Kötülük Problemi: Tanrı Varsa Kötülükler Neden Var?

felsefe Nedir

Augustinus özellikle kötülük sorunuyla ilgilenmiştir. Eğer Tanrı tamamen iyi ve çok güçlüyse o zaman dünyada neden kötülükler vardır? İşte bu soru, kötülük problemi konusunu doğurmuştur.

Augustinus bu soruyu bir yönüyle kolayla cevaplandırmaktadır. Var olan her şeyin Tanrı tarafından yaratıldığına inanmakla beraber Augustinus, Tanrı’nın kötülüğü yarattığına inanmamaktadır. Çünkü kötülük bir ‘şey’ değil, bir ‘şey’in eksikliği veya noksanlığıdır. Peki Tanrı, dünyayı neden içinde doğal kötülüklerin var olabileceği biçimiyle yaratmıştır?

İnsanlar akılcı ve akıllı varlıklardır ve Tanrı’nın akıllı varlıklar yaratabilmesi için onlara özgür irade vermesi gerekir. Özgür iradeye sahip olmak da seçim yapma gücüne sahip olmak demektir ve bu seçimin içinde iyi ve kötü arasında bir seçim yapmak da vardır. Bu nedenle Tanrı ilk insan olan Adem’in kötüyü iyiye tercih edebileceği olasılığını da açıkta bırakmak durumundadır. İşte inanışa göre, Adem, Tanrı’nın emirlerine uymamayı seçmiş ve yasak meyveyi yemeyi tercih etmiştir.

Akılcılık, seçenekleri akıl süzgecinden geçirerek değerlendirebilme ve buna göre karar verebilme kabiliyetidir. Bu da herhangi bir seçme durumunda ortaya çıkacaktır ve bu seçimlerin arasında, kötü de yer alacaktır.

Hristiyan filozoflardan birçoğu kötülük sorununu bu saydığımız tezler üzerinden ele almışlardır. Bütün bu tezler, tanrıya inananlar için geçerlidir. Kötülüğün olmadığı bir dünya, insanların da olmayacağı bir dünyadır. Çünkü akılcı varlıklar eylemlerini seçerler ve bu seçimlerin arasında kötülük de vardır. Adem ile Havva’da olduğu gibi, ahlaki seçimlerimiz, kötüyü de barındırır.

Kötülük problemi düşünüldüğünde genel olarak iyi ve kötünün veya günah ve sevabın açıklanması gerekir. Ana sorun “Eğer Tanrı varsa, mutlak güç sahibiyse ve insanın iyiliğini istiyorsa neden dünyadaki kötülükleri önlemiyor veya ortadan kaldırmıyor?” gibi sorular ekseninde şekillenir.

Kötülük problemi, Hristiyan felsefesinde pek çok problemle ilişkilidir. Kötülük, Tanrı’nın varlığına ilişkin tartışmalarda Tanrı’nın var olmadığına yönelik delil olarak sunulmuştur. Tanrı, kötülüğü kaldırmıyorsa ve kötülük de varsa o hâlde Tanrı yoktur çıkarımında bulunanlar olmuştur. Bu çıkarım Hristiyan ve İslam düşünürleri tarafından eleştirilmiştir. Hristiyanlığa göre Tanrı; insanlara iyiliği emreden, kötülükten uzak durmalarını isteyen ve her şeyi yaratan tek varlıktır. Bu açıdan Hristiyan felsefesinde kötülük problemine çeşitli açıklamalar getirilmiştir. Bunlar arasında Augustinus’un ve Aquinalı Thomas’ın açıklamaları öne çıkmaktadır.

Augustinus, Tanrı’nın her zaman iyiyi emrettiğini ama insana irade vermek suretiyle iyiyi veya kötüyü seçme özgürlüğünü de tanıdığını belirtir. Kötülük, irade zayıflığından kaynaklanır. Hz. Adem’in bile yasaklanan bir şeye el uzatması sonucunda cennetten kovulduğuna işaret ederek Tanrı’nın insanı kukla olarak yaratmadığını belirtir. Bu açıdan kötülük problemi aynı zamanda kader ve özgür irade problemiyle yakından ilişkilidir. Kaderin Tanrı tarafından bilinip insan tarafından bilinmiyor olması özgür irade sorununu doğurur. Augustinus, insanın kaderini bilmiyor olmasını özgür iradenin gerçekleşmesi olarak düşünür.

Hristiyan felsefesinde kötülük problemine yönelik Augustinus’un görüşlerinin yanı sıra İslam filozofu İbn Sînâ’nın görüşleri de kabul görmüştür. İbn Sînâ’ya göre kötülük kusurlu olan insanın erdemden uzak oluşundan kaynaklanır. Ayrıca iyinin anlaşılabilmesi için kötülük gereklidir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*