Görmedeki Uyum Süreci Nasıl İşliyor?

Görmede uyum süreci çubukçuk ve konilerin duyarlılığının değişmesiyle meydana gelmektedir.



Parlak ışıktan karanlık bir odaya girildiğinde başlangıçta konilerin duyarsız olması görmenizi güçleştirecektir. Devamında konilerin uyarılması ve karanlığa daha duyarlı hale gelmeye başlaması nesneleri görmenizi daha kolay hale getirecektir. Konilerden sonra çubukçukların da bir süre sonra ışığa duyarlılık kazanmasıyla 30 dakika içerisinde uyum en üst düzeye ulaşmaktadır. Işık seviyesinin düşük olmasına rağmen çubukçuk ve konilerin ışığa daha fazla duyarlı hale gelmesi karanlığa uyum olarak adlandırılır. (Morris,1999).



Tam tersi bir şekilde aydınlığa uyum sürecinde, çubukçuk ve koniler ışığa daha duyarlı oldukları karanlık bir ortamdan çıktıklarında, aydınlık ortamdaki parlak ışık gözü alabilir. Bu noktada tüm sinir hücreleri aynı anda uyarılmaktadır. Bu süreçte gözlerin kısılması, göz kapaklarının kapatılarak insin daraltılması ve gözbebeği ile retinaya düşen ışık miktarı azaltılarak çubukçuk ve ve konilerin daha az duyarlı olması sağlanır. Bu aşamada gözler daha az kapatılarak ve kısılarak uyum sağlama süreci gerçekleştirilir.

Görsel sinirler mesajları beyinde farklı yönlere dediler. Öte yandan beyne gelen duyusal mesajlar pek çok farklı alanda aynı zamanda işlenmektedir. Bununla ilgili örnek davranışlar prosopagnosia adı verilen yüz tanıma hastalığı olan kişilerin davranış şekillerinde ortaya çıkmaktadır. Çoğu insan yüz tanıma işlevini hiçbir gayret sarf etmeden, doğal olarak gerçekleştirir. Ancak doğuştan veya sonradan beyinde meydana gelen zedelenme sonucu, bazı insanlar yüz tanıma işlevini yerine getirememektedirler.



Görme organında sorun olmadığı halde, aynada kendi yüzlerini ve hatta çocukları gibi yakınlarını bile tanıyamayanlar insanlar bulunmaktadır. Prosopagnosia diğer adıyla yüz körlüğü denilen bu hastalık hiç düşünmeden otomatik olarak yapılan yüz tanıma işlevinin olmayışı kişinin hayatını, ilişkilerini, sosyal hayatım ve birçok şeyi olumsuz etkilemektedir. Prosopagnosia hastaları, yaşadıkları topluma ayak uydurabilmek için değişik stratejiler geliştirmişlerdir. Örneğin; ev dışına çıkarken tanıdıkları insanların olduğu yerleri tercih ederler. Kendisini tanıyanların oluşu kaybolma riskini düşürür. İnsanların seslerini, yürüyüşlerini, huylarım, saç, sakal, ben, iz gibi belirgin tanıma seçeneklerin güçlendirip, hafızaya alıp diğer karşılaşmalarda bunları kullanabilmektedirler. Bu kişiler karşılaştıkları kimselerin yüzlerini tanımadıkları için gözlerine değil de daha çok araştırır gibi belirgin özelliklerine bakıp yoğunlaşarak ilişkilerini sürdürmeyi denemektedirler. Aynı şekilde beyin hasar sonucu yüzleri tanıyamayan insanlar fotoğraflarını gördükleri insanların yüzlerindeki duygu ifadelerini tanımlayabilmekte veya onların yaşlarını doğru tahmin edebilmektedirler. Bu durum da görsel bilginin beynin farklı bölgelerinde farklı şekillerde işlendiği bilgisini vermektedir (Damasio ve Tranel, 1990).

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Psikolojiye Giriş" ve 2. Sınıf "Deneysel Psikoloji", 4. Sınıf "Sosyal Psikoloji" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Psikoloji Ders Kitapları ve MEB Liseler İçin Psikoloji Dersi Ders Kitapları