlara oyları kendi tarafına alabilmeleri için bir anlamda bir şans daha verilmiş oluyordu. Sonra asıl oylama sonucunda nihai karara varılıyordu.



Cluster Okulu, dört yıl boyunca eğitim-öğretime başarıyla devam etmiş ve bu dört yıl sürecinde adil toplum hedeflerinin pek çoğu yerine getirilmiştir. Mesela okulda topluluk bilinci oluşturulmuş, katılımcı demokrasi anlayışı yerleşmiş ve ahlaki yargı ile ahlaki davranış arasında tutarlılık sağlanmıştır. Cluster Okulu, varlığı boyunca diğer pek çok okula da örnek olmuştur. Bu okullarda da demokratik karar alış, adalet ve doğruluk gibi değerlerle öğrencilerin ahlaki gelişimlerini destekleyecek yapılar uygulanmaya başlamıştır. Böylelikle öğrencilerin ahlaki gelişim ve demokratik otokontrollerini geliştirme noktasında önemli ilerlemeler kaydedilmiştir.

Ancak Cluster Okulu, yeni bir uygulama olduğundan mantıki karmaşa içerisinde başlamıştır. Öğrenciler de, bu yeni okul tecrübesine yabancı olduklarından bazı sorunlar yaşamışlardır. Daha sonraları Cluster Okulu, gerek personel, gerekse program değişiklikleriyle yeniden yapılanma kararı almış, ancak beş yıllık süre sonunda çözülmüştür. Cluster Okulu kapandıktan sonra adil toplum uygulamaları farklı şekillerde devam etmiştir. Mesela Cluster Okulu’nun önceki personelleri tarafından Cambridge’de kurulan Cambridge Lisesi’nde Cluster Okulu’ndaki uygulamalar kısmen devam ettirilmiştir. Bunun yanında, Cluster Okulu; Brookline’de “Okul İçinde Okul”, Massachusetts ve Scarsdale’de Scarsdale Alternatif Okul gibi farklı okullara da ilham kaynağı olmuştur. Bu okullardan Scarsdale Alternatif Okul’a değinmekte yarar görüyoruz.

Scarsdale Alternatif Okulu (The Scarsdale Alternative School-SAS): Scarsdale Okulu, Kohlberg’in, programına bizzat dahil olduğu bir diğer okuldur. Bu okulun yapılanması, Cluster Okulu’ndan biraz daha farklıdır. Neredeyse hepsinin ailesi üst düzey insanlar olan, New York’un orta sınıf üstü, yüksek akademik başarılı, beyaz erkek çocuklarını dahil eden bir okuldur. Bu nedenle SAS, halk eğitim sisteminden daha farklı, özel bir okul gibi işlemiştir. Bu okulun öğrencilerinin bazısı, geleneksel okul sistemi içerisinde son derece başarılı iken, diğer bazısı ise, geleneksel otoriteye karşı başkaldırı içerisindeydi. Bu nedenle SAS’ta sistemi yerleştirmek biraz güç oldu. Cluster’ın aksine SAS, adil topluma geçmeden önce beş yıl boyunca normal okul programını işledi. Bu süreçte okul, bireysel özgürlük sağlayan 1960’ların ikliminden farklı bir iklimde gelişti. Burada özgürlük farklı yorumlandı ve bu nedenle SAS’ta organizasyonel bazı problemler ortaya çıktı. Öğrencilere bir taraftan otonom oldukları, diğer taraftan da grup halinde yaşadıklarından, okul kurallarına uymak zorunda oldukları söylendi. Bu da bir anlamda çift başlılık sorunu teşkil etti. Dolayısıyla bu bireysel ve toplu felsefenin bir arada olması; informal, emniyetli olmayan bir idari yapıya yol açtı. Mesela topluluğun kurallarını ihlal edenler için bir yaptırım uygulanmalı mı; yoksa okul, bireysel özgürlük felsefesini benimsemiş olduğundan öğrencilere istedikleri gibi davranma hakkı tanınmalı mı? noktasında okul topluluğu çıkmazda kaldı. Böyle bir karmaşa içerisindeyken SAS personeli 1977’de Kohlberg’in çalışmasıyla ilgilenmeye başladı ve bilişsel gelişim teorisinin kendi hedefleri için psikolojik ve felsefi mantık sağladığını fark etti. Yapılan görüşmelerde SAS’ta alınan kararlar, Cluster okulunun kararlarıyla benzerdi:

1. Öğretmen-öğrenci işbirliği içinde demokratik bir toplum yapısını tesis etmek,
2. Topluluk bilincini geliştirmek,
3. Bireysel ihtiyaç ve farklılıkları da göz önünde bulundurarak topluluk ve dayanışma fikrini vurgulamak,
4. Öğrencinin eğitimi yanında sorumluluk ve özgürlüğünü artırmak,
5. Okulu dört duvar dışındaki toplumdan izole etmemek.

SAS, orijinal hedeflerini terk etmemekle birlikte, bilişsel gelişim teorisinden oldukça yararlanmıştır. Kohlberg’in SAS programına katıldığı 1970 sonları, 1980 başlarında programın gücü artmış ve SAS, en zirve dönemini yaşamıştır. Kohlberg felsefesi SAS öğretmenlerini; demokratik karar alma çerçevesinde adalet, doğruluk ve tüm topluluk üyelerinin sorumlulukları açısından desteklemiştir. Sonuç olarak diyebiliriz ki gerek Cambridge Cluster Okulu gerekse Scarsdale Alternatif Okulu, Kohlberg’in ahlak eğitimi modelinin hayata geçirildiği önemli kurumlardır. Bu okullar, yalnızca ahlak eğitimi için değil, aynı zamanda adalet ve demokrasi eğitimi için de önemli uygulamaları kapsar. Bunun yanında adil toplum okulları, yalnızca bir ahlak eğitim modeli değil; aynı zamanda ahlakı temel alan alternatif bir okul modelidir. Bu açıdan da müstakil olarak incelenmeye değerdir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı; ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ Cilt: 22, Sayı: 1, 2013 s. 143-164