|
Charles Robert
Darwin ve Doğal Seçilim Nedir?
Doğal seçme, (doğal seçilim veya doğal ayıklama ya da doğal seleksiyon)
dış çevreye uyum konusunda daha elverişli özelliklere sahip birey
organizmaların, bu elverişli özelliklere sahip olmayan diğer bireylere
göre yaşama ve üreme şanslarının daha yüksek olması ve bunun sonucu
olarak genlerini yeni kuşaklara aktarma yönünden daha avantajlı
olmalarıyla işleyen mekanizmadır. Böylece dış ortama uyum sağlamakta
sorunlar yaşayan bireyler ve genler organizma popülasyonundan tasfiye
edilmiş olmaktadır.
Doğal seçme birey üstünde tümüyle işler ama sadece kalıtsal özellikler
bir sonraki nesile aktarılabilir. Sonuç olarak yaşadıkları ortama uyum
konusunda daha başarılı olan bireylerin, hayatta kalabilme, ergenlik
yaşına ulaşabilme ve üreme olanakları yönünden daha avantajlı olmaları
dolayısıyla, elverişli özellikler bir sonraki nesile aktarılır ve daha
yaygın hale gelir.
Doğal seçilim mekanizması bu şekilde işleyerek uyum sağlamada başarılı
olamayan bireylerin kalıtsal özelliklerinin popülasyondan ayıklanarak
sonraki kuşaklara aktarılmasını önlemiş olur. Öte yandan uyum konusunda
daha başarılı olan bireylerin kalıtsal özelliklerinin gelecek kuşaklara
daha etkin olarak aktarılmasını sağlar. Sonuçta popülasyon, uyum
sağlamada başarılı olan bireylerden oluşmuş olacaktır. Gerekli zaman
verildiğinde bu pasif işlem adaptasyonlar ve türleşme, Uyumsal Açılım
ile sonuçlanabilir.
Ek Bilgiler
DOĞAL SEÇİLİM KURAMININ ANA HATLARI
Bu kuram ana hatlarıyla iki gerçeği, üç varsayımı ortaya çıkartmıştır.
1) Tüm canlılar, ortamdaki sayılarını koruyacak matematiksel oranların
üzerinde çoğalma eğilimindedir. Elemine edilen bireylerle bu fazlalık
azaltılır ve popülasyonların dengede kalması sağlanır. Doğal koşullar
sabit kaldıkça bu denge korunur.
2) Bir türe ait popülasyondaki bireylerin kalıtsal özelliği birbirinden
farklıdır. Yani canlı popülasyonlarının hepsi varyasyon gösterir. Darwin
ve Wallace, bunun nedenini tam anlayamadılar ve varyasyonların
canlıların iç özelliği olduğunu varsaydılar. Bugün bu varyasyonların
mutasyonlarla olduğu bilinmektedir.
Varsayımlar;
1) Ayakta kalan bireylerin sayısı, başlangıçta meydana gelenlerden çok
daha az olduğuna göre, ayakta kalabilmek için canlılar arasında
karşılıklı besin, yer vs. için, savaşım, ayrıca sıcaklık, soğukluk,
nem vs. gibi doğal koşullara karşı bir mücadele vardır. Bu savaşım ve
mücadele bir ölüm kalım kavgasıdır. Gerek besin ve yer gereksinmesi aynı
olan canlı türleri arasında ve gerekse normalden daha fazla sayıda
bireyle temsil edilen popülasyonlardaki aynı türe bağlı bireyler
arasında, yani doymuş popülasyonlarda bir yaşam kavgası vardır. Bu görüş
ilk defa Malthus tarafından ortaya atılmıştır. "YAŞAMAK İÇİN SAVAŞ "
2) İyi uyum yapacak özellikleri (=varyasyonları) taşıyan bireyler, yaşam
kavgasında, bu özellikleri taşımayan bireylere karşı daha etkili bir
savaşım gücü göstereceğinden, ayakta kalır, gösteremeyenler ise yok
olur. Böylece bulunduğu bireye o koşullara en iyi uyum yapabilecek
yeteneği veren özellikler, gelecek döllere kalıtılmış olur. Bu varsayımın
anahtar cümleciği "BİYOLOJİK OLARAK EN İYİ UYUM YAPAN AYAKTA KALIR "
3) Bir bölgedeki koşullar diğerlerinden farklı olduğundan, özelliklerin
seçimi de her bölgede, koşullara göre farklı olur. Çevrede meydana
gelecek yeni değişiklikler, tekrar yeni uyumların meydana gelmesini
sağlar. Birçok döl boyunca meydana gelecek bu tip uyumlar, daha doğrusu
doğal seçilim, bir zaman sonra, atasından tamamen değişik yeni bireyler
topluluğunun ortaya çıkmasını sağlar "UYUMSAL AÇILIM " Farklılaşmanın
derecesi, eskiyle yeni popülasyondaki bireyler bir araya getirildiğinde
çiftleşemeyecek, çiftleşse dahi verimli döller meydana getiremeyecek
düzeye ulaşmışsa, artık bu iki popülasyon iki farklı tür olarak
değerlendirilir. Bir ata popülasyondaki bir kısım bireyler, taşıdıkları
varyasyon yetenekleriyle herhangi yeni bir ortama uyum yaparken, diğerleri de taşıdıkları farklı varyasyonlar nedeniyle daha değişik bir
ortama uyum yapabilir. Böylece uyumsal açılım ortaya çıkar. Bununla
beraber bitkiler ve hayvanlar, yaşam kavgasında, bulunduğu koşullarda, yararı ya da zararı olmayan diğer birçok varyasyonu da meydana
getirebilir ve onları daha sonraki döllere aktarabilir. (Nötral
Mutasyonlar)
Darwin'in kuramı o kadar akla yatkın ve o kadar kuvvetli kanıtlarla
desteklendi ki birçok biyolog onu hemen kabul etti. Daha önceki
varsayımlar, yararsız organların ve yapıların neden meydana geldiğini
bir türlü açılığa kavuşturamamıştı. Bugün türler arasında görülen birçok
farkın, yaşam savaşında hiçte önemli olmadığı bilinmektedir. Fakat bu
küçük farkları meydana getiren genlerdeki herhangi bir değişiklik, yaşam
savaşında büyük değerler taşıyan fizyolojik ve yapısal değişikliklerin
meydana gelmesine neden olabilir. Uyumsal etkinliği olmayan birçok
özelliği meydana getiren genler, kromozomlar içinde yaşamsal öneme sahip
özellikleri meydana getiren günlerde bağlantı halinde olabilir. Bu
durumda bu varyasyonlar elenmeden gelecek döllere aktarılabilir. Bu uyumsal etkinliği olmayan genler, bir
popülasyon içerisinde gelecekteki
değişikliklerde kullanılmak üzere, ya da genetiksel sürüklenmelerde
kullanılmak üzere fikse edilmiş olarak bulunur.
EVRİMİN DÜZENEKLERİ
"En iyi uyum yapan ayakta kalır"
"En iyi uyum yapan ayakta kalır" sözcükleri Darwin-Wallace kuramının
anahtarıdır. Fakat besin, yer, su, güneş için bireyler arasındaki savaşımın, zannedildiği gibi büyük evrimsel güç olmadığı, buna karşın döller
boyunca sürekli olan popülasyonların evrimsel değişme için önemli olduğu
daha sonra anlaşıldı. Bu durumda evrimsel değişimlerin birimi bireyler
değil popülasyonlardır.
DOĞAL SEÇİLİM
Bir popülasyon, kalıtsal yapısı farklı olan birçok bireyden
oluşur. Ayrıca, meydana gelen mutasyonlarla, popülasyonlardaki gen havuzuna
yeni özellikler verebilecek genler eklenir. Bunun yanısıra mayoz hücre
bölünmesinde oluşan krossing-over, sıçrayan genler, rekombi nasyonlar yeni
özellikler taşıyan bireylerin ortaya çıkmasını sağlar. İşte bu bireylerin
taşıdıkları yeni özellikler nedeniyle, çevre koşullarına daha iyi uyum
yapabilme yeteneği kazanmaları, onların, doğal seçilimden kurtulma
oranlarını verir. Seçilim uzun döller boyunca sürünce seçilen bireylerin
genlerinin frekansı artacaktır. Böylece bir zaman sonra yeni
mutasyonların ve rekombinasyonların meydana gelip, uygun olanlarının
ayıklanmasıyla da, başlangıçtaki popülasyona benzemeyen, tamamen ya da
kısmen değişmiş popülasyonlar ortaya çıkar.
Dengelenmiş seçilim: Eğer bir populayon çevre koşulları bakımından uzun
süreli dengeli olan bir ortamda bulunuyorsa, çok etkili kararlı ve
dengeli bir gen havuzu oluşur. Böylece dengeli seçilim, var olan gen
havuzunun yapısını devam ettirir ve meydana gelebilecek sapmalardan
korur. Örneğin, keseli ayılar(opossum) 60 milyon, akrepler 350 milyon yıldan
beri gen havuzlarını hemen hemen sabit tutmuşlardır. Dengeli seçilimde,
üstteki ve alttaki değerleri taşıyan bireyler sürekli elendiği için,
popülasyon dengedeymiş gibi gözükür. Örneğin, bebeklerde kafatasının, dolayısıyla beynin ve keza vücudun büyüklüğü dengeli seçilimin
etkisi altındadır. Belirli bir kafatası ve vücut büyüklüğünün üstünde
olanlar doğum sırasında annenin çatı kemiğinden geçemedikleri için
elenirler, çok küçük olanları da uyum yeteneklerini yitirdikleri için
elenirler. Böylece, örneğin bebeklerde beyin ve vücut büyüklüğü belirli
sınırların içinde kalır.
Dallanan Seçilim: Dengeli seçilimin tersi olan bir durumu açıklar. Bir
popülasyonda farklı özellikli bireylerin ya da grupların her biri, farklı
çevre koşulları nedeniyle ayrı ayrı korunabilir. Böylece aynı kökten, bir
zaman sonra, iki ya da daha fazla sayıda birbirinden farklılaşmış canlı
grubu oluşur. (ırk-alttür-tür). Özellikle bir popülasyon çok geniş bir
alana yayılmışsa ve yayıldığı alanda değişik çevre koşullarını içeren
bir çok yaşam ortamı(niş) varsa, yaşam ortamlarındaki çevre
koşulları, kendi doğal seçilimlerini ayrı ayrı göstereceği için, bir zaman
sonra birbirinden belirli ölçülerde farklılaşmış kümeler, daha sonra da
türler ortaya çıkacaktır. Bu şekildeki bir seçilim "Uyumsal Açılımı"
meydana getirecektir.
Yönlendirilmiş Seçilim: Doğal seçilimin en iyi bilinen ve en yaygın
şeklidir. Özel koşulları olan bir çevreye uzun bir süre içerisinde uyum
yapan canlılarda görülür. Genellikle çevre koşullarının büyük ölçüde
değişmesiyle ya da koşulları farklı olan bir çevreye göçle ortaya çıkar.
Popülasyonlardaki özellikler bireylerin o çevrenin koşullarına
uyum yapabileceği şekilde seçilir. Örneğin nemli bir çevre gittikçe
kuraklaşıyorsa, doğal seçilim, en az su kullanarak yaşamını sürdüren
canlıların yararına olacaktır. Popülasyondaki bireylerin bir kısmı daha
önce mutasyonlarla bu özelliği kazanmışlarsa, bu bireylerin daha fazla
yaşamaları, daha çok döl vermeleri, yani genlerini daha büyük ölçüde
popülasyonun gen havuzuna sokmaları sağlanır. Bu arada ilgili özelliği
saptayan genlerde meydana gelebilecek mutasyonlardan, yeni koşullara daha
iyi uyum sağlayabilecekler de seçileceğinden, canlının belirli bir
özelliğe doğru yönlendirildiği görülür.
KAYNAK
Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Prof Dr. Ali DEMİRSOY; Yaşamın Temel Kuralları; Cilt I; Kısım I; Sayfa: 551-599
< Filozoflar
Dizinine Geri Git
< Charles
Darwin
Dizinine Geri Git
< 19.
Yüzyıl
Felsefesi Dizinine Geri Git
> Bu sayfaya ilişkin etiketler:
Charles Darwin
kimdir, Charles Darwin felsefesi,
Charles Darwin düşüncesi,
Charles Darwin felsefesi nedir,
Charles Darwin düşüncesi nedir,
Charles Darwin eserleri nelerdir,
Charles Darwin ve felsefe,
felsefede Charles Darwin,
Charles Darwin felsefesi,
doğal
seçilim, doğal seçilim nedir,
doğal seleksiyon nedir,
doğal
ayıklama nedir, doğal seçilim ve evrim teorisi |
|