|
Türkiye'de Arkeoloji
Anadolu'daki tarihsel kalıntılar daha 16. yüzyılda Avrupalı
gezginlerin dikkatini çekmişti. Nitekim ilk kazılar da, 19. yüzyılda
Avrupalı arkeologlarca yapıldı. Bunlardan biri olan Alman arkeolog
Schliemann'ın eski Troya kentinin yerini saptadı ve burada uzun yıllar
kazı çalışmalarını sürdürdü. 1882'de Türkiye'deki ilk arkeoloji
müzesinin kurucusu ressam ve arkeolog Osman Hamdi Bey (1842-1910),
1887'de en önemli kazısını Sayda'da (bugün Lübnan'da) gerçekleştirdi. Bu
kazıda Fenike krallarına ait 20'den fazla lahit ortaya çıkarıldı. Daha
sonra Anadolu'daki ilkçağ uygarlıklarını araştırmak isteyen Alman,
Avusturyalı ve ABD'li arkeologlar da Bergama, Bodrum, Boğazköy, Didyma,
Priene, Miletos, Ephesos ve Sardes gibi tarihi bölgelerde kazılar
yaptılar. Bu kazılarda, Dünyanın Yedi Harikası’ndan ikisi olan
Ephesos’taki Artemis Tapınağı ve Bodrum’daki Mausoleion gibi önemli
yapıtlar ortaya çıkarıldı.
Arkeoloji Eğitimi
Cumhuriyet döneminde arkeolojiye daha fazla önem verildi. 1931'de Türk
Tarih Kurumu, 1934'te İstanbul Üniversitesi'ne bağlı Türk Arkeoloji
Enstitüsü, iki yıl sonra da Ankara'da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi
kuruldu. 1933'te Türk Tarih Kurumu adına ilk kazılar, Hamit Zübeyr Koşay
başkanlığında Ahlatlıbel'de yapıldı. 1935'te Koşay ve Remzi Oğuz Arık
Alacahöyük kazılarına başladılar. Ayrıca Türkiye’de 1930'lardan
başlayarak Alman, Fransız, İngiliz ve Hollanda arkeoloji enstitüleri
kuruldu. Bu dönemde yerli ve yabancı uzmanlar birçok eski yerleşim
bölgesinde araştırma ve kazılar gerçekleştirdiler. Kazılardan çıkarılan
eski yapıtları korumak ve sergilemek için yeni müzeler açıldı. Bunların
başında, dünyanın en önemli arkeoloji müzelerinden biri olan İstanbul
Arkeoloji Müzesi gelir.
Kazıbilimsel Çalışmalar
1946'da Kılıç Kökten başkanlığında Antalya’daki Karain kazılarına
başlandı. Karain Mağarası, Anadolu'nun en büyük doğal mağaralarından ve
Tarihöncesi yerleşmelerinden biridir.
- Arif Müfid Mansel, Perge (1946) ve Side (1947);
- Bahadır Alkım, Karatepe (1947);
- Tahsin Özgüç/Kutlu Emre, Kültepe (1948) ve Altıntepe'de Urartu Kalesi
(1959);
- Ekrem Akurgal, eski İzmir (Smyrna), Foça, Sinop; Afif Erzen, Van'da
Urartu (1961);
- Kenan Erim Afrodisias (1961);
- Nimet Özgüç, Acemhöyük (1962) ve Samsat (1978);
- Nezih Fıratlı, Uşak Selçikler (1966) kazılarını yürüttüler.
Ufuk Esin, 1968'de Tepecik'te, 1971'de Tülintepe'de kurtarma kazılarını
yönetti. Bu yöre 1975'te Keban Baraj Gölü'nün dolmasıyla birlikte sular
altında kaldı. Gene Ufuk Esin'in 1978 sonrasında, Karakaya Barajı suları
altında kalan Değirmentepe’de kurtarma kazıları yaptı. Türkiye'de yazılı
belgelerden ya da toprak üstündeki kalıntılardan yola çıkılarak yapılan
planlı kazılara örnek olarak Boğazköy, Kültepe ve Efes kazıları
gösterilebilir. Türkiye’de son yıllardaki en önemli kazı alanlarından
biri Zeugma’dır. Gaziantep’te Nizip’in 10 kilometre doğusunda ve Fırat
Irmağı’nın batı kıyısında bulunan, Helenistik, Roma ve Bizans
dönemlerine ait antik kentte, Birecik Barajı’nın suları altında kalacağı
için 2000 yılında kurtarma kazılarına başlandı. Bu kazılarda çok önemli
mozaikler ve buluntular ortaya çıkarıldı.
Son yıllarda, Bodrum'da sualtı arkeolojik araştırmalarına büyük önem
verilmeye başlandı. Türkiye’nin ilk sualtı arkeoloji müzesi olan Bodrum
Sualtı Arkeoloji Müzesi'ne bağlı olarak yürütülen çalışmalar sonucu
denizden çıkarılan birçok buluntu bu müzede sergilenmektedir.
|