İslam Felsefesinde İrade Özgürlüğü Problemi

İslam felsefesinde özgürlük problemi, insanın seçme ve eylemde bulunma mantığı üzerine şekillenir. Özgürlük denildiği zaman dönem itibarıyla kader ve irade kavramları da bu problemle beraber ele alınır. Bu problem aynı zamanda kader ve irade problemi olarak da bilinir. İslam kelamcıları, bu probleme felsefe üzerinden bakarak Allah karşısında insanın konumunu belirlemeye çalışır. Bu açıdan Cebriye, Mu’tezile, Eş’ariyye ve Maturidi kelamcılarının görüşleri önemlidir.



Cebriye kelamcılarına göre insan özgür değildir ve eylemlerinde mecburdur. Bütün davranışların eyleme dönüşmesini sağlayan tek şey, evreni ve içindekileri yaratan Allah’tır. İnsana bir şeyleri iradesiyle yaptı demek, güneşe kendi kendine doğdu ve battı demek gibidir. Oysa bunu ve tüm olup biteni yaptıran Allah’tır. İnsan hiçbir şeye muktedir değildir. Onun ihtiyari (isteğe bağlı olarak seçme) özelliği yoktur. Dolayısıyla davranışlarından sorumlu değildir.

Mu’tezile kelamcılarına göre insan özgürdür, aklı ve iradesiyle eylemlerini kendi seçer. İrade, Allah tarafından insana verilmiştir. Allah adil olduğu için insan eylemlerinden sorumludur. İlahî emirlerin buyurduğu ödül ve ceza bu şekilde gerçekleşir. Allah’ın adil olması, insanın özgür iradeyle davranışlarını gerçekleştirmesini ve bundan da sorumlu olmasını gerektirir.

Eş’ariyye kelamcılarına göre insanın iradesini tamamen yok saymak ve Allah’ın iradesine şüphe düşürmek doğru değildir. Eş’ariyye, insanın eylemlerini seçme özgürlüğüne sahip olduğunu ama asla mutlak anlamda irade sahibi olamayacağını belirtir. İnsanın Allah’ın belirlediği davranışları seçme özgürlüğü vardır. İnsanın yapıp etmelerini belirleyen Allah’tır. Eş’ariyye, özgürlük anlayışını İslam felsefesinde kullanılan “kesb” kavramıyla temellendirir. Kesb, Allah tarafından müsade edilen eylemi insanın yapabilmesidir. Dolayısıyla insan, davranışlarından sorumludur.



Maturidi kelamcıları; Cebriye, Mutezile ve Eş’ariyye kelamcılarından daha farklı bir yerde durmaya çalışır. Davranışların tercihi insana aittir. İnsan, akıl ve iradeyle davranışlarını tercih eder ve eyleme geçirir. Mümkün olan ve olmayan her şeyin takdiri Allah’a aitken eylemin iradi bir şekilde tercihi ve davranışa dönüşmesi insana aittir. Ancak insanın tercih ettiği ve davranışa dönüştürdüğü şeyin kurallarının konulup yaratılması Allah’ın takdiri ile gerçekleşir. Tedbir insandan takdir Allah’tandır. İnsan, iradesinde özgür ve sorumludur.

Probleme İslam filozoflarının bakışı ise akıl ekseninde şekillenir. İslam filozoflarından Fârâbî’ye göre insanda akıl vardır ve kendi iradesiyle iyi ve kötüye yönelir. Fârâbî, irade ile insanın hareket etme gücünü kasteder ve irade olmadan eylemin olamayacağını söyler. Akıl ve irade, insanın kendi eylemlerini seçebilme özgürlüğünün kanıtıdır. Seçim yapabilmek, insanın davranışlarından sorumlu olduğunu gösterir. Aklı sayesinde insanın doğru düşünebilme yeteneği vardır ve düşündüğünü yapma özgürlüğüne sahiptir. Eğer düşündüğünü yapamıyorsa köledir. Düşünemeyen ve irade sahibi olmayan insan olamaz.

İslam felsefesinde Allah’ın iradesi altında insanın eylemlerinde özgür ve bu nedenle de eylemlerinden sorumlu olduğu fikri zamanla yaygınlaşmıştır. İslam dininin ileri sürdüğü dünya hayatının bir imtihan olması anlayışı da bu fikri desteklemektedir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı, MEB Ders Kitabı