Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm İlişkisi

felsefe Nedir

Eytişimsel ve tarihsel özdekçi felsefe ‘eytişim’in doğasal, toplumsal ve bilinçsel bütün alanları kapsayan evrensel niteliğini keşfetmiş ve tüm ayrıntılarıyla açık seçik sergilemiştir. ‘Teori’yle ‘pratik’in eytişimsel birliğinden doğan bu eşsiz başarı, ‘eski’yi korumaya çalışan ‘metafizik dünya görüşü’nün yerine ‘yeni’ye katılan ‘eytişimsel dünya görüşü’nü getirmiştir. Bu yeni dünya görüşü, insanlık tyarihinin gerçeğe yanaşma sürecinde en büyük ‘aydınlanma’dır.

Karşıtların çelişerek çatışması ve bu çatışma sonunda aşılması yoluyla, teksözle etytişimsel olarak gelişen doğa, bilinç ve toplum olgularının gerçeğine ancak eytişimsel bir bakışla varılabilirdi. Eytişim, hem evrensel bütünlüğün ‘gelişme yasası’ hem de bu gelişmenin ‘inceleme yöntemi’dir. Oysa eytişim, Herakleitos’un parlak sezişlerinden Hegel’in ökece açıklamalarına kadar, ‘eytişim yöntemi’yle değil, ‘metafizik yöntemi’yle incelenmiş; bu yüzden bulanık, varsayımsal, kuramsal ve bilimdışı kalarak öz benliğine kavuşamamıştır. Eytişimsel ve tarihsel özdekçi öğreti, gerçeğin, doğasal evrimin insanlı döneminde, bir ucu özdekte ve bundan ötürü pratikte, öteki ucu bilinçte ve bundan ötürü kuramda bulunan ikili karakterini aydınlığa çıkarmakla eytişimin Hegelci metafizik evrensel karakterini ortaya koymuştur. İnsanlığın bilim ve pratikle bağlantı kuramayan tekyanlı bilinç ve kuram evresinde metafizik dünya görüşü nasıl zorunlu olmuşsa, bilim ve pratikle bağıntı kurulan bu çokyanlı evresinde de eytişimsel dünya görüşü öylece zorunludur.

Bilimin gelişmesiyle kendini sınırlamayan ve başıboş bir özgürlük içinde alabildiğine pratik gerçekten uzaklaşan düşünce, zorunlu olarak metafiziği gerektirmiştir. Her an gelişen bilimle sınırlanan ve bilimsel pratikle kendini denetleyerek gelişme yoluna giren düşünce de böylece zorunlu olarak eytişimi gerektirmektedir. Eytişimsel ve tarihsel özdekçiliğe göre eytişim, metafiğin tam karşıtıdır. “Benim eytişimim temelde Hegel’inkinden yalnız farklı değil,ona taban tabana karşıttır. Hegel’e göre, ide adı altında bağımsız bir özne haline dönüştürdüğü düşünce süreci gerçek dünyanın yaratıcısıdır ve gerçek dünya idenin yalnızca dış görünüşünü meydana getirir. Bana göre ise tam tersine, ide, insan zihninin yansıttığı ve düşünce biçimlerine dönüştürdüğü özdeksel dünyadan başka bir şey değildir”. “Bütün doğa,en küçük şeyden en büyüğüne, bir kum taneciğinden güneşe, ilk canlı hücreden insana kadar sürekli bir meydana geliş ve yok oluş, sürekli bir akış, durmayan bir devim ve değişme içindedir. Nesnel denen eytişim, bütün doğada geçerlidir. Öznel denen eytişim, yani eytişimsel düşünce ise bütün doğada zıtların karşıtlığından doğan devimin geçerliğini yansıtır. Düşünce ve bilinç, insan beyninin ürünleridir. İnsan da doğanın bir ürünüdür, doğal çevresinde doğayla birlikte gelişmiştir. Bundan şu doğal sonuca varılır ki, insan beyninin ürünleri-ki sonuç olarak onlar da doğanın ürünleri demektir-doğayla çelişme halinde değil, doğanın bütünüyle uygunluk halindedir”.

Eytişim, doğayı, toplumu ve düşünceyi karşıtlıklarının çatışarak aşılmasıyla durmaksızın devindiren ve geliştiren bir süreç’tir.

Demek ki doğanın işleyiş mekanizmasıdır, toplumun geliştirici gücüdür, düşüncenin gerçeğe varmak için kullanabileceği tek bilimsel yöntemdir.

Özdekçi eytişime gelinceye kadar metafizik düşünce, ister idealist ister materyalist yönde olsun, ne doğayı, ne toplumu ve ne de düşünceyi çözümleyememişti. Doğa nedir ve nasıl işler, toplum nedir ve neden böyledir, düşünce nedir ve insan neden böyle düşünür? Bütün bunlar saçmasapan nedenlere bağlanıyor, hayal ürünü varsayımlarla açıklanmaya çalışılıyordu. Tarihte ilk kez insan neden insan olduğunu ya da olması gerektiğini anlamıştır.

Eytişimin üç büyük yasası özdeksel doğadan, tarihsel toplumdan ve bilinçsel düşünceden gözlemlenerek şöylece saptanmıştır:

Her olay ve olgudaki gelişmenin o olay ve olgunun iç gelişmelerinden (çelişmelerinden N.) doğan kendiliğinden bir devimle gerçekleştiğini açıklayan ‘karşıtların birliği ve savaşı yasası’,
Her olay ve olgudaki gelişmenin sayıca çoğalmaların birdenbire nitelik değişmesini gerektirmesiyle gerçekleştiğini açıklayan ‘nicelikten niteliğe geçiş yasası’

Her olay ve olgudaki gelişmenin eskinin olumlu yanlarını özümseyen bir yenileşmeyle gerçekleştiğini açıklayan ‘olumsuzlanmanın olumsuzlanması yasası’

Doğanıni toplumun ve düşüncenin işleyiş mekanizmasını açıklayan bu üç büyük eytişim yasası şu eytişimsel yasalarla tamamlanır:

1. Özel ve genel
2. İçerik ve biçim
3. Öz ve olgu
4. Neden ve sonuç
5. Zorunluk ve rastlantı
6. Olanak ve gerçeklik
7. Tümel ve tekil
8. Görünüş ve gerçek
9. Kuram ve kılgı
10. Soyut ve somut
11. Mantıksal ve tarihsel vb. gibi bağımlı ulamlar arasındaki eytişimsel bağlılığı açıklayan yasalar

Eytişimin iyice kavranabilmesi için özellikle şu kavramların açık seçik bilinmesi gerekir:

1. Özdek
2. Devim
3. Bilinç
4. Oluş
5. Yasa
6. Zaman ve uzay
7. Bilgi
8. Kuram ve eylem

Eytişim, nesnel gerçekliğin gelişme yasası olmakla ‘nesnel eytişim’ ve nesnel gerçekliğin insan bilincinde yansıması olmakla ‘öznel eytişim’ olarak adlandırılır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*