Felsefe hakkında her şey…

Mary Wollstonecraft

16.09.2022
445
Mary Wollstonecraft

Mary Wollstonecraft veya evlendikten sonraki adıyla Mary Wollstonecraft Godwin, 27 Nisan 1759 ila 10 Eylül 1797 tarihleri arasında yaşamış olan İngiliz yazar, filozof ve kadınlar için eğitim ve sosyal eşitlik haklarının öncü savunucularından birisidir.

Çiftçilik yapan bir ailede yetişen Wollstonecraft, hem okullarda öğretmenlik yaparak hem de özel dersler vererek yaşamını idame ettirdi. İlk kitabı olan “Thoughts on the Education of Daughters” 1787 senesinde yayımlandı ve bu kitaptaki fikirleri, onun sonraki düşünce ve yazım hayatına öncülük etti.

Wollstonecraft 1788’de “Mary: A Fiction” isimli romanı da dâhil olmak üzere birçok eserini yayınlayan Joseph Johnson’la çevirmen olarak çalışmaya başladı. Wollstonecraft 1792’de yayınlanan ve kadının toplumdaki yeri konusunu ele alan bir feminizm klasiği olarak kabul edilen “Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi” isimli eserinde, feminizm odaklı felsefi görüşlerini özetledi.

Wollstonecraft 1792 senesinde Fransız Devrimi’ni gözlemlemek için İngiltere’den ayrılarak Paris’e gitti. Burada, Birleşik Devletler’in Fransa’daki diplomatik temsilcilerinden birisi olan Gilbert Imlay ile tanıştı. Fransız Devrimi’nin yarattığı toplumsal kaosun tehlikelerinden korunmak için Amerikan Büyükelçiliği tarafından Imlay’in karısı olarak gösterildi; fakat Imlay ve Wollstonecraft gerçekte resmî olarak hiç evlenmedi.

Imlay ve Wollstonecraft, Paris’te aynı evi paylaştılar, ancak Imlay işleri nedeniyle uzun süreliğine Le Havre’a gitti. Ardından Imlay Londra’ya döndü ve Wollstonecraft ile kızını Paris’te yalnız bıraktı. Bu durum Wollstonecraft’ı umutsuzluğa sürükledi. Bir süre sonra Londra’da yeniden bir araya gelen Wollstonecraft ve Imlay’in ilişkileri çalkantılı bir sürece girdi.

Wollstonecraft, kaybolan bir hazine gemisini aramak için gerçekleştirilen İsveç, Norveç ve Danimarka yolculuklarını kapsayan arama çalışmalarına, Imlay ile olan gergin ilişkilerini normale döndüreceğini düşünerek sevgilisi Gilbert Imlay’i temsilen katıldı. Ancak İskandinavya’da geçirdiği bu üç aylık yolculuk boyunca, Imlay’in ilişkilerini düzeltmeye hiç de niyeti olmadığını anladı. Londra’ya döndüğünde Imlay’in onu bir aktris ile aldattığını öğrendi ve bunun sonucunda psikolojik bir yıkıma uğradı.

Wollstonecraft yaşantısını düzene koyabilmek adına Johnson için yeniden çalışmak üzere Londra’ya döndü ve burada William Godwin, Thomas Paine, Thomas Holcroft, William Blake ve William Wordsworth gibi isimlerin de aralarında bulunduğu son derece etkili bir gruba katıldı. 1796’da Godwin ile bir ilişkiye başladı ve 29 Mart 1797’de, hamileyken, Godwin ile evlendi. Bu evlilik mutlu ama kısa sürdü; Mary, daha sonra “Frankenstein”ın yazarı olarak ünlenecek olan ikinci kızı Mary Wollstonecraft Shelley’nin doğumundan on bir gün sonra, 38 yaşında iken hayata veda etti.

Wollstonecraft’ın 1792 senesinde yayımlanan “Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi” isimli çalışması, feminizmin çığır açan eserlerinden biridir. Bu eserde zamanının eğitim sistemini eleştiren Wollstonecraft kadınların, kasıtlı olarak eğitimsiz ve yetersiz kalmaları için çabalandığını savundu. Bu bağlamda kız çocuklarına erkeklerle aynı hakların tanınacağı bir eğitim sisteminin, kadınların yalnızca fevkalade eşler ve anneler olmakla kalmayıp aynı zamanda birçok alanda yetenekli ve üretken bireyler olmalarını da sağlayacağını ileri sürdü.

Bu eser kaleme alınmadan önce dile getirilmiş olan feminist fikirler de kadınlar için daha iyi bir eğitim ve eşitlik sunulması amacına hizmet eden benzer taleplerde bulunmuşlardı; ancak Wollstonecraft’ın bu çalışması, kadınların statüsünün iyileştirilmesinin ve ulusal eğitim sistemlerindeki radikal reformların, siyasi değişiklikler yoluyla gerçekleştirilebileceğini öne sürmesi bakımından benzersizdi. Ona göre böyle bir değişim, sadece kadınlara değil, tüm topluma fayda sağlayacaktı.

İlgili konu: Zihnin cinsiyeti yoktur

Mary Wollstonecraft’ın “Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi” isimli eseri kendi döneminde içerdiği ve vurguladığı konular hakkında önemli tartışmalar yaşanmasına neden olsa da bu fikirlerin herhangi bir siyasi reformla desteklenmesini başaramadı. Buna karşın 1840’lardan itibaren Amerika’da ve Avrupa’da yeni yeni filizlenen kadın hareketleri, bu kitabın bazı ilkelerini yeniden gündeme taşıdı. Bu ilkeler, Elizabeth Cady Stanton ve Margaret Fuller gibi Amerikalı kadın hakları savunucularının üzerinde de önemli etkilerde bulundu.

Yazar: Sosyolog Ömer Yıldırım
Kaynak: Britannica

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...