Modernleşme Süreci Nasıl İşler?

felsefe Nedir

Toplumsal değişimin seyri nasıl gerçekleşti? Bugün içinde yaşadığımız modern toplum nedir ve nasıl kurulmuştur?

Kökeni 1500’lü yıllara dayanan, demek ki 300 yıl süren bir süreç sonunda; Sanayi Devrimi ve Fransız Devrimi’nin getirdiği ivme ile Batı’da köklü bir dönüşüm başladı ve tüm dünyayı etkisi altına aldı.[4] Bu dönüşüme modernleşme adını veriyoruz. Bu sürecin ardından modernite adı verilen yeni bir yaşam tarzı doğdu.

Modernleşme süreci toplumların çok farklı alanlarda köklü bir değişim geçirmelerine yol açtı:

a. Ekonomik alanda şu gelişmeler yaşandı: kapitalist pazar ekonomisinin yaygınlaşması ve süreç içerisinde bu ekonomik sisteme kalkınma fikrinin eklemlenmesi; buna bağlı olarak teknolojik gelişim, yaygın organik enerji kullanımının yerini inorganik enerjinin (makine gücünün) alması, sermaye birikiminin oluşması, bu birikime dayanan sanayileşme, sermaye sınıfının ortaya çıkması; hem tarım hem sanayide pazar için üretime geçiş, işçi sınıfının ve ücretli emeğin yaygınlaşması; liberal mülkiyet anlayışının kök salması; para ekonomisinin yaygınlaşması.

b. Toplumsal alanda ise ekonomik temele paralel olarak şu olgular ortaya çıktı: Hem kamu sektöründe hem de özel sektörde akılcı ve karmaşık kurumsallaşma ya da örgütlenme sürecinin kök salması; yeni sınıfların ortaya çıkması ve çeşitlenmesi ile toplumsal yapının köklü dönüşümü; işbölümünün, uzmanlaşmanın ve işlevsel farklılaşmanın ekonomik, kurumsal vb. her düzeyde gerçekleşmesi; eski aile yapısının çözülmesi ve yerini, hem işbölümü, hem değerler hem de ilişkiler açısından farklılaşan yeni bir aile yapısının alması, buna bağlı olarak kadının toplumsal konumunun dönüşmesi; nüfusun artışı ve modern ekonomik siyasal süreçler sonucu ortaya çıkan göçler ve elbette savaşlarla nüfusun hareketliliğinin artışı; kentleşmenin hem yapısal olarak şekil değiştirmesi hem de yaygınlaşması.

c. (Elbette bir önceki maddede gündeme getirilen toplumsal ve ekonomik düzeylerde gerçekleşen değişimden etkilenerek ve bu değişimi etkileyecek şekilde) Bilgi/bilim, ahlâk, sanat, din, felsefe, hukuk, eğitim ve kültür düzeylerinde ise şu yenilikler görüldü: Birey ve bireyin kendini özgür seçimleriyle, özerk zihniyet ve davranışlarına dayanarak gerçekleştirmesi fikrinin yaygınlaşması; bu anlamda eğitimin gücüne duyulan inancın artışı ve okuryazarlığı da yaygınlaştıracak olan kitlesel eğitimin genişlemesi; matbaadan başlayarak gelişen bilgi teknolojilerinin etkisi ile, bilginin çok daha geniş kitlelere ulaşması; geleneğin çözülüşü ve bireyin geleneksel bağlardan kurtulması; bireyin dünyayı kontrol edebileceği ve değiştirebileceği fikrinin yaygınlık kazanması; kaderciliğin kendini gerçekleştirme fikri karşısında gerilemesi; dinsel ve kültürel hoşgörünün gelişmesi; laikleşme ve dünyevileşme yönünde ilerleme; insanların farklı fikirlere erişme olasılığının artması; kültürel çoğulculuğun yanı sıra kitle kültürünün yükselişi ve yayılışı; kitle iletişimi ve medyanın etkisini artırması; modernist sanatın yükselişi ve sanatın giderek piyasayla bütünleşmesi; bilimsel nesnelliğin hem sosyal bilimlerde hem doğal bilimlerde etkisini artırması; hem birey hem toplum düzeyinde önyargılardan ve batıl inançlardan arınmış akılcı düşüncenin gelişmesi; bilim, ahlâk ve hukukta evrensel ilkelere ulaşılacağına duyulan inancın yükselmesi; insan-doğa ilişkisinin, teknolojinin de yardımıyla insan lehine değişeceğine inanç ve tüm bunlarla bağlantılı olarak döngüsel, muğlâk ve dinsel bir zaman algısından doğrusal, mutlak ve dünyevi bir zaman algısına geçiş; tüm kurumlar arasındaki ayrışma ve özerkleşmeye paralel olarak her türlü iktidardan özerk bir sanat kurumunun ortaya çıkması.

d. (Yine diğer düzeylerle etkileşim içinde olmak üzere) Siyasal düzeyde gözlenebilecek değişme ise şu unsurlarla özetlenebilir: İfade, örgütlenme ve düşünce özgürlüğünün yükselmesi; temsilî, çoğulcu, katılımcı demokrasinin gelişmesi ve kök salması; buna dayalı ulus devletin hâkim devlet biçimi hâlini alması; keyfiyete dayalı siyasal iktidarın anayasal olarak sınırlanması; ama bir yandan da devletin akılcı biçimde kullanacağı varsayılan etkinlik alanının genişlemesi ve sivil bürokrasinin yükselişi; yerel düzeylerde temsile dayalı iktidarın yerini ulus düzeyinde temsil edilen iktidarın alması; eşit ve anonim yurttaşlık fikrinin yaygınlaşması; kısaca modern devletin ortaya çıkması[5]; sivil toplumun genişlemesi ve gönüllü birliklerin çoğalması; ordunun profesyonelleşmeye doğru değişeceğine inanç ve savaşın çok daha rasyonel temellere oturacağı, hatta günün birinde yeryüzünden silineceği fikri.[6]

Elbette bu listeler daha da uzatılabilir. Burada sadece en göze çarpan değişim unsurları sıralanmıştır. Bunun yanı sıra modernleşme sürecini daha iyi kavrayabilmeniz için ayrıştırarak anlattığımız tüm bu farklı alanların/düzeylerin, yani ekonomi, toplumsal alan, zihinsel tasarımlar ve siyasetin gerçekte iç içe geçtiğini bir kez daha hatırlatmalıyız.

Aslını ararsanız bu düzeylerden herhangi birinin toplumsal değişimi etkilemek anlamında önceliği olup olmadığı, özellikle de ekonominin ve maddi koşulların diğer düzeyler üzerinde belirleyici olup olmadığı sosyal bilimlerin en temel tartışmalarından birini teşkil eder. Klasik Marksist bakış açısı ekonominin toplumsal yapı üzerinde belirleyici olduğunu, üstyapısal unsurlar dediği diğer düzeyleri etkileyen altyapısal unsur olduğunu öne sürer[7]. Ancak ekonomik belirlenimcilik veya ekonomizm olarak adlandırılan bu bakış, birçok Marksist düşünür de dâhil olmak üzere çeşitli sosyal bilimciler tarafından eleştirilmiştir ve toplumsal yapının şekillenmesinde ekonomi kadar kültürel öğelerin de etkili olduğu vurgulanmıştır.

Biz de burada benzer bir tutum benimsiyoruz. Dolayısıyla diyebiliriz ki tüm düzeyler birbiri içine geçmiştir; birisi diğerini etkilemez, aksine karşılıklı bir etkileşimden söz edebiliriz. Daha doğru bir ifade ile, bir düzeyde başlayan değişim diğerindeki dönüşümü tetikler; ardından da dönüşen ikinci düzeyin ilkini de değiştirdiğini gözlemleriz ve süreç böyle ilerlerken, giderek hangisinin, değişimi başlatmak anlamında ilk ya da öncelikli olduğunu; hangi sürecin neden, hangisinin sonuç olduğunu ayırt etmek zorlaşır.

Toplumsal değişim süreci bu etkileşimin örnekleri ile doludur. Biz de bu etkileşimi açmak üzere bunlardan birini örnek olarak ele alalım: Avrupa’da 16. yüzyıl sonrası tarihsel süreci köklü şekilde değiştiren coğrafî keşiflerin nedenleri ve sonuçları neler olmuştur acaba? Olayı sadece ekonomik ya da maddi sebeplere dayandıracak olursak, bu keşifleri finanse edebilecek güçlü bir krallığın İspanya’da oluşmasının veya gemi teknolojisindeki ilerlemenin, Haçlı Seferleri’nin etkisi ile Doğu’dan Batı’ya taşınan pusulanın ve benzerlerinin etkisini vurgulamalıyız. Ama bir dakika, Haçlı Seferleri mi dedik demin? Peki o zaman, bu seferlerle başka dünyalara açılan Avrupalıların zihniyetlerindeki dönüşümün, yükselen özgüvenin hiç mi rolü olmamıştır bu keşiflerde?

Ve bu keşifler sadece Avrupa’ya daha çok altın ve gümüş akmasını başlatarak ekonominin canlanmasını sağlamamış, aynı zamanda bu sermaye birikimi ve sermaye sahibi sınıfın uzak mesafeli ticareti genişletme talebi nedeniyle bu seferleri mümkün kılan denizcilik teknolojisi daha da gelişmiştir. Buna ek olarak, bu keşifler aynı zamanda Batı’da modern devletin kurulmasını mümkün kılacak serveti de yaratmıştır; demek ki siyasal sonuçları da olmuştur. Ama aslında bu siyasal sonuçlar, aynı zamanda artık devletten daha çok şey talep eden yeni ve güçlü bir sınıfın, burjuvazinin ortaya çıkması ile ilgilidir ki bu sınıf da servetini ve gücünü, keşiflerle başlayan aynı sermaye birikimi sürecine borçludur…

Tüm bu açıklama çok daha başka unsurlar da katılarak daha da karmaşıklaştırılabilir elbette (ki keşifler sürecinde ve sonrasında olan da çok farklı unsurların birbirini etkilemesidir zaten). Ancak bu kadarı bile, sanırım farklı düzeylerin, siyaset, ekonomi, zihniyet ve toplumsal yapının nasıl etkileşim içinde olduğunu; modernleşme dediğimiz değişim sürecinde nedenler ve sonuçları ayırt etmenin hiç de kolay olmadığını, bir olgunun bir diğerinin hem nedeni hem sonucu olabileceğini göstermeye yeter.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*