Ockham’ın Usturası Ne Demektir, Ne İçin Kullanılır?

felsefe Nedir

Felsefesinin diğer bütün bileşenlerine kıyasla, Ockhamlı William en çok “Ockham’ın usturası” “ilkesiyle tanınmıştır: “Varlıklar gerekli olmadıkça çoğaltılmamalıdır.”

Bu prensibin dayandığı fikre göre eğer elinizde bilimsel bir veriyi açıklayacak iki farklı kuram varsa, bu kuramlardan en az düzeyde eleman kullananını seçmeniz gerekir.

Ockham aynı zamanda, Abelardus gibi gerçekçi olmayan “tümeller teorisiyle” bilinmektedir. Ockham’ın usturasının geçerli örneklerinden biri tümeller hakkındaki kuramında yatmaktadır. Ona göre, “adam” ya da “kırmızı” gibi tümeller sadece bizim zihnimizde vardır. Gerçekte, her şey tekildir, münferittir. Sadece, “bu kırmızı top” veya “bu adam” gibi gerçek hususi durumlar vardır, ancak bu bireysel oluşumların ötesinde gerçekten var olan tümeller diye bir şey yoktur.

O nedenle, bir tenis topuna bakarken zihniniz “sarı olmak” ya da “havlı olmak” gibi bir özelliği teşhis ettiğinde, var olduğunu bildiğiniz tek şey bu tenis topunun sarılığı ya da havlılığıdır. Sarılığın ve havlılığın sarı ve havlı şeylerden bağımsız olarak var olduğunu söyleyemezsiniz. Böylece, kendisinden önce gelen Abelardus gibi Ockham da tümellere gerçek varlık atfetmez ve Platon’un soyut, tüm biçimlerin var olduğu idealar (kavramlar) alemi kuramıyla ters düşer. Ancak Ockham bazen adcılığın (nominalizm) değil de kavramcılığın bir savunucusu olarak anılır, çünkü adcılar tümellerin sadece birer isim olduğunu iddia etmişlerdir; yani bunların var olan gerçekliklerden daha ziyade, kelimelerden ibaret olduğunu söylemişlerdir. Kavramcılarsa, tümellerin “var olan” zihinsel kavramlar olduğunu, ancak sadece zihinde var olduklarını ileri sürmüşlerdir.

Ockham’ın Usturası teorisinin “ustura” diye anılması, gereksiz elemanları kesip atmasından kaynaklanır. Karmaşık bir açıklama yerine neden böyle basit bir benzetmenin tercih edildiğini gerekçelendirmek zor olsa da onun “usturası” büyük bir içgüdüsel cazibeye sahiptir. İnsanları gereksiz karmaşıklıkları bırakmaya ve basitliğe yönelmeye sevk eder. Bir tanesi yeterliyken, neden bir şeyin iki sebebi üzerinde duralım ki? “Daha azla yapılabilecek olanı daha fazlasıyla yapmak beyhudedir,” der Ockham. Ockham’ın tutumluluk kuramına bugün bilimsel düşüncede hâlâ bağlı kalınmaktadır.

Ockham’ın Usturası, gereksiz spekülasyonları önlemeye, onlara değer vermemeye yarayan, onun geliştirdiği bir tutumluluk ilkesidir. Buna göre, herhangi bir şeyi açıklamak üzere öne sürülen birden fazla açıklama söz konusu olduğunda, açıklanmak durumunda olanı, en az sayıda açıklayıcı ilke ve kabulle açıklayan ve olabildiğince çok şeyi açıklamayı başaranın seçilmesi gerekir; en basit açıklama, gerçekliği olduğu şekliyle tarif eden en muhtemel açıklama olma durumundadır.

Ockhamlı’nın bu ilkesi, hem modern bilimin hem de felsefenin önemli ilkelerinden biri olarak geniş kabul görmüştür. Bu ilke sayesinde “zihnimizde ve dilimizde var olanlar” ile “gerçekte var olanları” ayırt etmeyi öğrenir, gereksiz ve yararsız izahlarla uğraşmaktan korunuruz. Bu ilkenin usturadan söz etmesinin nedeni, gereksiz olanı kopartıp atmaya yaramasıdır.

Teorik fizikte, Ockhamlı’nın usturasının hışmına uğraması gereken birçok spekülasyon vardır. Bu spekülasyonların usturanın hışmına uğramalarını gerektiren ortak nedenler şunlardır:

  1. Bu iddialar hiçbir delile dayanmamaktadır.
  2. Bu iddialar evrendeki hiçbir olguyu açıklamamakta ve bilgimize katkıda bulunmamaktadır.
  3. Bu iddialar sadece bilim-kurgu filmlerinin işlevini görmekte ve tartışarak vakit kaybına sebep olmaktadır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

2 Comments

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*