Edward Said’in Amerikan Oryantazlim Anlayışı

Değişik Oryantalizm türleri arasındaki farklar aslına bakılırsa Doğu olarak adlandırılan şey hakkındaki farklı tecrübelerdir.

İngiltere ve Fransa ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki fark, İngiltere ve Fransa’nın vaktiyle Doğu’da sömürgelere sahip olmasıdır. Yani İngilizlerin Hindistan gibi bir yerde uzun süreli ilişkileri ve emperyal bir rolleri vardı. Dolayısıyla Hindistan’ı birkaç yüzyıl idare etmek gibi hakiki tecrübelerden oluşan bir arşivleri vardı. Aynısı Kuzey Afrikada bulunmuş olan Fransızlar için geçerlidir; örneğin Cezayir ve Hint-Çin bölgesinde doğrudan kolonyal tecrübeleri mevcut idi. Amerikalılar açısından bu tecrübe daha dolaylıdır.

Yakın Doğu’da hiçbir zaman sömürge tarzı bir Amerikan işgali olmadı. Dolayısıyla, İngiliz ve Fransız Oryantalizmi ile Amerikan Oryantalizmi arasındaki fark, Amerikanların Doğu tecrübesinin daha çok dolaylı ve soyutlamalar üzerine kurulu olmasıdır. Amerikan tecrübesini İngiliz ve Fransız Oryantalizminden ayıran ikinci önemli husus, Amerikanın en önemli müttefiki olduğu İsrail’in Ortadoğu’daki mevcudiyeti sebebiyle Amerikan Oryantalizminin çok siyasallaşmış olmasıdır. Uygulamada şunu görüyoruz, İslam dünyasının ortasında bir Yahudi devletinin tesisi söz konusu. Petrol sebebiyle önemli görülen İran ve Suudi Arabistan gibi ülkelere kıyasla, sırf Yahudi olması ve Batılı bir devlet görülmesi sebebiyle, burada Amerikan menfaatleriyle daha fazla bir uygunluk olduğu kabul ediliyor.

Bence, son derece İslam karşıtı olan bu diğer unsur, yani İsrail’in bütün Arap dünyasını kendine düşman olarak görmesi, Amerikan oryantalizmine ithal edilmektedir. Ortaya konan bu malzemeye bakarak mesela Batı Şeria’daki Hamas teröristlerinin sadece Yahudi çocukları öldürmekle ilgilendikleri sonucuna varırsınız. Hâlbuki Batı Şeria ve Gazze’nin işgalinin 30 yıldır sürdüğü ve bunun asrımızın en uzun askeri işgali olduğu gerçeğine çok az dikkat edilmektedir. Siz böylece tek problemin İsrailin güvenliğinin Hamas, intihar bombaları ve diğer şeyler tarafından tehdit edilmesi olduğu izlenimine sahip olursunuz. Ancak, İsrail’in yapmış olduğu ve yapmakta olduğu şeylerin doğrudan neticesi olarak sefalet içinde hayat süren, mallarına ve evlerine el konmuş yüz binlerce hatta milyonlarca Filistinli hakkında hiçbir şey söylenmez.

Milli bağımsızlık için verilen Arap mücadelesinin ve bu örnekte Filistinlilerin kendi kaderlerini kendilerinin tayin etmesine, statükoyu altüst etmesi sebebiyle, büyük bir düşmanlık ile bakılan bir algı söz konusu. Ve bir trajedidir ki, bir Amerikalının Ortadoğu hakkında televizyonda gördüğü, kitaplarda okuduğu ve filmlerde izlediği şeylerin neredeyse tamamı bu İsrail-Filistin çatış- masının etkisiyle politik olarak lekelenmiştir ve Araplar genelde terörist, hemen şiddete başvurabilen, mantıksız vb. kişi rolünü oynamaktadır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı; Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 41, 2016, s.167-.178

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*