El Gazali (Gazzâlî)

Dönemi


Gazali’nin yaşadığı dönemde İslam aleminde siyasi ve fikir bakımından büyük bir kargaşa hakimdi. Bağdat’ta Abbasi halifelerinin gücü zayıflamaya başlamıştı. Büyük Selçuklu Devleti’nin sınırları genişliyor ve nüfusu artıyordu.



Gazali’nin yaşadığı dönem bu devletin hükümdarı olan Melikşah’ın dönemine denk geliyordu. Melikşah’ın veziri Nizamülmülk savaş meydanlarında zaferler kazanıyor, hem de zamanın önde gelen ilim meclislerini ve medreseleri açıyordu. Mısır tahtında Şii-Fatımi hanedanı vardı. Avrupa’da ise Endülüs Emevi Devleti gerilemekte idi. İlk Haçlı Seferi de Gazali döneminde yapılmıştır ve 40 yaşında iken Antakya kuşatılmış bir yıl sonra da Kudüs ele geçirilmişti. Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam da Gazali ile aynı çağda yaşayan tanınmış kişilerdir. Siyasi bakımdan İslam alemindeki bu karışıklığı fikri bir çöküntü tamamlıyordu. O dönemde İslamiyet'in birliğine kötü anlamda doğrudan etki edecek fikirler hızla yayılıyordu. Gazali'ye göre bir taraftan Yunan felsefesi ile İslam inancını yeniden yazmaya çalışan filozoflar, diğer yandan Kuran'ın apaçık ayetlerini karanlık ve gizemli tefsirlere konu yapan Bâtınîler, İslam dinine ve Ehl-i Sünnet itikadının bütünlüğüne büyük zarar veriyordu.



Gazali'nin Etkisi



Gazali Müslüman ve Ortaçağ Hristiyan filozoflarını büyük ölçüde etkilemiştir. Margaret Smith yazdığı Al-Ghazali The Mystic: (Londra 1944) kitabında; Şundan süphe yok ki Gazali’nin çalışmaları Avrupalı bilginlerin dikkatini çeken ilk şey olmuştur. Sonra şunu vurgulamaktadır Hristiyan yazarların en büyüklerinden Aziz Thomas Aquinas (1225-1274) ve birçok Arap yazarı da ondan etkilenmiştir. Gazali'nin etkisi Aziz Thomas Aquinas’ın Hıristiyan teolojisi ile ilgili çalışmalarıyla karşılaştırılsa da ikisi arasında metod ve inanç bakımından büyük farklılıklar vardır. Kaldı ki Gazali Müslüman inancına sahip olmayan (Örnek olarak, Aristoteles ve Sokrates gibi Antik Yunan) çağı filozofları) düşünürleri ve onların fikirlerini reddeder. Thomas Aquinas ise Yunan ve Latin etkilerini çalışmalarında göstermiş ve bütün herkesi kucaklamıştır. Gazali ayrıca Sufizm ve Şeriat alanında büyük rol oynamıştır. Sufizm kavramını Şeriat yasaları ile tam bir uyum içerisinde birleştirmiştir. Ayrıca eserlerinde tasavvufu ilk olarak teorik anlamda açıklamıştır. Çalışmalarında Ehl-i Sünnet görüşünü benimsediği ve diğer görüşlere karşıt olduğu da söylenebilir. Bâtınîlik, Gazali’nin döneminde ortaya çıkmış ve Büyük Selçuklu Devleti veziri Nizamülmülk bu görüşün üyeleri tarafından öldürülmüştür. Gazali bu dönemde Bâtınîlik ve diğer Ehl-i Sünnet dışı grupların ideoljilerine karşı reddiyeler yazarak onları yalanlamıştır. Gazali’nin kitapları birçok Batı diline çevrilmiştir. Eyyühe'l Veled adlı kitabı Unesco tarafından 1951’de Fransızca'ya, İngilizce'ye ve İspanyolca'ya tercüme edilmiş ve bunun gibi birçok kitabı da çeşitli dillere çevrilerek basılmıştır.



Tasavvuf



Gazali’nin doğduğu yer olan Tus şehri o yüzyılda büyük bir Tasavvuf merkezi olarak anılıyordu. Gazali küçüklüğünden itibaren yaşadığı yer Tasavvuf bölgesiydi. Öğrencilik hayatında ise Tasavvuf ikinci planda kaldı. Geçirmiş olduğu ruhsal bunalım sonra Tasavvufa daha fazla yöneldi. Tasavvuf ilminde Silsile-i Saadat’tan olan hocası Ebu Ali Farmedi’den dersler alarak onun yanında gelişme kaydetti. Böylelikle Zahiri ilimlerde göstermiş olduğu başarısını Tasavvuf ilminde de tekrar ettirerek hocasından icazet aldı. Gazali’ye göre Tasavvuf ilmi, insanı manevi hastalıklarından kurtulmasında en önemli etkendir. Gazali, Kimya-i Saadet adlı eserinde bu ilimden kurtulmanın yolunu şöyle beyan etmiştir:

"Beden kalbin ülkesidir. Bu ülkede kalbin birçok askeri vardır. Kalb ahiret için yaratılmıştır. Allah’ı tanımak ise onun yarattıklarını bilmekten geçer. İnsanın bâtınında olan sıfatların genel hayvanlara, bazısı yırtıcı hayvanlara, bazısı şeytanlara ve meleklere ait olan sıfatlardır. İnsan bunların hangisinden olduğunun farkına varmalıdır. Çünkü insan bunları bilmezse doğru yolu bulamaz. Bu saydığımız sıfatların her birinin gıdası farklıdır. Hayvanın gıdası yemek, uyumak ve çiftleşmektir. Yırtıcı hayvanların gıdası mutluluğu da parçalamak, saldırmak ve öldürmektir. Şeytanların gıdası ise aldatmak, hile ve kötülük yapmaktır. Meleklerin gıdası ise Allah’ın cemalini müşahade etmektir. Hırs, hayvan ve yırtıcı hayvan sıfatları melekliğe çıkan yol değildir. Eğer sen aslında melek cevheri isen Allah’ı tanımaya uğraş ve kendini o cemali müşahade edecek hale getir. Kendini öfke ve şehvetin elinden kurtar ve bu hayvan sıfatlarının sende niçin yaratıldığını anlamaya çalış."



Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı