Çoklu Zekâ Kuramı Nedir?

felsefe Nedir

Her ne kadar Binet ve Weschler zekâ ölçme kavramını ortaya attıklarında, zekâyı doğumla belirlenmiş sabit, ölçülebilir ve değişmez bir olgu olarak varsaymışlarsa da, daha sonraki yıllarda Piaget, Vygotsky, Feuerstein gibi birçok başka bilim insanı çocuklar üzerinde yaptıkları uzun süreli gözlemler sonucunda zekânın sabit olmadığını ortaya koymuşlardır.

Bu çerçevede zekâ, kalıtsal yetenekler, deneyimler ve çevresel bileşenler tarafından şekillendirilir. Öğretmenler ve veliler, çocuğa sağladıkları ortamı ve öğretim yöntemlerini değiştirerek o çocuğun zekâsının üst düzey gelişmesine katkı sağlayabilirler. Niteliksiz eğitim-öğretim ortamı ve kötü çevre zekâ gelişimini olumsuz etkilerken, nitelikli eğitim-öğretim ortamı ve iyi çevre zekâ gelişimini desteklemektedir.

Sternberg zekâyı herhangi bir çevresel bağlamı seçme, biçimlendirme ve uyum için gerekli olan zihinsel yetenektir. Zekâ çok kapsamlı bir olgudur. Sternberg’in Zekâ Kuramı problem çözmede kullanılan işlemsel bileşen, zekâ çevre bağlantısını yapılandıran zekâ ve yeniliğe açıklığı sağlayan deneyim yoluyla değiştirme mekanizması olmak üzere üç boyutludur.

Çoklu Zekâ Kuramı neye benzetilebilir diye düşünüldüğünde akla gelebilecek en iyi örneklerden biri dengeli beslenme olabilir. Bu nedenle Gardner’in Çoklu Zekâ Kuramı’nın beslenmeyle bağlantısı kurulabilir. Ergenlik çağındaki çocuklar “Kaç türlü besin vardır?” sorusuna; dondurulmuş besinler, vakumlanmış besinler, paketlenmiş besinler… diye şaka yollu cevaplar vermektedir. Günümüz dünyasında çok da haksız sayılmazlar. Zira son derece rafine, doğallıktan uzak ve tek yönlü bir beslenme alışkanlığı giderek yaygınlaşmaktadır. Karbonhidrat ya da protein ağırlıklı beslenme, vücutta istenmeyen sonuçlara yol açmaktadır. Tek yönlü beslenen çocuklarda belirli hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Tek yönlü beslenme zekâ açısından da söz konusu olabilmektedir. Bilindiği gibi Piaget, bilginin öğrenilmesini besinlerin sindirilmesine benzetmektedir. Çoklu zekânın sekiz alanı düşünülürse, sadece matematiksel ve dilsel bir beslenme zekânın tek yönlü uyarılmasına neden olmaktadır. Bu durum, çocukların zihin gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Çocuklar matematiksel zekâya sahip olduklarında kendilerini iyi hissetmeye koşullanmaktadır. Başarılı öğrenci “matematikte iyi olan” demektir. Oysa dünyada başarılı yöneticiler, liderler, politikacılar vs. çoğunlukla sosyal zekâsı ve duygusal zekâsı yüksek olanlardır.

matematiksel, müziksel-ritmik, görsel-uzamsal, içsel, kişilerarası, doğa ve bedensel-kinestetik zekâ alanlarını içermektedir. Geleneksel eğitim bunlardan ilk ikisini yani sayısal ve sözel olanı dikkate almaktadır. Diğerleri okullarımızda ihmal edilmektedir. Oysa tek yönlü beslenme nasıl metabolizma üzerinde olumsuz etkiler oluşturuyorsa tek yönlü zekâ beslenmesi de zihin gelişimini potansiyel olarak sınırlandırmaktadır. Sonuçta beyin, insanın doğasına ve yaratılışına aykırı biçimde formatlanmaktadır. Bu işlemin yüzyıllar boyunca ve sistematik olarak yapıldığını varsayarsak, nasıl bir çıkmazda olduğumuzu ve yaratıcılığımızın nasıl öldüğünü kavramak daha kolay olacaktır.

Gardner çalışmasında birden fazla zekâ alanının olduğunu ve her bir zekânın, kişinin yetiştirilme şekline bağlı olarak geliştirilebileceğini ortaya koymuştur. Çoklu Zekâ Kuramı’nın ilkeleri şu şekildedir:

  • İnsanlar çok farklı zekâ türlerine sahiptir
  • Her insan etkin olarak kullandığı zekâ alanları ile özel bir karışıma sahiptir.
  • Her insanın kendine özgü bir zekâ profili vardır.
  • Zekâların her biri insanda farklı bir gelişim sürecine ve düzeyine sahiptir.
  • Bütün zekâ alanları dinamiktir ve geliştirilebilirler.
  • Her insan kendi zekâ alanlarını geliştirmek ve tanımak fırsatına sahiptir.
  • Her bir zekâ alanının gelişimi kendi içinde değerlendirilmelidir.
  • Her bir zekâ alanı hafıza, dikkat, algı ve problem çözme açısından faklı bir sisteme sahiptir.
  • Belli bir zekâ alanının kullanımı esnasında diğer zekâ alanlarından da faydalanılabilir.
  • Kişisel özellikler, kültür, kalıtım, inançlar zekâ alanlarının gelişimi üzerinde etkiye sahiptir.
  • Bütün zekâ alanları, insanın kendini gerçekleştirmesi yolunda farklı ve özel kaynaklardır.
  • Şu anda bilinen zekâ alanlarından daha farklı zekâ alanları da olabilir.
  • Yaşamda hiçbir etkinlik yoktur ki sadece tek bir zekâ alanı ile ilgili olsun.
  • Her birey dinamik bir zekânın eşsiz bir karışımıdır.
  • Zekâ alanlarından en gelişmiş olan kısmı diğer zekâ alanlarının geliştirilmesi için kullanılabilir.

Eğitim-öğretim ortamlarında bu öğrenenlerin zekâ alanlarının tespiti sadece, bireyin güçlü olduğu zekâ alanlarını tespit edip eğitim-öğretim faaliyetlerini bunlara göre yapılandırmak için değil, güçlü olan zekâ alanlarından hareketle, yeterince gelişmemiş olan zekâ alanlarını geliştirebilmek için önemlidir.

Howard Gardner’ın, Düşünüş Biçimi: Çoklu Zekâ Kuramı adlı eserinde ortaya koyduğu “Çoklu Zekâ Kuramı”, zekânın toplumlar ve eğitim üzerinde yıllar sürüp giden etkisini yani sadece dil ve matematik zekâsını hesaba katan klasik zekâ testi ve zekâ tanımlamasını tarihe karıştırmıştır. Gardner, zekânın iki değil sekiz yönü olduğunu savunmuştur. Böylece sadece matematikte ve dilde başarılı olanların değil, müzikte, sporda, dansta, iletişimde, doğada, resimde kendini gösterenlerin ve kendini iyi tanıyanların da zeki olduğunu ortaya çıkarmıştır. Çoklu Zekâ Kuramı’nın amacı, eğitimde bireylerin neler yapabildiğinden çok ne yapabileceğinin düşünülmesidir.

Gardner”ın yeniden şekillendirdiği Çoklu Zekâ Kuramı’nın sekiz alanı şunlardır:

  • Sözel-dil zekâ
  • Mantıksal-matematiksel zekâ
  • Görsel-uzaysal zekâ
  • Müziksel-ritmik zekâ
  • Bedensel-kinestetik zekâ
  • Sosyal zekâ
  • İçsel zekâ
  • Doğacı zekâ

Kaynak: ATA-AÖF, EĞİTİM FELSEFESİ, Yrd. Doç. Dr. Tugay TUTKUN

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*