Thales ve Milet Okulu

Miletli Thales (M.Ö. 640 – 550) olarak da anılan Thales, eski bir İonia kolonisi olan Milet’te yaşamış ve Milet Okulu’nun temsilcilerinden birisi olmuştur.

Milet, Batı Anadolu kıyılarının zengin bir ticaret kentidir.

Bir söylentiye göre Thales 585 yılında güneşin tutulacağını önceden haber vermiş. Eğer söylenti doğru ise, Thales’in düşünüş biçimiyle ilgili bir kaynak bazı geometri konularını Thales’in bulmuş olduğunu haber verir. Bu söylenti, bizi Thales’in Mısırlıların geometrisini bildiği ve belki de Mısır’da bulunduğu düşüncesine götürüyor. Tüm bu bildirilenlere inanmak gerekirse; Thales’i, pek çok geziler yapmış ve bu gezileri rast gele değil de bilgi edinmek için yapmış bir insan olarak benimsemek gerekir. Belki de bu gezilerinde Thales, zamanının uyu iki büyük bilim merkezine, yani geometrinin vatanı olan Mısır’a ve zengin astronomi gözlemleri olan Babil’e de gezi yapmış olabilir. Mısırlıların geometrisi ile Babillilerin astronomisi, Yunanlıların eski Doğu kültüründen miras olarak aldığı iki önemli bilimdir. Yunan düşüncesinin gelişmesinde bu iki bilimin çok büyük etkisi vardır.

Thales’in felsefesi ile ilgili olarak Aristoteles tek bir yargıdan söz eder: “Her şeyin kaynağı su’dur.” Bir başka deyişle: Her şey ıslak bir maddeden çıkmıştır. Thales acaba bu yargıya nasıl ulaşmıştır? Aristoteles bu konuda bazı tahminlerde bulunuyor. Çünkü o Thales’in yapıtlarını kendisi görmüş değildi. Aristoteles’in tahminine göre Thales bu tezini doğanın gözlemlerinden çıkarmış olsa gerekir. Aristoteles’in bu tahmini büsbütün yanlış sayılmaz. Çünkü Thales, büyük bir olasılıkla, Mısır’da bulunmuştur. Mısır’daki tüm yaşam, bilineceği gibi, her yıl yinelenen Nil’in taşkınlarından etkileniyordu. Belki de Thales Nil’in taşkınlarından sonra bitki ve hayvan yaşamlarının nasıl birdenbire fışkırdığına kendisi tanık olmuştur. İşte bu gözlemdir ki Thales’e suyun yaratıcılığını ilham etmiş olabilir.

Ayrıca Thales’in kendisi de bir sahil kenti olan Miletlidir. Bu ve benzeri tezlerin eski dönemlerden beri var olduğunu da dikkate almak zorundayız. Nitekim Homer, her şeyin temelinde okyanusun bulunduğunu savunuyordu. Başlangıçta yalnız su vardı, kayalar sonradan oluşmuştur. İşte eskiden beri var olan bu düşüncelere, Mısır’daki gözlemlerini de eklersek Thales’in her şeyin aslının “su” olduğu tezine nasıl ulaştığını anlamak daha bir kolaylaşır. Burada şu noktaya dikkat etmelidir: Thales tüm varlığı, temel görevini üstlenen tek bir temel unsura “Arche”ye, yani suya dayandırmaktadır. Bu temel unsur yalnızca her şeyin başlangıcında bulunmaz, aynı zamanda tüm varlıkları da oluşturur.

Thales’e göre her şeyin başlangıcı belirli bir unsurdur. Gerek sonraları ve gerekse günümüzde bu madde, bu unsur, edilgen bir şey olarak anlaşılmaktadır. Edilgen maddenin karşıtı olan etken maddeyi, “canlı” olarak benimseyebiliriz. Ancak Thales için maddenin karşısına konacak başka bir şey yoktur. Çünkü ona göre, maddenin kendisi, doğal olarak canlıdır. Nasıl canlı bir varlık hareket eder ve biçimini değiştirirse, canlı olan bu madde de hareket eder ve değişim halinde bulunur. Bunun içindir ki Thales: “Nasıl oluyor da sudan tüm varlıklar meydana gelebiliyor?” sorusunu sorma gereksinimi duymaz. Çünkü temel olan unsur “su”dur ve de su canlıdır. Her canlı gibi o da öteki varlıkları kendisinden yaratmak gücüne sahiptir.

Daha sonraları bu maddeyi canlı ve yaratıcı var sayma görüşüne “Hylozoizm” denmiştir. Aristo’nun aktardığına göre bu görüş, aynı zamanda, her şeyde Tanrıların gizli olduğuna da inanır. Yani her şey Tanrılarla dolu demek, her şey canlı demek oluyor. Thales’de farklı olan şey; birtakım gözlem ve düşüncelere dayanarak evrenin kaynağını açıklamak için, bir denemeye girilmiş olmasıdır. Bu açıklama, suyun organik yaşam için gerekliliğiyle ilgili gözlem ve deneylere dayanır. Bu dönemde yapılan gözlemlerden başka, Thales’in kendine ait, tümüyle teorik olan düşünceleri vardır. Bu teorik görüşler, evrenin bir başlangıcı olması gerektiği düşüncesinden hareketle: “Hiçten hiçbir şey meydana gelmez” kuramına dayanır.

Hiçten hiçbir şey meydana gelmeyeceğine göre bu evrenin başlangıcında yaratıcı bir varlığın bulunması gerekir. Thales’in evrenin oluşumu ile ilgili başlıca görüşleri bunlardır. Onun bu görüşlerini bir yana bırakırsak, Thales’in evren düşüncesi eski şairlerinkinden pek farklı değildir, Thales’te de aynı eski şairler gibi, evreni bir okyanusun kapladığı ve dünyanın bu okyanus ortasında düz bir tekerlek (kurs) gibi yüzdüğü görüşü, güçlü bir olasılık olarak vardır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*